menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Niçin geri kaldık?

11 0
14.03.2026

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Türkiye ve İslam âleminin geri kalmasının nedeni, Kur’an’la, İslam’la arasına mesafe koymasındandır. Günümüz Müslümanlarının algıladığı İslam’la Kur’an ve Sünnet’te telkin ve teklif edilen İslam arasında uçurumlar oluşmuştur. Genellikle günümüz Müslümanlarının yaşamaya çalıştığı İslam, gerçek İslam’la ilgisi olmayan taklidi bir dindir. Bu din, Kur’an’ın kınadığı atalar dininin ta kendisidir. Bu taklidi din, hak batıl mücadelesinde mensuplarını, tarafsız kalmaya, haksızlıklar karşısında susmaya, zalim karşısında dirayetsizliğe, adalette keyfiliğe, emanet ve liyakatte torpile, iktisatta helalle haramı karıştıran sapık bir anlayışa yönlendirmektedir. Bu taklidi dinin kabul ettiği bilgi, Kur’an ve Sünnet bilgisi değildir. Bu taklidi dinde Allah’a ve Resulü’ne iman vardır ama güvenmek yoktur. Yine bu taklidi dinde namaz, oruç, hac ve zekât gibi ibadetler vardır ama bu ibadetler, gerçek din ve düzen olan İslam’ın emrettiği ibadetler olmaktan uzaktır. Günümüz Müslümanları bu taklidi din yüzünden batıl karşısında acizdirler, medeniyet tasavvurları bakımından cahildirler, yalana hakikate kulak verdiklerinden fazla kulak verirler. Bu taklidi din; mensuplarını, tembelliğe, avantadan geçinmeye, üretmeye değil sadece tüketmeye ve israfa yönlendirmektedir. Bu taklidi dine göre hayat; “iman ve cihat” değil, ABD ve İsrail’in birlikte kurup yönettiği zulüm dünyasında günübirlik zevklerin giderildiği bir yaşamdır. Günümüz Müslümanlarının geri kalmasına sebep olan anlayış, bu taklidi dindir. Günümüz Müslümanları; İslam olarak gördükleri bu taklidi dinden, Kur’an ve Sünnet’in telkin ve teklif ettiği, bir saadet dini ve düzeni olan gerçek İslam’a dönmeden dünyada da ahirette de saadet yüzü göremezler. Çünkü Allah ve Resulü’nün telkin ve teklif ettiği gerçek İslam, batıl ve cehalet karşısında yenilmişliği asla kabul etmez. Gerçek İslam tevhit dinidir, çok dinliliği ve dağınıklığı asla kabul etmez.

Günümüz dünyasında aileler ve devletler, nesillere gerçek İslam’ı öğretmiyorlar. Nesillerin nasıl eğitileceği konusunda Kur’an’da verilen örneklerden birisi de Hz. Lokman örneğidir. Bu örneğe birlikte göz atalım. Lokman Sûresi 13. ayetinde: “Hani Lokman oğluna öğüt vererek, şöyle demişti: Oğulcuğum, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah’a ortak koşma, gizli ve açık şirke düşme. Çünkü şirk büyük bir zulümdür.” Bir ülkede itibar edilen eğitim Tevhit inancını esas alan bir muhtevaya sahip değilse, bu eğitim nesillere İslam’ı öğretmiyor demektir. Lokman Sûresi’nin 16-19. ayetlerinde ise Hz. Lokman eğitimine şöyle devam etmektedir: “Yavrucuğum; yaptığın iş; iyilik veya kötülük, bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa ve bu, bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, yine de Allah onu senin karşına getirir. Doğrusu Allah, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır. Yavrucuğum; namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabret. Doğrusu bunlar, azmedilmeye değer işlerdir. Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah, kendini beğenmiş övünüp duran kimseleri asla sevmez. Yürüyüşünde tabii ol, sesini alçalt. Unutma ki, seslerin en çirkini merkeplerin sesidir.” Bu ayetler; anne ve babaların ve devletlerin nesilleri yetiştirirken öne çıkaracağı esasları ihtiva eder. Burada sayılan esasları önemsemeyen hiçbir eğitim süreci ile gerçek İslam öğretilmiş olmaz ve böyle bir eğitimden de hayır gelmez. Bir gerçeği buradan bir kez daha ifade etmiş olalım. Türkiye’de ve İslam ülkelerinde eğitime hâkim olan zihniyet, materyalizmdir. Materyalizm demek, nesilleri İslam’dan uzaklaştırmak demektir.

İslam; iyiliktir. Müslüman ise herkese iyiliği dokunan kimsedir. İyiliğin ne olduğunu da Kur’an’dan, Bakara Sûresi’nin 177. ayetinden öğrenelim: “Gerçek iyilik ve Müslümanlık, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Fakat gerçek iyilik ve Müslümanlık; Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere iman etmek; sevdikleri malları gönülden isteyerek, yakınlara, yetimlere, dullara, kimsesizlere, öksüzlere, çaresiz yoksullara, yolda kalan muhtaç yolculara, yardım isteyenlere, esir ve kölelerin esaretten kurtarılarak hürriyetlerine kavuşması için harcamaktır. Namazları erkânına, şartlarına, vaktine riayet ederek aşikâre kılmak, vicdanlarını, servetlerini, sosyal bünyelerini arındıran, berekete vesile zekâtı vermek, antlaşma yaptıkları zaman antlaşmalarına riayet etmek, sıkıntılara sabrederek mücadele etmek, hastalığa, açlığa, mallarına ve canlarına gelen zarara tahammül etmektir. Harbin şiddetli zamanında sabrederek savaşanlardan olmaktır. İşte onlar, imanlarında samimi olanlardır. Onlar, işte onlar Allah'a sığınarak emirlerine yapışanlar, günahlardan arınıp, azaptan korunanlar, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranan, dini ve sosyal görevlerinin bilincinde olan muttaki müminlerdir.” Bu ayet, geçek bir İslam’ın kişiye, topluma ve devlete kazandıracağı erdemleri açıklamaktadır. Aynı zamanda bu ayet adil bir düzenin esaslarını da ortaya koyar. Bu ayette zikredilen doğuyu, Rusya ve Çin, batıyı da ABD, AB ve İsrail olarak okumak gerekir.

İslam; gerici değil ilericidir. Kur’an, cehalet değil ilimdir. İslam; karanlık değil aydınlıktır. Çünkü İslam; Allah’ın insanlara telkin ve teklif ettiği tek saadet düzenidir. İslam; insan fıtratıyla uyumlu tek dindir ve insanın aklını esas alır. İslam; hayat dinidir ve muhatabı bütün insanlıktır. İslam; denge, orta yol ve adalettir. İslam, açık ve anlaşılır bir dindir. İslam; Allah’tandır, eksiği yoktur, mükemmeldir, sentez kabul etmez. İslam; tevhit dinidir. Çok ilahlığı kabul etmez. İslam; bütün peygamberlerin telkin ve teklif ettiği tek dindir. İslam itikatında mülkün sahibi de, hâkimi de Allah’tır. İslam, birlik, beraberlik ve kardeşliktir ve Adil Bir Düzendir. Günümüzde bu kapıyı Millî Görüş tutmuştur. Selam hidayete tabi olanlara…


© Milli Gazete