Adil Düzen bereketi
Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Ramazan ayı içindeyiz. Bu ay, oruç ayı olduğu kadar, Kur’an’ı anlama ve hükümlerini hayata aktarma ve yaşamanın çarelerini arama ayıdır. Türkiye’de iktidar tarafından yürütülen faizci kapitalist düzen ile tercih edilen materyalist eğitimin, uygulanan sosyal politikaların Kur’an’la uzaktan yakından bir irtibatının olmadığını bilmek, Kur’an’ın teklif ve telkin ettiği Adil Düzene dönmek için gerekli bir şeydir. Adil Düzen bereket demektir. Bugünkü bozuk düzenin ürettiği işsizlik sadece Adil Düzen ile önlenebilir. İşsizliği önlemek; yeni işyerleri sağlamak, yeni ve büyük yatırım hamlesi yapmakla mümkündür. Adil Düzende, yatırımı pahalılaştıran faiz ve adaletsiz vergi olmadığı için, mevcut sermaye ile yatırımlar 5-6 misli, üretimler en aşağı 3 misli artacaktır. 3 misli üretim için ise işgücü ihtiyacı, şimdi çalışanlara nispeten en az üç misli daha fazlalaşacaktır. Türkiye’de açık ve kapalı işsizlik oranları bellidir. Şu anda iş bulan işgücü 10 milyon kabul edilirse, Adil Düzenin tatbiki ile işgücü ihtiyacının bunun en az 3 misli, yanı 30 milyon olacaktır. Bir başka ifadeyle çalışan 10 milyonun dışında 20 milyona daha iş imkânı bulunacağından bu da, işsizlerin tümüne iş imkânı sağlanması, yani işsizliğin ortadan kalkması demektir. Yurt içinde maliyetlerin düşmesine bağlı olarak dış talepteki artış ihracat patlamasına yol açacaktır.
İHRACAT Adil Düzen, ihracat patlaması sağlayan düzendir. İhracatı artırmanın bazı şartları vardır, mesela; a. Üretim tesislerinin yatırım maliyetlerinin ucuz olması; böylece, üretilen malın maliyetine intikal ettirilecek olan aşınma payı ve yenileme giderlerinin küçülmesi sureti ile üretim maliyetinin düşük olması. b. Üretim maliyetini en çok artıran maliyet kalemleri içindeki faizin ve haksız verginin olmaması, işletme giderlerinin az, hammadde, enerji gibi giderlerin ucuz olması, üretim için finansmanın yeterli olması ve kolay tedarik edilmesi, e. Yatırımı ve üretimi önleyici bürokratik ve diğer engellerin ortadan kalkması, f. Gelir seviyesinin yükselmesi dolayısıyla iç arz artacaktır. İç arzın artışı ve fiyatların genel seviyesinin düşük olması birim maliyetlerini düşürecek bu da ihracat hacminin büyümesine ortam hazırlayacaktır. Kısacası; kaliteli, bol ve ucuz üretimin yapılması gerçekleştirilecektir. Mevcut kapitalist düzenin, yatırımları faizle 5-6 misli pahalılaştırdığı, işletme sermayesi ihtiyacını 3 katına çıkardığı, böylece sermaye temininde zorlanıldığı, yatırım ve işletme sermayesine ödenen faizlerin ise üretimi pahalılaştırdığı, görülmesi gereken bir gerçektir. Kapitalist düzende üretim, az yatırım sebebi ile dörtte bire düştüğünden yurtiçi ihtiyaçlarının birçok sahada karşılanamadığı bilinmektedir. Bu durumun her geçen gün daha kötüye gittiği, ithalatın artarak ithalat-ihracat farkının, dış ticaret açığının giderek büyümesinden açıkça anlaşılmaktadır. Büyüyen bu açıklar ise faizli dış borçlarla kapatılmak suretiyle dış borç stoku tahammül edilmez seviyelere yükseltilmiştir. Bu durum hem ekonomimizi tahrip etmekte hem de dış itibarımızı zedelemektedir. Hadise maalesef bağımsızlığımıza gölge düşürecek seviyelere ulaşmıştır. Şartlı dış krediler, içerideki üretimlerin durmasını hızlandırmıştır. Bunun manası, bizim kahvedeki gencimiz hem işten mahrum edilmiş hem de Batılı gencin çalışmasını faizi ile birlikte finanse etmeye mecbur bırakılmıştır. Bu bataktan kurtulmanın tek yolu millet olarak Millî Görüş’e dönmek, Saadet Partisi’ni iktidara taşımaktır. KURTULUŞ
Kurtulmanın tek yolu, faizci kapitalist düzen yerine Adil Düzenin hâkim kılınmasıdır. Çünkü; a. Adil Düzende yatırım tesislerinin 5-6 misli ucuza mal edilmesi ile bir yatırım tesisi yerine aynı imkânla 5-6 yatırım tesisi yapılabilecektir. Böylece üretim 5-6 misline çıkacak, gider kalemi olan aşınma payı ve yenileme giderleri küçülerek üretim ucuza mal edilecektir. b. İşletme esnasındaki giderlerde faiz ve haksız vergi olmayacağı için maliyetler düşük, yani üretim ucuz olacak. c. Girdiler, Adil Düzen içinde yukardaki mantıkla ucuzlayacağında, bu girdilerin ucuzluğu, üretilecek malın ucuz olmasına sebep olacaktır. Üretim için finansman sorunu çözümlenecektir. Çünkü Finansman ihtiyacı üçte bire inmiştir. Faiz kalktığı için finansmanın faiz yerine yatırıma yönelmesi sağlanmıştır. Para, üretime karşılık basılacağı için üretimin meydana gelişi ile istenen parayı bulmak imkân dâhilinde olacaktır. c. En az 4-5 misli artan üretim; yurtiçi ihtiyacını karşıladıktan sonra 2-3 misli de artacağı için, dış pazarlara bol ve ucuz mal ihraç edilerek, ihracat patlaması sağlanacaktır. Bunun neticesinde dış ticaret açığı kapanacak, dış borca ihtiyacı kalmayacak, eski borçlar süratle ödenecektir. Artan zenginlikler ise en ileri teknolojinin kullanılmasına, her türlü araştırmanın yapılmasına imkân verecektir. Böylece en ileri teknoloji kullanılarak en modem ve kaliteli üretim yapma imkânı doğacaktır. Tekraren ifade edelim ki; kurtuluş Millî Görüş’e dönmekte, Adil Düzene geçmektedir. Bunun için de milletimizin Saadet Partisi’ni tek başına iktidara taşıması yeterli olacaktır.
Çünkü Saadet Partisi’nin temel hedefi, milletimizin bütün kesimleriyle saadete ulaşmasıdır. Bu yüzden ülkemizin ve milletimizin maddi ve manevi kalkınması için çalışmaktadır. Ülkemizde yaşanan manevi tahribat, ekonomik yıkım, dış politika faciası; Saadet Partisi dışındaki partilerin uygulamalarının eseridir. Millî Görüş kadroları elli beş yıldır ülkedeki problemleri gerçek manada tespit etmiş, çözüm yollarını ortaya koymuş, görev aldığı zaman da cesurca ve dürüstçe uygulamıştır. Aziz milletimiz buna şahittir. Milletimiz hasretle ve hararetle Saadet Partisi iktidarını özlemekte ve beklemektedir. Türkiye’nin kurtuluşu ancak Saadet Partisi’nin tek başına iktidarı ile mümkündür. Bu inancımızı ispat eden ana unsurlar ise Niyet, İnanç, Bilgi, Kadro, Yani Teşkilat ve hedefinin gerçekçi olmasıdır. Ve Adil Düzen, bereketiyle gelir. Selam hidayete tabi olanlara…
