menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İnsanın en temel ihtiyaçları nelerdir - 5

42 65
22.02.2026

Dördüncü bölümde sıraladığımız, insanın en temel ihtiyaçlarını incelemeye devam edelim:

Bilim, insanın varlıklar üzerinde araştırma, inceleme, yorumlama ve kıyaslama gibi çalışmaları yürüterek elde ettiği bilgi olarak tanımlanabilir. İlk insandan itibaren insanların düşündükleri, keşfettikleri, icat ettikleri kısacası hayatı kolaylaştırıcı her türlü değer, bilimin kaynağını teşkil etmiştir. Bilim, insanın düşünme yetisini destekler, yeni ufuklar açar ve insanı yeni arayışlara sevk eder. Bilim ihtiyacı karşılanmazsa insan, hayatın zorluklarını aşmakta sıkıntı yaşar. Bu ise toplumsal açıdan geri kalmışlığa sebebiyet verir.

Bilimin takdim ettiği tarz ve anlayış, insanı kendisine hayran bırakır. Ancak bilimin kötü bir yanı var ki o da: ‘İnsanın bilimle elde edilemeyecek hiçbir şeyin olmayacağı yanılgısına düşüyor olmasıdır.’ Oysa bilimin bir uzantısı olan teknoloji hayata kolaylıklar sunduğu gibi tam tersi hayatı çekilmez hale de getirebiliyor. Tarih boyunca bilim ve teknolojiyle nice insanlık ayıbı işlenmiştir ve işlenmeye de devam etmektedir.

İşte, insanlığın çekmekte olduğu sıkıntıların asıl nedeni bedenin bilim ihtiyacını bir ölçüye oturtacak olan ruhun ilim ihtiyacının karşılanmamasıdır. İlim ihtiyacını karşılamak için ilmin manasını bilmek gerekir. İlim, en kısa tanımıyla ilahi mesaj ve onun insanlığa takdim ettiği büyük anlamdır. İlmin en geniş tanımını ise Yüce Allah, Kur’an’da bildirmiştir. Buyuruyor ki: ‘Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de mürekkep olsa, arkasından yedi deniz daha ona katılsa, Allah’ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez.’ Bu durumda ilim bilimi de kapsıyor demektir. Yani insanın düşünerek ve yaşayarak elde ettiği bilgiler dâhil, bu yollarla ulaşamayacağı diğer bilgiler de ilmin kapsamındadır. İnsan ilmi alırsa bilimi de insanlık yararına kullanır. Yukarıda da izahı yapıldığı gibi ilim, ruhun olmazsa olmaz ihtiyaçlarındandır. İmanın gereğidir ve insanın hüsrandan kurtuluş vesilesidir.

Şöhret olma - Adil olma:

İnsan, yaşadığı sürece sürekli bir takım hayaller ve idealler peşinde koşup durur. Makam mevki sahibi olmak ister... Şan şöhret sahibi olmak ister... Hedefine ulaşmak için de bir takım yol ve yöntemlere başvurur. Adeta medeniyetler ölçeğindeki yayılmacılık fıtratı, fert ölçeğinde insanda bu şekliyle tezahür eder.

Şöhret olma bedeni bir istemdir. İnsandaki nefis olgusu, hükmetme duyusuyla başkaları üzerinde hakimiyet kurmak ister. İşin içinde nefis olunca şeytan da baş aktör rolü oynar. Neticede........

© Milli Gazete