menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (372)

13 0
latest

Onların akrabâlık bağlarını araştırmamız, Irkçılık sâik̆iyle değildir

Hâl̃ böyle iken, bizim Sabataîlik hakkındaki araştırmalarımız, sâdece Türkiye’nin realitesini olduğu gibi kavramıya müteveccihdir. Yalnızca zevâhiriyle değil, içyüzüyle Türkiye realitesi… O içyüzünde, baskın unsur olarak Sabataîlik karşımıza çıkıyor. Masonluk ve Siyonizmle ittifâk hâlinde hareket eden, Frenk Âlemi tarafından da desteklenen Sabataîlik…

Gizli hüviyetli bu cemâati teşhîs etmek, ancak bu zâviyeden ehemmiyet kesbediyor… Cemâat tesânüdünü kuvvetlendiren en mühim bir unsur, Cemâat içi evlilikler ve akrabâlık bağları oluyor… Akrabâlık bağlarına dikkat etmek, Cemâati tanımıya yarıyor… Akrabâlık bağlarıyle ve teşkîlâtlı tesanüdle birbirine kenetlenmiş bir ekalliyet (umûmî nüfûsa oranla küçük bir zümre), nüfûs oranının kat-be-kat fevk̆inde bir nüfûz elde ediyor, nüfûzu, nüfûsun sâir kesiminin şuûrsuzluğu ve dağınıklığı nisbetinde artarak bir tahakküm derecesine varabiliyor, netîcede bir “Mütehakkim Zümre” teşekkül ediyor…

Yoksa, bizim bu çeşid araştırmalarımızda herhangi bir ırkçı sâik̆ kat’iyen bahis mevzûu değildir. Kur’ân-ı Kerîm’i hazmetmiş bir Müslümanın ırkçı olması muhâl̃dir.

Mâmâfih, kültür, esâs îtibâriyle, âile ve cem’iyet hayâtı içinde tevârüs edilmekte, şahsıyetin teşekkülünde, o, birinci dereceden bir âmil olmaktadır. O hâl̃de bir ferdin şahsıyetine nüfûz etmek için, onun mensûb olduğu millet, cemâat, teşkîlât, âile ve akrabâlık bağlarına da dikkat etmek lüzûmludur. L̃âkin bunlar, herhangi bir ferdi tanımak için k̃âfî olmadığı gibi, yanıltıcı da olabilir; asıl mühimm olan, onun kendi şahsıyeti, düşüncesi, inancları, amelleridir ve bunlar, pekâl̃â, evvelki unsurlarla tezâd arzedebilir… Binâenaleyh, birinci unsurlara, ferdin şahsıyet ve davranışlarını anlamıya yardımcı oldukları nisbette kıymet atfetmek doğru olur…

Kâideten, kimseyi, sırf ırkı, rengi, nesebi, sülâlesi, akrabâlık bağları, cemâati, milliyeti sebebiyle zemmedemeyiz. Hele ki bunlar ferdin irâdesini aşan mensûbiyetler ise! Her ferd, evvel emirde, kendi şahsıyeti, davranış şekilleri, hayât tarzı, amelleriyle değerlendirilmelidir. “Ameli kâsır olanı nesebi ileri götürmediği” gibi, tersine, mazbût ahlâklı, hayâtını sâlih amellerle süslemiş bir ferdin nesebi de, o neseb her ne olursa olsun, onun hakkında -hâssaten- menfî bir mîyâr olamaz…

2017 senesinden beri gerek Yeni Söz’de, gerekse Milat’ta neşredilen binlerce sayfalık çalışmalarımızdan bir demetini kitab hâlinde neşre muvaffak olmuş bulunuyoruz… Ana mevzû: 19-20 Eyl̃ûl̃ 1918’de vukû bulan Filistin Cephesi Hezîmetinin İçyüzü… Altı asırlık İmparatorluğumuzun izmihl̃âl̃ine, “Kemalist Türkiye”nin ve İsrâil Devleti’nin têsîsine müncer olan vetîrenin başlangıcı… Nasıl oldu da bütün cephelerde, İsl̃âmî Îmân mahsûl̃ü muazzam fedâk̃ârlıklarla düşman taarruzlarına mukâvemet eden, Çanakkale’de, Şark Cephesinde, K̃ûtülamâre’de destânî muvaffak̆iyetler elde eden Ordumuz, bir günde darmadağın oldu, düşmanı durdurmıya müteveccih hiçbir müdâfaa har̃bi yapmadan Toroslor’a kadar........

© Milat