menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (363)

32 0
04.08.2026

“1946 Türkiye’si ile 1954 Türkiye’si arasında asır farkı değil, çağ farkı vardır!”

“Adnan Menderes (Devamla) — Muhterem Arkadaşlar, ya 1946’dan evveli? Bugün burada melekâne bir eda ile, seçimden ve reyden, bu memlekette demokrasinin tesisi lüzumundan, bu sayede itibar kazanılacağından bahseden bu zat 1946’dan evvel tek bir köyde hakiki mânasiyle bir tek reyin kullanılmasına imkân verdi mi? Milletvekilleri malûm. Ticaret odasından, Etıbba odasından tutunuz da Kızılay Cemiyetine, Çocuk Esirgeme Kurumuna, mahalle ve köy muhtarlıklarına kadar hiçbir seçimde Halk Partisi namzetlerine ittifakla rey verilmemiş olduğu vâki mıdır? 1943 senesindeki Hükümet beyannamesini okuyunuz.

“Rahmetli Saraçoğlu diyor ki: Bizim kurduğumuz rejimin, yani tek parti rejiminin, bütün dünyanın medeni insanlarına ve cemiyetlerine örnek olacağında şüphe yoktur. Kendisi elbette ki, 1943 senesindeki bu hükümet programını gözden geçirmiştir. Bu 1943 tarihinden, daha sonra 1946’dan bu yana, demokrasi icaplarının tatbika konulması, demokratik zihniyetin yerleşmesi ve demokratik havanın memlekete hâkim olması bakımından, mesafeler kat’etmiş bulunuyoruz. Kendisine söylüyorum: Acaba ne istiyor? Bugün 1945, 1946’da mıyız, arkadaşlar? Bir defa memleketin o günkü halini, bir de bugün nereye geldiğini düşünün! 1946 Türkiyesi ile 1954 Türkiye’si arasında asır farkı değil çağ farkı vardır. (Bravo sesleri, alkışlar) Medeniyet farkiyle, telâkki farkiyle, biri bu derece başka bir çağdan, diğeri yepyeni bir çağdan örnekler teşkil eden, birbirine hiç benzemiyen iki ayrı Türkiye karşısındayız.

“Bütün vatan sathında yüz binlerce kişilik bir çete, bir şek̆âvet ordusu hâlinde, 1946 seçimlerini böylece îmâl̃ etmişlerdi!”

“Fakat İsmet Paşa bugünü beğenmiyor. Çünkü o süt besüt demokrattır. Çünkü o bu memlekette saçlarını demokratik prensiplerin tatbiki uğrunda ağartmıştır. Çünkü o, 1946 seçimlerini tek dereceli yapmıştır, çünkü o, 1950 seçimlerini sırf Allah rızası için malûm şekilde neticelendirmiştir. Halbuki, 1946’dan evvelki devri malûmdur. 1946 seçimlerinin ise bütün memleket sathında nasıl bir siyasi şekavet halinde cereyan ettiğini bütün dünya bilmektedir. Asıl esef ettiğim nokta şudur: O zaman, vali, kaymakam, nahiye müdürü, Halk Partisi teşkilâtının üste gelen insanları, jandarma, polis, yüz binlerce kişilik ordu, kanunları ve vatandaş hak ve hürriyetlerini müdafaa etmek gibi, mukaddes bir vazifeyle vazifeli olan bütün bu insanlar, Türk milletinin hayret nazarları önünde, kanunun nasıl çiğnendiğinin en iyi örneklerini vermişler, bütün vatan sathında yüz binlerce kişilik bir çete, bir şekavet ordusu halinde 1946 seçimlerini böylece imal etmişlerdi. Sonra da, işte bugün bir kere daha, bütün bunların müsebbibi olan zat kalkıyor ve ben seçildim, diyor, 1946 seçimleri meşrudur iddiasında bulunuyor, aksine vesika getirin diye bağırıyor! 1946 seçimleri meşrudur, aksini iddia için vesika getirin diyor.

“Adâletin eli yakandadır; bunlar yanına kalmıyacaktır!”

“Muhterem Arkadaşlar, 37 vilâyette; o zaman gücümüzün yettiği bu kadardı; 37 vilâyette seçimlerin nasıl perişan, nasıl felâketli bir şekilde yapılmış olduğunu tesbit ederek, binden fazla vesika ile bu kürsüye geldik. Bu zat 37 vilâyetin seçim mazbatalarının 24 saat içinde, bir gün içinde, bir celsede tetkikini emretti ve biz sabahleyin saat onda...

“İsmet İnönü (Malatya) — Yalan söylüyorsun.

“Başvekil Adnan Menderes (Devamla) — Adaletin eli yakandadır. Bunlar yanına kalmıyacaktır. (Sağdan........

© Milat