menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (353)

21 0
previous day

Ali Bulaç'ın ibretâmîz makâlesini aynen ik̆tibâs ediyoruz:

Yahûdi Âleminin telk̆înine nazaran, İsl̃âm Âlemine cephe almadan Avrupa Birliği gerçekleşemez!

“Abant-Paris'te tarihçi ve Fransız Akademisi üyesi Pierre Nora:

‘- AB, Sovyetler'e karşı bir iç bütünleşme projesiydi. Sovyetler'in parçalanması ile Batı'nın zafer kazanması, bu projeyi bir bakıma işlevsiz, anlamsız kıldı. Bugün için AB, siyasi bir güçten çok ekonomik bir birlik gibi görünüyor.'

dedi. Ve arkasından Avrupa'da ve Fransa'da neden Türkiye'nin üyeliğine karşı tepkilerin olduğunu açıklama sadedinde:

‘- Eğer AB, siyasî bir birlik olarak yoluna devam edecekse, çöken Sovyetlerin yerine İslam dünyasını bir ‘öteki' olarak algılamak durumundadır.' dedi.

“Bir Türk dinleyici şunu sordu:

‘- Avrupa kendi kimliğini, siyasî birliğini oluştururken illa da kendine bir düşman mı seçmek zorunda? Bu düşman illa da Müslümanlar mı olmak zorunda?”

“Nora, bu sorunun cevabını vermenin kolay olmadığını söyledi ve şunları ekledi:

‘- 21. yüzyılda İslam dünyası gelişecek. Bu gelişmenin yönetilmesi lazım. Avrupa, ılımlı Müslümanları İslamcı Müslümanlara karşı desteklemek zorundadır. Çünkü İslamcı İslam, hem modern değerler hem Müslüman dünya için zararlıdır.'

Gülen Cemâatinin “Abant Pl̃atformu”nun, 2006 Nisanında, Pâris'de tertîb ettiği müzâkere toplantısının üç Yahûdi sîmâsı: Pierre Nora, Alexandre Adler ve Jacques Derrida… Bütün Yahûdi-Siyonist Âleminin düşüncelerini dile getirerek, Türkiye’nin “Müslüman” değil, ancak “Kemalist” hüviyetiyle Avrupa Birliği’ne kabûl edilebileceğini beyân ediyorlar… Bu vesîleyle de, bir kerre daha, Kemalizmin baş muhâfızının Yahûdi-Siyonist Âlemi olduğu müşâhede ediliyor…

“Kemalist Batılılaşma Projesi, tenk̆îd edilemez!”

“Benim, Türk medyasına da yansıdığı gibi, çeşitli tartışmalara yol açan sorum, Fransa'nın çok ünlü tarihçisi ve gazetecisi Alexandre Adler'e idi. Şunu sordum:

‘- Toplantı boyunca hiçbir Fransız konuşmacı, İslamiyet'le diyalog kurulabileceğinden, yaşanan modernleşme / Batılılaşma sürecinde Müslümanların nasıl etkilenip sıkıntı çektiklerinden, Müslümanların ne düşündüklerinden tek bir kelime etmedi. Altı çizilen hususlar şunlar:

‘1) Avrupa sorunlarını konuşuyor, bu sorunlar çözülürse dünya da kurtulur; 2) Türkiye'nin AB üyeliği fonksiyonel olabilir, ama emin değiliz; 3) Kemalist Batılılaşma projesi doğrudur, eleştirilemez, esnetilemez; 4) İslam bir tehdittir, baskı altına alınabilir; bu demokratik sürecin doğasına halel getirmez; 5) Türkiye, İslami kimliği minimize edilmiş olarak -belki- üyeliğe kabul edilebilir. 6) Türkiye kendi başına karar verecek, yolunu çizebilecek olgunlukta bir ülke değil; Avrupa filtresinden geçmesi gereken bir ülke; Avrupa'nın filtresi, az demokrasi ile vaziyeti idare eden devlettir.

‘Oysa biz buraya Fransız aydınlarıyla konuşmaya geldik. Aydınlar, karşılıklı konuşmaya, ortak sorunları müzakere etmeye, bizleri dinlemeye yanaşmıyor. Hiç değilse asgarî müştereklere vurgu yapılabilir. Böyle olmuyor, aksine azamî farklılıkların, çatışma noktalarının altı çiziliyor. Her fırsatta bize rakip bir medeniyet, birlikte yaşanması mümkün olmayan bir ‘öteki' ve meydan okuyan bir kültür olduğumuz empoze........

© Milat