menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir çocuğun sözü ne zaman duyulur?

19 0
11.02.2026

Toplum olarak en zorlandığımız şey, olan biteni görmek değil, gördüğümüzle yüzleşmektir. Bazı gerçekler vardır ki! ortaya çıktığında değil, yıllarca sessiz kalındığında asıl yarayı açar.

Jeffrey Epstein vakası, yalnızca bireysel bir suç hikâyesi değil, çocukların nasıl sistematik biçimde korunmadığını gösteren bir aynadır. Bu aynaya bakmak rahatsız edicidir, ama gereklidir. İstismarlar gizli yapıldığı için değil, uzun süre görmezden gelindiği için mümkün olur.

Bu tür vakalarda ilk refleksimiz genellikle şudur, “Bunu nasıl kimse fark etmedi?” Oysa asıl soru başka yerde durur. Kimlerin sözü baştan itibaren değersiz sayıldı? Kimlerin anlattıkları, abartı, yanlış anlama ya da çocukça denilerek susturuldu?

Çocuklar istismarı yetişkinler gibi anlatmaz. Net cümleler kurmazlar, delil sunmazlar, zaman çizelgesi oluşturmazlar. Çoğu zaman ne yaşadığını anlamlandıramaz, yalnızca bir huzursuzluk, bir utanç, bir korku taşır. Yetişkin dünyası ise çoğu zaman bu dili duymakta başarısızdır. Çünkü çocukların dili, sabır ve sorumluluk ister.

Epstein vakasında olduğu gibi, güç ve statü devreye girdiğinde bu körlük daha da derinleşir. Saygın, etkili, dokunulmaz olarak görülen yetişkinler sorgulanmazken, çocukların sözleri sessizce geri plana itilir. Burada mesele tek bir kişinin suçundan çok, bu suçu mümkün kılan sessizliktir.

Bu sessizlik bireysel değil, kolektiftir. Kurumların, çevrelerin, hatta bazen normal kabul edilen şüphelerin sessizliğidir. “Yanlış anlamış olabilir”, “Böyle biri yapmaz”, “Aileyi zor durumda bırakmayalım” gibi cümleler, çocukları değil, yetişkinlerin........

© Milat