menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tarikatların önemi

46 0
04.09.2026

Allah'ı zikretmenin uhrevî faydası elbette malumdur. Fakat tarikatların günümüzde dünya hayatına bakan yönünü, yani insanın günlük hayatına kazandırdığı huzur, ahlâk ve kulluk şuurunu ele almak istiyorum. Âhirette mensuplarının ne tür mükâfatlara kavuşacağını ise biz bilemeyiz.

İnsan, hayatın zorluklarından ve günden güne artan sıkıntılardan kaçıp huzur bulacağı bir yer arıyor. Düşünün ki sabahtan akşama kadar çalışan bir insan, yoğun bir stres yaşıyor. Akşam işten çıktıktan sonra güzel bir mecliste toplanıp Allah'ı tesbih etmeleri, zikretmeleri ve kalplerini zikirle çalıştırmaları ne kadar muhteşemdir!

Şimdi aynı kardeşimiz işinden çıktıktan sonra böyle bir meclise gitmeyip bir kahvehanede veya başka mekânlarda vakit geçirse, gün boyu yaşadığı sıkıntı yetmezmiş gibi bir de oranın gürültüsünü çekecek. Belki de dinlenemeden, üstelik âhiretine zarar verecek şeylere bulaşarak evine dönecektir.

Hâlbuki tarikatta zikir ve sohbet meclisinde bulunup hocasından güzel sözler dinlemek, ardından zikirle kalbini çalıştırmak hor görülecek değil, bilakis takdir edilecek bir hâdisedir.

Çünkü tarikatın asıl meselesi sadece dilin “Allah” demesi değildir; o zikrin kalbe, kalbin de hayata tesir etmesidir. Kalbine Allah'ı yerleştirmeye çalışan insanın davranışları da zamanla değişir. Nefsini terbiye etmeye, haramdan sakınmaya, helâl rızık kazanmaya, güzel ahlâklı olmaya çalışır.

Kalbini zikirle çalıştıran bir ehli-i iman; namazına gösterdiği hassasiyetle, rızkının helâl olmasına verdiği önemle hem evinde çoluk çocuğuna daha huzurlu bir ortam sunar hem de işini daha dikkatli yapar.

Kimisi üniversite bahçesinde otla, tırmıkla uğraşır; kimisi terzilik yapar, kimisi ekmek pişirir. Aralarında doktorlar, mühendisler ve daha nice meslek sahipleri vardır. Eğer iman ve zikir onların hayatına gerçekten tesir etmişse, yaptıkları işi de farklı yapmaya........

© Milat