Bombalar altında yuva kurmak
Gazze’de, insanlıktan nasibini almamış vahşi Siyonist canavarların her gün yeni bir zulmüne, soykırımına şahit oluyoruz. İnsanlar bombaların, füzelerin saldırganlığıyla hayata veda ediyor; analar, kadınlar en büyük çileyi omuzluyor. Babalar ise bir lokma ekmek ve hürriyet uğruna, evlatlarının izzetini korumak adına tarifi imkânsız bir varoluş mücadelesi veriyor. Fakat tüm bu dehşet tablosunun ortasında, Filistinli kardeşlerimiz bizlere ders verircesine asil, mert ve vakur bir duruş sergiliyorlar.
Onlar, üzerlerine yağan bombalara ve topyekûn imha politikalarına rağmen evleniyor, yuva kuruyor ve evlat sahibi oluyorlar. Hiçbiri seküler dünyanın o bencil feryadıyla, "Böyle bir dünyaya çocuk mu getirilir?" demiyor. Çünkü bilirler ki, nefes alıp verdiğimiz müddetçe hayat devam etmektedir; neslin muhafazası ve devamı ise fıtri bir vazife, mukaddes bir cihattır. Nasıl ki bir Müslüman için meşru müdafaa ve cihat farzdır ve kaçmak büyük bir vebal ise bugün Gazze’deki bu nüfus mücadelesi de bir nevi demografik cihattır.
Şer odakları Müslümanların nüfusunu kurutmaya çalışırken, konfor müptelası modern gençlik evlilikten köşe bucak kaçıp zevkusefaya dalarken; Gazze’nin yiğit kızları ve delikanlıları bir tas çorbanın, bir bardak temiz suyun mücadelesini verirken dahi evliliği ve çocuk sahibi olmayı ihmal etmiyorlar. Eğer bu şuur olmasaydı, bugün yeryüzünde Filistin davasını sırtlayacak bir tek fert bile kalmazdı.
Bu vesileyle, o dehşet ve vahşet ikliminde neslin ihyası için analık vasfını mukaddes bir bayrak gibi taşıyan Gazzeli analarımızı ve kız kardeşlerimizi canıgönülden tebrik ediyorum. Onlar bu asil duruşlarıyla, Resûl-i Ekrem Efendimizin (sallallâhu aleyhi ve sellem) şu hadis-i şerifine en şerefli şekilde mazhar oluyorlar:
"Evleniniz, çoğalınız; çünkü ben kıyamet gününde diğer ümmetlere karşı sizin........
