menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye’yi kan gölünde boğma planı...

12 0
28.02.2026

“Hasta Adam” travmasıyla dünyaya küsenler, Necmeddin Erbakan’ın kurduğu hayallerle “ölüm uykusu”ndan uyanmaya başlıyordu.

O, ateşten bir gömlek giyiyor; adına da “Millî Görüş” diyordu. Ve en sıkıntılı anlarda bile çevresindekilere umudun sonsuzluğa uzanan haritasını çiziyordu. Kur’an rûhu, Peygamber şuuru bu topraklarda bir kez daha mâkes buluyor; “Millî Görüş” bayrağı altında dalga dalga İslâm coğrafyasına yayılıyordu. O, İslâm âleminin içinde bulunduğu sıkıntıların asıl kaynağının “ümmet şuuru”ndan uzaklaşmasına bağlıyor; her fırsatta siyonizmin köleleştirdiği Müslüman coğrafyanın tekrar ayağa kalkma yolunun “cihad farzı”ndan geçtiğini beyan ediyordu.

“Anadolu’nun Ruhu”na ket vuranlar, bendine sığmayan “Savunan Adam”ı her defasında engelliyor; o bütün engellemelere rağmen “kesilen sakal” gibi her defasında daha gür çıkıyordu. Leopard tanklarıyla başlayan rüyâ; Gümüş Motor, Devrim Otomobili’yle gerçeğe dönüşüyor; idealize edilen “millî sanayii”nin temelleri atılıyordu.

1968’de Odalar Birliği Başkanlığı, Süleyman Demirel ve eyyamcıları tarafından ilga ediliyor; O yılmıyordu... “Önce ahlâk ve maneviyat” düsturuyla Türk siyasetine yeni bir anlayış getiren Millî Görüş Lideri Prof. Dr. Necmeddin Erbakan, başlattığı Ağır Sanayi hamleleriyle “Yeniden Büyük Türkiye” idealinin fitilini ateşliyordu. 1971’de Millî Nizam Partisi antidemokratik bir şekilde kapatılıyor; O yılmıyordu... 1980’de Millî Selamet Partisi antidemokratik bir şekilde kapatılıyor; O yılmıyordu...

Ve 1995’te Türkiye’de yeni bir dönem başlıyor; çetin günler artık O’nu bekliyordu... Refah Partisi genel seçimlerinde yüzde 21.37 oyla 158 milletvekilliği alarak büyük bir başarıya imza atıyor; O’nun başbakanlığında kurulan 54. Refahyol Hükûmeti, milletin özlediği hizmetler için kolları sıvıyordu. Millet O’ndan memnundu; fakat dış güçler, kartel medyası, askerler, sendikacılar, çeteler rahatsız oluyordu.

54. Türkiye Cumhuriyeti Refahyol Hükûmeti’nin 28 Haziran 1996 tarihinde iktidar olmasıyla birlikte hortumları kesilmeye başlayan rantiyeci çevreler bir kaşık suda fırtına kopartmaya başlıyordu.

Erbakan’ın 13 Nisan 1994 yılında Meclis Grubu’nda yaptığı konuşmayı tozlu raflardan indirerek “iç savaşa davet beyanı” olarak tevil eden asker ve siyasiler, 28 Şubat “Postmodern Darbesi”nin zemin taşlarını döşüyordu.

Neydi Erbakan’ı linç etmek isteyenlerin tartışmaya açtığı o konuşma; “Refah Partisi iktidara gelecek, adil düzen kurulacak. Problem ne? Geçiş dönemi sert mi olacak, yumuşak mı olacak, kanlı mı olacak, kansız mı olacak?.. Bu kelimeleri kullanmak bile istemiyorum amma, bunların terörizmi karşısında herkes gerçeği açıkça görsün diye bu kelimeleri kullanma mecburiyetini duyuyorum. Türkiye’nin şu anda bir şeye karar vermesi lâzım. Refah Partisi adil düzen getirecek, bu kesin şart. Geçiş dönemi yumuşak mı olacak sert mi olacak, tatlı mı olacak kanlı mı olacak, altmış milyon buna karar verecek...”

Ve ardından bitmek bilmeyen iftira kampanyalarına her gün bir yenisi ekleniyordu… Başbakan Erbakan’ı 148 kilo altınla... Kayıp Trilyon Davası’yla... Repo yapılan Bosna paralarıyla... Ali Kalkancı’nın zikir ayinleriyle... Fadime Şahin ve Müslüm Gündüz’ün uçkurlarıyla... Tuğgeneral Osman Özbek’in Başbakan Erbakan’a küfürleriyle... Başörtülü öğrenciler için kurulan ikna odalarıyla... Kasetlerle...........

© Milat