İnsan(lık) “kendi”sine gelmeli
Kültür üreten bir varlık olarak insan, tarih boyunca tabiat ile kültür arasındaki gerilimi yaşamıştır ve bugün bu gerilim ciddi boyutlara ulaşmış durumdadır. Elbette kültür insanın geçmişten bugüne hayatını devam ettirmesinde bir yol haritası olarak işlev görmektedir. Fakat bir noktadan sonra insanın farkındalığını zayıflatan, hayatı alışkanlık haline getiren ve tabiatı (buraya insan fıtratı anlamında tabiat da dahildir) maskeleyen boyutlara ulaşabilmektedir.
Kültür insanın maddi ve manevi olarak ürettiği tüm birikimlerdir ki, aynı zamanda karşılaştığı sorunlara bu birikimleri ve geliştirdiği perspektif ile çözümleri ifade etmektedir. Buna göre insanın evindeki eşyalar, ilişki usul ve üslupları, gündelik hayatta geliştirdiği pratikler kültürel birikimleri yansıtmaktadır. Bugün gelinen noktada ise teknolojiden gündelik hayata dair kültürün insanı yoğun kuşatması son kertede amacından saparak insanı eşya karşısında bağımlı kılmaktadır. Meselâ; bugün tüketim bu bağımlılıkların başında gelmektedir. Bu ise travmatik bir yabancılaşmayı birlikte getirmektedir.
Modern zamanlara doğru yol alırken “tabiat”, yeni paradigmanın inşasında anahtar bir kavram olmuştur.........
