menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Akademinin patolojikleşmesi

17 0
26.01.2026

Modern bir kurum olarak akademi, hakikati aramanın kurumsal adıdır.Akademi, hakikate sahip olma iddiası taşıyan bütün kurumları, kalıpları ve kaynakları sorgulayan hümanist bir yapıdır. Günümüzde asli işlevinden ve misyonundan uzaklaşan akademi, giderek hakikatten kaçmanın, konformizmi meşrulaştırmanın ve itaati ödüllendirmenin alanına dönüşmektedir. Akademinin asli işlevinden ve misyonundan uzaklaşması, insanlık için ciddi bir tehdit ve tehlike anlamına gelmektedir. Akademideki bu çürüme, bir kriz değil, açık bir patolojikleşme halidir. Akademinin patolojikleşmesi, akademinin ontolojik bir çürüme içinde olduğunu göstermektedir.

Akademinin temel hastalığı, özgür benliği bastırmasıdır. Özgürce düşünen, sorgulayan, risk alan zihinler sözde akademik sistemde makbul değildir. Makbul olan sözde akademisyenler, susan, uyum sağlayan ve hiyerarşiye itaat eden akademik memurlardır. Düşünme, özgür benliğin eylemi olmaktan çıkarılıp performans raporlarına indirgenmiştir.

Akademik kurumlarda bilgi, anlam üretmek için değil, puan, atıf ve endeks üretmek için yazılmaktadır. Çok sayıda makale vardır, ama az sayıda fikir vardır. Akademi, düşünsel yaratıcılığı değil, tekrarı teşvik etmektedir. Bu durum entelektüel üretim değil, entelektüel obezite doğurmaktadır. Entellektüel obezite, akademiyi kısırlaştırmakta, katılaştırmakta ve karartmaktadır.

Patolojik akademinin karanlık yüzü, otoriter zihniyettir. Ünvanlar kutsallaştırılmış, hocalar eleştirilemez figürlere dönüştürülmüştür. Eleştiri, bilimsel bir erdem değil,........

© Milat