menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Okul saldırılarının düşündürdükleri

45 0
23.09.2026

Okul mu, bekleme salonu mu? Her beden öğrenci değildir

Okullarda kavga çıkıyor.

Öğretmenler tehdit ediliyor.

Öğrenciler birbirine saldırıyor.

Bazen okul kapılarından içeri silah giriyor.

Sonra hep birlikte şaşırıyoruz.

Kameraları artırıyoruz.

Turnikeleri konuşuyoruz.

Güvenlik görevlilerini tartışıyoruz.

Sosyal medyayı suçluyoruz.

Aileleri eleştiriyoruz.

Akran zorbalığını manşetlere taşıyoruz.

Ama kimse şu soruyu yeterince yüksek sesle sormuyor:

Biz bu çocukları yıllarca hangi eğitim sisteminin içine kapattık?

Çünkü artık meseleyi halının altına süpürmenin anlamı yok.

Her çocuğu aynı sınıfa koymak eğitim değildir. Her genci yıllarca okulda tutmak da başarı değildir.

Çocuğu Değil, Sistemi de Sorgulayalım

Türkiye’de eğitim, uzun yıllardır “daha fazla yıl okulda kalmak” üzerinden ölçülüyor.

Oysa okulda geçirilen zaman ile alınan eğitimin niteliği aynı şey değildir.

Bir genç akademik eğitime yatkın olmayabilir.

Bir başkasının yeteneği elindedir.

Kimi makine söküp takarken parlar.

Ama biz çoğu zaman bütün bu farklılıkları görmezden gelip gençlere aynı yolu gösteriyoruz:

Otur. Dinle. Sınava gir. Bekle. Diploma al.

Peki ya o genç bu sisteme sığmıyorsa?

Ya sınıfta her gün kendisini başarısız hissediyorsa?

Ya yıllardır “yetersizsin” duygusuyla büyüyorsa?

Ya okul onun için öğrenme alanı değil, mecburiyet alanına dönüşmüşse?

İşte o zaman yalnızca öğrenciyi suçlamak kolaycılıktır.

Başarısızlık Duygusunu Büyütüp Sonra Şiddete Şaşırıyoruz

Şiddetin tek sebebi elbette eğitim sistemi değildir.

Aile, çevre, madde kullanımı, sosyal medya, ekonomik ve sosyal şartlar, bireysel özellikler ve okul ortamı gibi pek çok etken aynı anda rol oynayabilir.

Fakat eğitim sisteminin genç üzerinde oluşturduğu baskıyı da görmezden gelemeyiz.

Çünkü........

© Milat