İslâm Cahiliyeyi Yamamaya Değil, Değiştirmeye Geldi!
İslâm’ın vazifesi, insanların yaşadığı cahiliye düzenine birkaç dinî motif eklemek, yanlışların üzerini örtmek ve mevcut düzeni makyajlamak değildir. İslâm, insanı da toplumu da kökünden dönüştürmek için gelmiştir.
Çünkü İslâm, hayatın kenarına iliştirilecek bir süs değil; hayatın tamamına yön verecek bir hakikattir.
İslâm, cahiliyenin içine sığdırılacak bir din değil, cahiliyeyi değiştirecek bir inkılaptır.
Cahiliye yalnızca putlara tapmak değildir. Hakkı bile bile çiğnemek, adaleti güçlüden yana eğip bükmek, emanete ihanet etmek, liyakati akrabalığa kurban etmek, haramı menfaat uğruna meşrulaştırmak ve zulüm karşısında susmak da cahiliyenin farklı yüzleridir.
Bugün dilimizde Allah’ın adı, duvarlarımızda ayetler, sözlerimizde sünnet olabilir. Peki ya hayatımızda?
Ticaretimizde dürüstlük yoksa, yönetimimizde adalet yoksa, ilişkilerimizde merhamet yoksa, kazancımızda helal hassasiyeti yoksa, mazlumun yanında duramıyorsak hangi İslâmî dönüşümden söz ediyoruz?
Kur’an, bu hakikati apaçık ortaya koyar:
“Bir toplum kendilerinde bulunanı değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez.” (Ra’d, 13/11)
Demek ki değişim, yalnızca tabelaları değiştirmekle, sloganları yenilemekle, görünüşü dinîleştirmekle gerçekleşmez. Önce insanın kalbi, niyeti, ahlâkı ve davranışları değişmelidir. Ardından bu değişim........
