Görünmez cephelerin sessiz nöbeti
Kıymetli dostlarım; vatanın ne demek olduğunu iliklerimize kadar hissetmek için bazen başımızı kaldırıp karlı dağlara değil, usulca eğilip ayaklarımızın ucunda çırpınan denize bakmak gerekir. Lodosun uzaklardan taşıyıp getirdiği o genzi yakan tuz ve yosun kokusunu şöyle derin bir nefesle içinize çektiğinizde hissettiğiniz o aidiyet, hayatın en saf gerçeklerinden biridir. Çok değil, daha birkaç yıl evvel Marmara’nın o nefes kesen mavisini boğan, denizimizi can çekişen bir varlığa çeviren yapışkan müsilaj kâbusunu hiçbirimiz unutmadık. İşte tam da bu yüzden, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın geçtiğimiz günlerde Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB) ile imzaladığı 400 milyon avroluk o devasa iş birliği, bültenlerde okunup geçilecek sıradan bir ekonomi haberi değildir. İleri biyolojik atık su arıtma tesisleriyle dalgaların sesini yeniden gürleştirecek bu hamle, sadece bir çevre yatırımı değil; Mavi Vatan’ın "ekolojik egemenliğine" vurulmuş sarsılmaz bir devlet mührüdür. Çünkü bizler, suyu savunmanın toprağı savunmakla bir tutulduğu bir medeniyetin çocuklarıyız. Şimdi o serin suların başından usulca ayrılıp, her gün yüzüne baktığınız, şu an bile avuçlarınızın arasında tuttuğunuz o soğuk, pürüzsüz cam ekranlara dönelim. Denizin o organik gerçeğinden sıyrılıp;........
