Futbolun finansal illüzyonu
Stadyumun uğultusu arasında, Gençlerbirliği maçının henüz on beşinci dakikasında, orta sahanın göbeğinde sessiz bir fırtına koptu. Topun peşinde koşan değil, topun gideceği yeri önceden sezen o mütevazı dev, N’Golo Kanté; sanki bir gölge gibi rakibinin bitiverdi yanında. Tek bir hamle, tertemiz bir müdahale ve ardından tribünlerin "Kanté! Kanté!" feryatları... İşte o an, transfer dedikodularının soğuk evraklarından sıyrılıp, Çubuklu formanın ruhuna bürünen bir dünya şampiyonunun sahih duruşuna şahitlik ettik.
Fenerbahçe orta sahasına sınıf atlattığı, Gençlerbirliği karşısındaki o vakur ve enerjik tavrıyla şimdiden tescillendi. Ancak Kanté’nin o yeşil çimlere basmasıyla birlikte, Türk futbolunun yönetici odalarında yankılanması gereken asıl soru, bir kez daha derunî bir sızı gibi gün yüzüne çıkıyor. Osimhen, Ederson, Asensio ve şimdi Kanté... Süper Lig, adeta bir "All-Star" vitrinine, parıltılı bir lüks mağazasına dönüşüyor. Peki, bu pırıltı gözlerimizi mi kamaştırıyor yoksa........
