menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Şehre Dair Düşünceler-3

7 0
26.01.2026

Şehirde yaşayan her insanın, bulunduğu yere, çevreye ve mekâna karşı bir hassasiyeti olmalı, şehri sahiplenirken bu hassasiyet içerisinde hareket etmeli; taşına, toprağına, çarşısına, sokağına, evine bu hassasiyet penceresinden bakmalıdır. Şehrin acılarını paylaşmalı, yıkılış ve dökülüşlerine ortak olmalıdır. Fırsat buldukça, her bir köşesini yeniden gezmeli, onun yüzyıllar öncesine uzanan tarihini gözlerinin önüne getirerek, atalarının buraları yurt yapmak için çektikleri sıkıntılar, yokluklar ve fedakârlıklar üzerinde kafa yorarak, hem onları rahmetle anmalı ve hem de böylesine güzel toprakları bizlere bahşetttiği Yaradan’a şükretmelidir. Hürriyetimizin ve zürriyetimizin teminatı olan bu eşsiz vatanda, binbir nimet ve emniyet içerisinde Kıyamete kadar payidâr olmak ve sonsuza kadar yaşamak için; her bir taşına sahip çıkmalıyız, her bir köşesini kültürümüzün yapı taşları olan inancımızla, sevgimizle, hoşgörümüzle, bilgi ve bilincimizle süslemeliyiz. “Şehirleşme hassasiyeti” diyebileceğimiz bu kavram etrafında yeterince birlik olmadıkça ne şehirlerimiz şehir olur ve ne de bu toprakları elimizde tutmayla ilgili gelecek endişemiz son bulur.

Şehirler; mimarilerini oluşturan binaların tasarımıyla, sokaklarının ve caddelerinin düzeniyle, bahçelerinin ve parklarının biçimleriyle, insanlarının gündelik hayat içinde fizikî mekânlarla kurdukları bağlarla anlaşılır. Bu söylediğimiz kapsama giren şehirlerde insanlar, tarihlerine sahip çıkmak konusunda özene ve bilgiye dayanan bir çaba gösteriyorlar.

Bu tür şehirlerde yapılan yeni binalar, mutlaka eski binaların mimari özellikleriyle belirli bir uyum gözeterek yapılıyor. Yeni binalarının dış cephelerinin eski yapıların dış cepheleriyle uyumlu, bina yüksekliklerinin birbiriyle dengeli olması konusunda çok titizlikle davranılıyor. Böylece ortaya; bir bütün olarak şehir estetiği çıkıyor ve şehre nazar edince; içinizin bu güzelliğin huzuruyla dolması sağlanıyor. Bu bilinçli uygulama, şehrin doğal dokusunun yenilemelerle birlikte korunarak güncellenmesini ve ileriye taşınmasını sağlıyor.

Yapılar; özgün ve nitelikli olarak tasarlandığı için, güçlü bir anlam dünyasıyla hayatın içinde yer alırken, şehre temel bir değer katıyorlar. Bu anlam derinliği, şehirleri yüceltiyor, orada yaşayanların şehre aidiyetini, maddi ve manevi sermayesini çoğaltıyor. Şehirlerde yeşil alanlara gösterilen itina da benzer bir düşünce içeriyor. Bilge Mimar” olarak tanınan Turgut Cansever’e göre; “…evleri, çarşıları, çeşmeleri, camileri, hanları, hamamları ve gezinti........

© Milat