Esaretin Bedeli
Bayramda bir arkadaşla otururken güncel meseleler üzerine konuşuyorduk. Söz döndü dolaştı, bir noktada bana şunu söyledi. "Esaretin Bedeli diye bir film var, izledin mi?" "Evet" dedim, "izledim, hatta birkaç defa izlediğimi hatırlıyorum." Sonra arkadaşım filmin içinden bir sahneye değil, daha çok filmin ruhuna dair bir şey söyledi. “Filmin kahramanı esaretten kurtulduktan sonra yeni bir hayat kuramıyor. Alıştığı ritim bozulunca boşluğa düşüyor. Yeni bir düzen kuramıyor." O an, bu cümle bende filmin tamamını yeniden kurdu. Çünkü o ana kadar film benim için daha çok esaretten kurtulma ve özgürlük hikâyesiydi. Ama o sohbetten sonra fark ettim ki mesele sadece esaretten çıkmak değilmiş; asıl mesele esaretten çıktıktan sonra ne kurabildiğindi. Bu konuşmadan sonra filmi yeniden izledim. Bu kez film bana bambaşka bir şey söyledi. Artık sadece bir kaçış hikâyesi değil, özgürlüğün içinde oluşan boşluğu anlatan bir hikâyeydi. Çünkü esaret sadece bir duvar değil, aynı zamanda bir düzenmiş. İnsan o düzenin içinde kısıtlı ama belli bir ritimle yaşıyormuş. Ne zaman ne yapılacağı belliymiş. Günün akışı, saatlerin ritmi. Her şey dar ama öngörülebilir bir çerçeve içindeymiş. Özgürlük geldiğinde ise bu ritim bir anda kayboluyormuş. Alan açılıyor ama o alanın içine kendiliğinden bir düzen gelmiyormuş. Film aslında çok güçlü bir şey söylüyor. İnsan sadece esaretten kurtulmakla özgür olmuyor, özgürlüğü taşıyacak bir hayat da kurmak zorunda. Bu noktada mesele sadece filmin kahramanlarının hikâyesi değil, insanın kendisiyle kurduğu ilişkiye dönüşüyor. Çünkü insan, alıştığı düzenin içinden çıktığında sadece fiziksel bir mekândan değil, zihinsel bir ritimden de çıkmış oluyor. Düzen sadece bir kısıtlama değil, aynı zamanda bir alışkanlık ve denge alanıdır. O alan kaybolduğunda insan yeni bir denge kurmakta zorlanır. Film de tam olarak bunu anlatıyor. Özgürlük bir kapının açılmasıdır ama o kapıdan geçtikten sonra içeride hazır bir hayat yoktur. Bu yüzden Brooks Hatlen’in hikâyesi bu kadar çarpıcıdır. Yıllarca bir düzenin........
