Tanrı’nın eli
Bu akşam, tüm futbolseverler ekran başına kilitlenip İspanya ile Arjantin arasındaki Dünya Kupası finalini izlerken, aslında sadece iki futbol ekolünün değil, yeşil sahanın üzerine çöken devasa bir jeopolitik gölgenin de finaline tanıklık edeceğiz. Bugün tribünler coşkuyla inlerken, biz futbolun o çok övünen meşruiyetini ve sporun küresel güç savaşlarında nasıl bir kamuflaj malzemesine dönüştüğünü konuşmak zorundayız. O yüzden bugün teknoloji, medya veya kültür değil futbol konuşalım istedim.
Çünkü bu turnuva, futbolun evrensel adalet duygusunun canlı yayında, herkesin gözü önünde can çekiştiği bir tiyatroya sahne oldu. ABD Başkanı Donald Trump’ın, FIFA Başkanı Gianni Infantino’yu bizzat arayarak ABD’li oyuncu Folarin Balogun’un kırmızı kart cezasını erteletmesi, futbol dünyasında bir şok dalgası yarattı. FIFA’nın kuralları hiçe sayan bu kararına karşı ne kurumlardan ne de kamuoyundan güçlü bir ses çıktı. Statükonun bu derin sessizliği, akıllara futbol tarihinin en ünlü, en politik ve en ilahi adalet içeren cümlesini getiriyor: "Tanrı'nın Eli."
Falkland’ın İntikamından Trump’ın Telefonuna
Takvimler 1986’yı gösterdiğinde, Arjantin ve İngiltere Meksika’da karşı karşıya geldiğinde iki ülke yeşil sahanın ötesinde, Falkland Savaşı’nın kanlı siperlerinde çoktan karşı karşıya gelmişlerdi bile. Diego Armando Maradona, İngiltere ağlarına topu eliyle gönderip maçı kazandırdığında, o golü "Tanrı’nın Eli" olarak tanımlamıştı. O el, askeri açıdan mağlup olmuş bir ülkenin, sömürgeci........
