Otoerkil
Geçtiğimiz günlerde yine yurt dışındayken, her seferinde beni hem imrendiren hem de memleket gerçeğiyle yüzleştirip içimi sızlatan o meşhur manzarayı yine izledim: Trafik disiplini. Bu konuyu ara ara bu köşede dile getiriyorum ama kastettiğim şey sadece kırmızı ışıkta durmak ya da hız sınırına uymak değil. İnsanların kanunlara olan o kesin, sarsılmaz ve adeta sonsuz inancı.
Orada bir yaya, yaya geçidine adımını attığı an adeta dünyayı durdurmuş gibi hissediyor. Gözü kapalı, arkasına bile bakmadan adımlıyor yolu. Çünkü biliyor ki akan trafik onun hakkına saygı duyacak, o araçlar mutlaka duracak. Bireysel haklar, lütuf değil; bir yaşam standardı oralarda. Sonra dönüp bizim sokaklara bakıyorum. Manzara tam tersi. Bizde yaya geçitleri, yayanın canıyla oynadığı birer tehlike şeridi sanki. Karşıdan karşıya geçmek isteyen bir insan, kaldırım kenarında adeta ezilip büzülerek bir aracın ona "lütfetmesini" bekliyor.........
