İlkel ve modern insanın mutluluk anlayışı
Geçtiğimiz günlerde TRT Belgesel’de izlediğim bir program, beni insanlığın geçmişiyle bugünü arasında ilginç bir karşılaştırma yapmaya sevk etti. Tanzanya’nın kuzeyinde, yaşayan Hadza kabilesinin hayatını anlatan belgeseli izlerken kendi kendime şu soruyu sordum: Avcı-toplayıcı olarak yaşayan ilkel insan mı daha mutluydu, yoksa teknolojinin bütün imkânlarına sahip olan modern insan mı?
Bir tarafta elektrik, internet, otomobil, hastane, alışveriş merkezleri ve akıllı telefonlarla donatılmış modern dünya… Diğer tarafta ise doğanın içinde, basit barınaklarda yaşayan, karnını doyurabilmek için her gün avlanmak ve yiyecek toplamak zorunda olan insanlar…
Belgeselde kadınlar sabahın ilk ışıklarıyla birlikte topraktan yabani yumrular çıkarmak için saatlerce çalışıyor, ağaçlardan meyve topluyor, erkekler ise akşam sofralarına et koyabilmek için ellerinde yay ve oklarla av peşinde koşuyordu.
Bazen saatlerce süren avın sonunda elleri boş dönüyor, bazen de bir kuş, bir sincap veya bir geyik avlayarak günün en büyük başarısını elde ediyorlardı. Ağaç kovuklarından topladıkları bal, onlar için büyük bir nimet oluyordu.
Modern insanın market raflarında yüzlerce çeşit yiyecek arasından seçim yaptığı bir dünyada, bu insanların bir parça et bulabilmek için verdikleri mücadeleyi izlemek gerçekten düşündürücüydü.
Onların hayatında lüks yok, konforlu yatakları, sıcak suları, klimalı........
