menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Recep Karagöz yazdı: Türkiye’de İslamcılığın ahlaki siyasal meşruiyet krizi

25 77
15.02.2026

Son güncelleme: 15 Şubat 2026 -

Recep Karagöz yazdı: Türkiye’de İslamcılığın ahlaki siyasal meşruiyet krizi

“İktidar ahlakla sınırlandırılmadığında, ahlak iktidarın diline dönüşür.”

Türkiye’de son yıllarda kamuoyunda sıkça dile getirilen “İslamcılık bitti mi?” sorusu, yüzeyde bir ideolojik yorgunluk tartışması gibi görünse de, gerçekte daha derin bir meseleye işaret etmektedir: İslamcılığın ahlaki ve siyasal meşruiyetinin aşınması. Bu yazı, İslamcılığı tekil ve homojen bir düşünce geleneği olarak ele almamakta; Türkiye’de belirli bir tarihsel dönemde devletle bütünleşmiş siyasal-dini pratiği merkeze alarak, bu pratiğin iktidar deneyimi karşısında yaşadığı normatif krizi tartışmaktadır.

Dolayısıyla mesele, bir ideolojinin “sona erip ermediği”nden ziyade, hangi koşullarda meşruiyet üretme kapasitesini kaybettiği sorusudur.

İslamcılığın tarihsel iddiası ve ahlaki zemin

Bilindiği gibi İslamcılık, kökleri Osmanlı’nın son dönemine uzanan bir düşünce geleneğidir. Türkçülük ve Batıcılık gibi akımlarla birlikte, imparatorluğun çözülme sürecinde siyasal bir arayış olarak ortaya çıkmıştır. Ancak Türkiye’de 1960’lardan itibaren tercüme metinler aracılığıyla yeniden kurulan İslamcılık, modern dünyada adalet, zulüm ve iktidar ilişkisini merkeze alan ahlaki bir itiraz dili olarak kamusal alanda belirginleşmiştir.

Bu evrede İslamcılık, sömürüye, emperyalizme, yerli despotizme ve adaletsizliğe karşı güçlü bir normatif iddia geliştirmiştir. Devlet kutsal bir yapı değil; sorgulanması gereken bir iktidar alanı olarak görülmüş, adalet ve emanet kavramları siyasal tahayyülün merkezine yerleştirilmiştir. Bu yönüyle İslamcılık, uzun süre iktidara mesafeli bir ahlaki pozisyon üzerinden kendisini tanımlamıştır.

Milli Görüş çizgisiyle birlikte bu dil, yerli bir sosyolojiye yaslanarak dergiler, vakıflar, cemaatler ve sivil ağlar aracılığıyla toplumsallaşmıştır. Ancak bu dönem de bütünüyle sorunsuz değildir. Çoğulculuk, kadın meselesi ve toplumsal hiyerarşiler gibi alanlarda ciddi körlükler barındırdığı; ahlaki itirazın çoğu zaman toplum içi iktidar ilişkilerine yeterince yönelmediği de göz ardı edilmemelidir. Bugünkü meşruiyet krizini sağlıklı biçimde okuyabilmek için, bu tarihsel sınırları da hesaba katmak gerekir.

İktidar deneyimi ve normatif tıkanma

İslamcılığın yaşadığı asıl kırılma, İslamcı gelenekten beslenen bir siyasal hareketin devleti yönetmeye başlamasıyla ortaya çıkmıştır. Bu aşamada iktidar, artık uzakta bir hedef değil; gündelik ve somut bir pratik hâline gelmiştir. Ve her iktidar pratiği gibi, bu deneyim de İslamcılığın normatif iddialarını doğrudan sınamıştır.

Hukukun üstünlüğünün aşındığı, kuvvetler ayrılığının zayıfladığı, liyakatin yerini sadakatin aldığı ve yolsuzluğun sıradanlaştığı bir siyasal zeminde, İslamcılığın adalet merkezli dili giderek sessizleşmiştir. Bir düşünce geleneğinin meşruiyeti, yalnızca ne söylediğiyle değil; kriz anlarında neye sessiz kaldığıyla da ölçülür. Bu noktada ortaya çıkan şey, basit bir siyasal başarısızlık değil; ahlaki meşruiyetin erozyonudur.

Burada altı çizilmesi gereken husus şudur: Sorun yalnızca iktidarın bozucu etkisi değildir. Aynı zamanda İslamcılığın, iktidar ihtimalini ahlaki ve kurumsal olarak yeterince düşünmemiş olmasıdır. Çoğunluk gücünün sınırları, iktidarın denetlenme biçimleri ve ahlaki otoritenin nasıl korunacağı meselesi, iktidar öncesinde derinlikli biçimde tartışılmadığında, iktidar anında ciddi normatif boşluklar ortaya çıkmıştır.

Dinin devletleşmesi ve meşruiyet aşınması

Bu krizin önemli bir boyutu, din–devlet ilişkisinin aldığı yeni biçimde somutlaşmaktadır. Özellikle Diyanet İşleri Başkanlığı üzerinden şekillenen yapı, dinin kamusal rolünü belirleyen merkezi bir aktöre dönüşmüştür. Buradaki temel sorun, Diyanet’in varlığı değil; ahlaki özerkliğini yitirmesidir.

Din, iktidarı sınırlayan bir normatif referans olmaktan çıkarak, siyasal tercihleri meşrulaştıran bir dile eklemlendiğinde, eleştirel niteliğini kaybetmektedir. Bu süreç yalnızca devletin tek taraflı bir yönlendirmesiyle açıklanamaz. Dini aktörlerin önemli bir kısmı, bu bütünleşmeyi rızayla ve güç alanı olarak sahiplenmiş; böylece din, giderek düzenin metafiziği hâline gelmiştir. Bu durum, İslamcılığın tarihsel olarak savunduğu ahlaki mesafe ilkesinin fiilen ortadan kalktığını göstermektedir.

Ahlaki direncin geri çekilişi

Bu noktada mesele artık “İslamcılık sona erdi mi?” sorusundan çok, ahlaki direncin iktidar karşısında neden geri çekildiği sorusuna dönüşmektedir. Tarihsel deneyimler, iktidarla fazlasıyla iç içe geçen her ahlaki söylemin, zamanla iktidarın gerekçesine dönüştüğünü göstermektedir. İslamcılık da bu genel kaderden muaf kalmamıştır.

Ahlak, iktidarı sınırlamak yerine onu koruyan bir işlev üstlendiğinde; din, zulme karşı bir uyarı olmaktan çıkıp istikrarın dili hâline geldiğinde; eleştiri fitne, itiraz ihanet olarak kodlandığında, ortada artık bir ahlak siyaseti değil, siyasetin ahlakı araçsallaştırması vardır. Bu durum, İslamcılığın siyasal meşruiyetini olduğu kadar, ahlaki inandırıcılığını da zedelemiştir.

Ebu Hanife hattı ve normatif karşılaştırma

Yaşanan bu meşruiyet krizi karşısında, İslam düşünce geleneği içinde geliştirilen alternatif iktidar tasavvurlarını yeniden hatırlamak öğretici olabilir. Özellikle Ebu Hanife, iktidar karşısında ahlaki özerkliği esas alan bir duruşun sembol isimlerinden biridir. Ebu Hanife’nin devlet görevlerini reddetmesi, siyasal bir protestodan ziyade, adaletin iktidar tarafından tanımlanamayacağı yönündeki normatif tutumunun bir sonucudur.

Bu hat, bugünkü tartışma açısından önemli bir ölçüt sunar: Ahlak, iktidarın içinde mi tanımlanacaktır, yoksa iktidarın üzerinde mi konumlanacaktır? Türkiye’de İslamcılığın yaşadığı meşruiyet krizi, bu soruya fiilen verilen cevabın sonuçlarıyla ilgilidir.

Sonuç: Meşruiyet kriziyle yüzleşmek

Bugün gelinen noktada, Türkiye’de İslamcılığın yaşadığı şey bir “bitiş”ten çok, ahlaki ve siyasal meşruiyet krizidir. Bu kriz, genç kuşaklarda temsil sorununa, dini söylemin ikna gücünün azalmasına ve normatif iddiaların boşalmasına yol açmaktadır.

Bu krizin aşılması, yeni sloganlar ya da savunmacı söylemlerle değil; iktidarla kurulan ilişkinin radikal bir yüzleşmeye tabi tutulmasıyla mümkündür. Aksi halde tartışma, yalnızca bir teşhis olarak kalacak; kalıcı bir dönüşüm üretmeyecektir.

Asıl soru hâlâ ortadadır:

Ahlakı iktidarın emrinden kurtaramayan bir siyasal gelenek, meşruiyetini nasıl yeniden kurabilir?

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Medyascope'u Google Haberler üzerinden takip edin

Medyascope'un mobil uygulamasını indirin

Recep Karagöz / Diğer içerikleri

Recep Karagöz yazdı: Vekâlet, sadakat ve siyasal transferler

Seçici evrensellik çağında Avrupa: Irkçılık ve demokrasi krizi

Recep Karagöz yazdı: CHP’nin Kürt meselesi testi

Recep Karagöz yazdı | Nesil dayatılmaz: Devlet, ahlak ve vicdan arasındaki sınır

Recep Karagöz yazdı | Ahmed eş-Şara ve yeni Ortadoğu düzeni: Aktör mü, enstrüman mı?

Recep Karagöz yazdı: Post-otoriter dönemde yeni sivil toplum imkânları

Haftanın en popüler içerikleri

Meclis’te yemin töreni sırasında kavga çıktı: Gürlek AKP’li vekillerin arasında yemin etti

Kent uzlaşısı dosyasında tahliye kararları

Temu’dan 30 euro sınırına yeni çözüm: Türkiye’de ithalatçı şirket kurdu

“Hafız vali” olarak bilinen Mustafa Çiftçi kimdir?

Özgür Özel: “Böyle biri adaletin başına geldiyse, iktidarın da sonu gelmiştir”

Trafik Kanununda değişiklik kabul edildi: İşte yeni trafik cezaları

Akın Gürlek X hesabı açtı

Financial Times yazdı: Türk dizileri artan enflasyon baskısı altında, saatlik maliyet 240 bin doların üzerinde

Dört ili birbirine bağlayacak hızlı tren projesi 2028’de tamamlanacak

Gürkan Çakıroğlu yazdı: Öcalan’ın Türkiye’si

Medyascope'un günlük e-bülteni

Editörlerimizin derlediği öngörüler, analizler, Türkiye’yi ve dünyayı şekillendiren haberler, Medyascope’un e-bülteni Andaç‘la her gün mail kutunuzda.

Medyascope'u destekle

© 2015-2026 Scope Medya A.Ş.

© 2015-2026 Scope Medya A.Ş.

Kişisel Verilerin Korunması Aydınlatma Metni

İşbu Aydınlatma Metni, Veri Sorumlusu sıfatıyla Maslak Mahallesi, Dereboyu 2. Cadde, No: 15A/70, Ata Center İş Merkezi Kat:G2, Sarıyer/İstanbul adresinde mukim Şirketimiz Scope Medya Ticaret Pazarlama A.Ş.’nin (“Medyascope”) tarafından sağlanan ürün ve hizmetlerin tanıtımı amacıyla internet sitemizde yer alan E-Bülten Aboneliği kısmından elde edilen kişisel verilerin işlenmesine ilişkin olup, Şirketimiz tarafından başta 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“KVKK”) olmak üzere ilgili mevzuat kapsamında aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi amacıyla hazırlanmıştır. Şirketimizin kişisel verilerin korunmasına ilişkin politikaları https://medyascope.tv adresinde yer almaktadır.

İşleme; KVKK’nın 3. maddesinde kişisel verilerin kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması işlemleri olarak tanımlanmıştır.

İşlenen Kişisel Verileriniz

İşlenen kişisel verileriniz, E-Bülten Aboneliği aracılığıyla bizimle paylaşmayı tercih ettiğiniz adınız, soyadınız, e-posta adresinizdir.

Kişisel Verilerin Toplanma Yöntemi ve Hukuki Sebebi

Kişisel verileriniz, şirketimiz tarafından sağlanan ürün ve hizmetler kapsamında promosyon, kampanya ve tanıtım faaliyetlerinin yürütülmesi sırasında internet sitemizde yer alan E-Bülten Aboneliği bölümünde e-posta adreslerini bildiren kişilere Şirketimizin ticari olarak faaliyet gösterdiği alanlarda reklam, tanıtım ve bilgilendirme yapmasına ilişkin sözleşmenin kurulması ve ifası, veri sorumlusunun meşru menfaati ve açık rızanız kapsamında işlenmektedir.

Kişisel Verilerin İşlenme Amaçları

Kişisel verileriniz Şirketimiz tarafından, aşağıdaki belirtilen işleme amaçlarıyla uygun süre zarfında, KVKK’nın 5. ve 6. maddelerinde belirtilen kişisel veri işleme şartları ve amaçları kapsamında işlenecektir:

İletişim faaliyetlerinin yürütülmesi

Reklam / kampanya / promosyon Süreçlerinin Yürütülmesi

Saklama ve arşiv faaliyetlerinin yürütülmesi

Pazarlama analiz çalışmalarının yürütülmesi

Ürün / hizmetlerin pazarlama süreçlerinin yürütülmesi,

Organizasyon ve etkinlik yönetimi

Şirketimizin faaliyet alanlarında reklam, tanıtım ve bilgilendirme hizmeti sağlamak,

Şirketimiz tarafından gönderilen bu e-postalar üzerine gelen talep ve şikayetlerin cevaplanması,

Hukuki bir ihtilafın vuku bulması halinde hukuki işlem yapmak,

Sair tüm yasal yükümlülükler.

Kişisel Verilerin Hangi Amaçlarla Kimlere Aktarılabileceği

Şirketimiz, kişisel verileri “bilme gereği” ve “kullanma gereği” ilkelerine uygun olarak, gerekli veri minimizasyonunu sağlayarak ve gerekli teknik ve idari güvenlik tedbirlerini alarak işlemeye özen göstermektedir ve sadece zorunlu durumlarda üçüncü kişilere aktarmaktadır. Kişisel verileriniz; KVKK’nın 8. ve 9. maddelerinde belirtilen kişisel veri işleme şartları ve amaçları çerçevesinde Şirketimiz ilgili birimlerince işlenmekte ve aşağıda yer verilen amaçlarla üçüncü kişilerle paylaşılmaktadır.

İlgili mevzuatı gereği talep halinde idari makamlara, adli makamlara veya ilgili kolluk kuvvetlerine, yetkili idari ve denetleme kurullarına ve/veya diğer yetkili denetleyici kurum ve kuruluşlara aktarılabilecek ve/veya hukuki bir ihtilaf vuku bulması halinde Şirketimizin hukuki menfaatlerinin korunması amacıyla bu mercilerle ve Şirketimiz avukatları ile paylaşılmaktadır.

Ürün ve hizmetlerimizin tanıtımı amacıyla E- Bülten Aboneliği veri işleme altyapısını tedarik ettiğimiz iş ortağımız, bu bildirimlerin yapılması amacıyla hizmet aldığımız ajanslar ve pazarlama analiz şirketleri ile paylaşılmaktadır.

Kişisel verileriniz e-posta altyapısı ve ilgili hizmetlerinden yararlandığımız hizmet sağlayıcılarımızın yurt dışında bulunan veri depolama sistemleri nedeniyle KVKK’nın 9. maddesindeki şartlardan biri olan açık rıza şartı sağlandığı takdirde yurt dışına aktarılabilmektedir.

Kişisel Verilerin Saklama Süresi

Kişisel verilerinizi, sunduğumuz hizmetlerin mahiyetinden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmesi amacıyla, hizmetlerin sağlandığı süre boyunca ve ardından hukuki yükümlülüklerini yerine getirmek ve meşru menfaatini temin etmek amaçlarıyla ilgili mevzuata uygun olarak, makul süreler boyunca saklayacaktır.

Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi ve Anonim Hale Getirilmesi

Kişisel verileriniz KVKK’nın 7. maddesi uyarınca işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması halinde kişisel veriler re’sen veya kişisel veri sahibinin talebi üzerine tarafımızca silinir, yok edilir veya anonim hale getirilir.

Kişisel Verilerinizin Güvenliği

Bize sağladığınız kişisel verilerin gizliliğini ve güvenliğini korumaya önem veriyoruz. Bu doğrultuda, kişisel verilerinizi yetkisiz erişim, zarar, kayıp veya ifşaya karşı korumak için gerekli teknik ve idari güvenlik önlemleri almaktayız.

Kişisel Veri Sahibi İlgili Kişinin Hakları

Kişisel veri sahibi “İlgili Kişi”, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 11. maddesinde aşağıda yer verilen haklarını ve taleplerini www.eliteworldhotels.com.tr adresinde yer alan Başvuru Formunu usule uygun olarak doldurmak suretiyle bildirebilecektir.

6698 sayılı KVKK’nın 11. Maddesi kapsamında herkes veri sorumlusu sıfatı ile Şirketimize aşağıdaki hususlarda başvurma hakkına sahiptir:

• Kişisel verilerinizin işlenip işlenmediğini öğrenme,

• İşlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme,

• Kişisel verilerinizin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme,• Yurt içinde veya yurt dışında aktarıldığı üçüncü kişileri bilme,

• Kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması halinde bunların düzeltilmesini isteme,

• KVKK’da öngörülen şartlar çerçevesinde kişisel verilerinizin silinmesini veya yok edilmesini isteme,• Yukarıda belirtilen düzeltme, silinme ve yok edilme şeklindeki haklarınız uyarınca yapılan işlemlerin, kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme,

• İşlenen kişisel verilerinizin münhasıran otomatik sistemler ile analiz edilmesi sureti ile aleyhinize bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme,

• Kişisel verilerinizin ilgili mevzuata aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğramanız halinde zararınızın giderilmesini talep etme haklarına sahipsiniz.

Hak ve Talepleriniz İçin İletişim

Kişisel verilerinizle ilgili sorularınızı ve taleplerinizi, Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları hakkında Tebliğ’de belirtilen şartlara uygun düzenlenmiş dilekçeyle aşağıdaki yöntemlerle iletebilirsiniz.

“Şahsen Yazılı Başvuru” yoluna başvuracak İlgili Kişilerin kimliğini tevsik edici belgeleri ibraz etmesi zorunludur. Bu bağlamda Maslak Mahallesi, Dereboyu 2. Cadde, No: 15A/70, Ata Center İş Merkezi Kat: G2, Sarıyer/İstanbul adresine yapacağınız şahsen yazılı başvurularda başvuru formuyla birlikte kimlik fotokopisinin yalnızca ön yüzünün (kan grubu ve din hanesi gözükmeyecek şekilde) ibraz edilmesini rica ederiz.

Başvuru formunun tebligat zarfına veya e-postanın konu kısmına “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu İlgili Kişi Talebi” yazılmasını rica ederiz.

Kişisel veri sahipleri olarak, haklarınıza ilişkin taleplerinizi, Medyascope ‘a iletmeniz durumunda Medyascope talebinizi en geç 30 (otuz) gün içinde ücretsiz olarak sonuçlandıracaktır. Ancak, başvurunuza verilecek yanıtın mevzuat uyarınca bir maliyet gerektirmesi halinde Medyascope tarafından Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından belirlenen tarifedeki ücret talep edilebilecektir.

Ticari Elektronik İleti Gönderimi Hakkında Bilgilendirme

6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca ticari elektronik ileti; telefon, çağrı merkezleri, faks, otomatik arama makineleri, akıllı ses kaydedici sistemler, elektronik posta, kısa mesaj hizmeti gibi vasıtalar kullanılarak elektronik ortamda gerçekleştirilen ve ticari amaçlarla gönderilen veri, ses ve görüntü içerikli iletileri ifade eder.

Ticari elektronik iletiler, alıcılara ancak önceden onayları alınmak kaydıyla gönderilebilir. Ticari Elektronik İleti Yönetim Sistemi (“İYS”) üzerinde onayı bulunmayan alıcılara ticari elektronik ileti gönderilemez. Bu onay, yazılı olarak veya her türlü elektronik iletişim araçlarıyla ya da İYS üzerinden alınabilir. İYS üzerinden alınan onaylarda ise olumlu irade beyanı ve elektronik iletişim adresi yer alır. Alıcılar diledikleri zaman, hiçbir gerekçe belirtmeksizin ticari elektronik iletileri almayı reddedebilir. Alıcının ret bildiriminde bulunması, bildirimin yapıldığı iletişim kanalına ilişkin onayı geçersiz kılar. Alıcı reddetme hakkını İYS üzerinden de kullanabilir.

Alıcının kendisiyle iletişime geçilmesi amacıyla iletişim bilgilerini vermesi halinde, temin edilen mal veya hizmetlere ilişkin değişiklik, kullanım ve bakıma yönelik ticari elektronik iletiler için ayrıca onay alınmaz.

Tacir veya esnaf olan alıcıların elektronik iletişim adreslerine gönderilen ticari elektronik iletiler için önceden onay alınması zorunlu değildir. Ancak tacir ve esnafların ilgili mevzuatta yer alan reddetme hakkını kullanması halinde onayları alınmadan ticari elektronik ileti gönderilemez. Bu kapsamında ileti gönderilmesinden önce tacir veya esnaf olan alıcıların elektronik iletişim adresleri hizmet sağlayıcı tarafından İYS’ye kaydedilir ve İYS üzerinden alıcıların ret hakkını kullanıp kullanmadığı kontrol edilir.

6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca, Scope Medya Ticaret Pazarlama A.Ş.’nin (“Medyascope”) tarafından vermekte olduğumuz hizmetler kapsamında, Medyascope üzerinden temin edilen bilgileriniz doğrultusunda, onay vermeniz halinde E-posta iletişim aracı kullanarak tarafınıza her türlü bilgilendirme, tanıtım, reklam, ürün teklifleri, promosyonlar, kampanyalar, memnuniyet değerlendirme çalışmaları ve duyuruların iletilmesi amacıyla tarafınızla iletişime geçilebilecektir.

6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca ticari elektronik ileti gönderimine dair onay verseniz dahi dilediğiniz zaman, hiçbir gerekçe belirtmeksizin ticari elektronik iletileri almayı reddedebilirsiniz. Ret bildirimini kolay ve ücretsiz bir şekilde olmak üzere e-posta iletişim kanalı ile verebileceğinizi hatırlatmak isteriz. Reddetme hakkınızı İYS üzerinden de kullanabilirsiniz.


© Medyascope