menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mümtaz’er Türköne yazdı: AK Parti neden çok yalnız?

48 1
18.11.2025

Siyaset, kalabalıklar arasında yalnız kalabilenlerin işidir. Bütün gözler üzerinizde, hem yaptığınız iş icabı dudaklarınıza bir tebessüm yerleştirip maske takmanız gerekir hem de bütün insanlara has mahremiyet ihtiyacınızı o projektörler altında karşılamak zorunda kalırsınız. İlişkilerinizde aşırı dikkat, aşırı titizlik, kendinizle baş başa kaldığınız zaman ruh dünyanızda ağır bir yüke dönüşür. Çoğu siyasetçi error vermeye başlar; yakın çevresi düzeltmeye girişir.

Siyasî partiler de öyle.

Siyasî rekabet, babanın evladını tanımadığı mahşer gününe benzetilir. Siyasî parti ve edindiğiniz siyasî kimlik size sınır çizer, mensup olanları içerirken diğerlerini rakip olarak dışarda bırakır.

Bu yüzden bütün siyasî partiler aslında yalnızdır.

Ruşen Çakır’ın Edgar Şar ile yaptığı “CHP’nin yalnızlığı” başlıklı söyleşi üzerine söylüyorum bunları. Başka bir açıdan bakınca AK Parti’nin iktidarın ve siyasî yelpazenin zirvesindeki yalnızlığı daha çarpıcı görünmüyor mu?

Yine de karşılaştırmak lâzım. Hangisi daha yalnız: CHP mi, AK Parti mi?

Artık resmen ilan edilen ve bütün şiddeti ile devam eden iktidar savaşı, iki tarafı da yalnızlaştırıyor.

MHP lideri, Cumhur İttifakı’na bağlılığını o kadar sık tekrarlıyor ki, asıl vurgunun bir koltuk değneği olmadığını veya AK Parti’nin tamamlayıcı bir unsuru olarak görev yapmadıklarını hatırlatmak olduğunu anlamış oluyorsunuz. MHP ittifak ortağı olsa da sadece ayrı bir hükmi şahsiyete değil, aynı zamanda ayrı bir siyasî kişiliğe ve ideolojiye malik. Bahçeli edebî benzetmeleri ve sıklıkla kullandığı secî sanatı ile bu ayrımı çok kuvvetli şekilde vurguluyor.

AK Parti’de fazladan iktidar olmanın getirdiği tercih edilmiş bir yalnızlık da var. İktidar çemberinin içinde yer alanlar devlet imkânlarını ve ayrıcalıklı statüyü kimseyle paylaşmak istemiyor. Ekonomik krizle beraber pasta küçüldüğü için içe kapanma refleksi daha güçlü seyrediyor.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, AK Parti içinde birbirinden bağımsız yalnızlık adaları oluşturdu. Parti teşkilatı, milletvekilleri, bürokrasi, yerel yöneticiler ayrı ayrı kendi yalıtılmış dünyalarında yaşıyorlar ve aralarında asgari düzeyde bir siyasi partide olması gereken iletişim ağını kuramıyorlar.

Evet, CHP de yalnız; ama AK Parti’ninki gibi kaybetme korkusuyla çevrili, tüketici bir yalnızlık değil, onunki. İçinde zengin potansiyel ve fırsatlar barındıran kıymetli bir yalnızlık. Haklılık-haksızlık faslında ibre CHP’den yana olduğu için, CHP’nin yalnızlığının vakur bir tarafı da var.

CHP’nin önümüzdeki........

© Medyascope