menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kemal Can yazdı: Taraftarlık ve ölçüsüzlük özgürlüğü

21 0
monday

Son güncelleme: 27 Nisan 2026 -

Kemal Can yazdı: Taraftarlık ve ölçüsüzlük özgürlüğü

27 Nisan 2026 Pazartesi

Taraf tutmak, dünyayla ilişkinin ve siyasetle ilgilenmenin en sık karşılaşılan ve çoğu zaman zorunlu eylemi. Elbette insanlar tercihler yaparak siyasete bakıyor, pozisyonunu seçtiği tarafa göre isimlendiriyor. Taraf olmak; ait olmayı, ait kılmayı da içeriyor. Kimin yanında, kimin uzağında olduğuna karar veriliyor ve durulacak “hiza” tespit ediliyor. “Taraf olmayan bertaraf olur” sözü de bir yanıyla “yalnızlıktan” kaçınmayı hissettiriyor. Yalnız kalmamak için taraf seçiliyor ama yanına çekme, öteye itme gibi işlevleri de var. Bir geleneğin, bir alışkanlığın, peşi sürülüyor ya da rasyonel bir yol izlenip çıkar takip ediliyor. Kimi “karizmaya” bakıyor, kimi “sicil” kayıtlarına. İşler çatallaşıp çatışma sertleşince ya da endişeler büyüyünce, “taraf olmak” bir siyasi amaç ya da zorunluluk haline geliyor. Sıkı denetlenen sınır çiti yükseliyor ve sınır dışı etme faaliyetleri artıyor.

Aktif bir siyasi tutum sayılan taraftarlık, amaç haline getirildiğinde aslında son derece pasif bir savunma pozisyonu. Gayet haklı bir gerekçeyle ya da sadece “karşıda” olunamayacağı için seçilmiş “taraf”, sürekli mecburiyetler dayatan (ve elbette düşmanlar yaratan) otoriteye dönüşüyor. İtaat eden taraftarlar talep ediliyor. Bazen en akıl dışı iddiaları doğru kabul etmek, bazen apaçık görülen gerçekleri çarpıtarak anlamak ya da anlatmak, bazen de en rahatsız edici şeylere sessiz kalmak gerektiği hatta son derece galiz hakaretleri hak görmenin mümkün olduğu söylenebiliyor. Üstelik bu otoritenin illa hiyerarşik olması, “liderlikten” aşağıya doğru yayılması da gerekmiyor. Taraftarlığın kolektif despotluğu, grup liderlerini de aynı baskıya maruz bırakabiliyor, ölçüsüz ve ayarsız olmaya zorlayabiliyor. Bu -bir zamanlar çok kullanılan- “mahalle baskısından” daha farklı bir kutuplaşma komplikasyonu.

Kutuplaşmayla biçimlenen taraflar

Öncesi ve sonrasıyla, 2007 referandumu ve seçimi ile 2010 referandumu ve 2011 seçimi arasındaki (yaklaşık beş yıl) Türkiye, AKP iktidarının çizdiği kutuplaşma hatlarının netleştiği dönemeçten geçti. Bu, bir iktidar stratejisi olması yanında, AB üzerinden kurulan dış politika ve “Derviş programının” çizdiği ekonomi rotasındaki değişimle paralel yeni siyasi mimarinin gereğiydi. “Gezi” ve “Arap Baharı” gibi hadiselerin hızlandırıcı etkisi de kritikti. 2015 yılında önemli bir kayma oldu ve bazı görüşlere göre MHP, bazı yaklaşımlara göre Erdoğan “taraf” değiştirdi. İvmesi artarak devam eden gerilim ve iktidarın rejim kuran (ya da bozan) hamleleriyle biçimlenen “taraflarla” bugüne geldik. Şimdi hattın ve tarafların -küresel trendle bağlantılı biçimde- güncellenmek istendiği eşikteyiz. Böyle dönemler, “taraftarlık” tutumunu ve hassasiyetlerini daha da sertleştiriyor; tartışmaları köşeli, tepkileri keskin hale getiriyor.

Yeniden şekillendirme hamlesinin iki önemli ayağı: CHP ve “süreç”. Erdoğan, uzun süre CHP’yi ana rakip gibi konumlandırmadı. Muhalefet kamuoyunda da taraftarları olan, “CHP’nin asla yüzde 25’i aşamayacağı” fikri bu iddiayı besliyordu. Şimdi bu ezber büyük ölçüde bozulmuş durumda ve CHP’nin denk -hatta üstün- rakip pozisyonunun bozulmasına çalışılıyor. Çünkü Erdoğan CHP’yi çok daha fazla önemsiyor ve daha önemlisi bunu göstermek zorunda kalıyor (ya da saklayamıyor). Yargı operasyonları, yalnızlaştırma hamleleri bu yüzden. Ancak CHP’nin elinde de giderek oligarşik nitelik kazanan Erdoğan iktidarını kendi tarafında (seçmeniyle yabancılaştırma) yalnızlaştırma kozları var. Diğer bir tanzim faaliyeti olan “süreç” vesilesiyle ise yine uzun bir süredir iktidar karşısındaki tarafta duran Kürt siyasetinin pozisyonunu tartışmalı hale getirmek. Bu girişimler elbette taraftar gruplarını da fazlasıyla ajite ediyor.

19 Mart sonrası CHP’nin pozisyonu

Son iki yılda CHP’nin siyasi pozisyonu ciddi bir değişime uğradı. 2024 yerel seçiminde ortaya çıkan sonuç ve 19 Mart sonrasında sürüklediği potansiyel, başka bir dengeyi ve rolü zorluyor. CHP, uzun süre muhalefetin öncü değil “koordinatör aktörü” rolünde biraz siyasi bukalemuna dönüşmüştü. Tartışmalar ve taraf içi etkinlik mücadelesi CHP üzerinden yürüse bile, merkezi rol edinemeyen ve kurumsal ittifaklara mecbur görüntü devam etti. Hâlâ kendi oyuyla Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanması mümkün görünmüyor ama bu mecburiyette -en azından- iktidarla eşitlenmiş durumda. Ayrıca iktidar, siyaset alanını iyice boşalttığı ve diğer aktörler de hamle etmediği için, sahada tek ve kısmen özgür. Ama daha çok sayısal verilerle tanımlanan ve tedirgin bir üstünlük hissi veren bu değişimin, taraftarlık algısında zihni bir sıçrama yaratmadığı hatta taassubun ve tepkiselliğin arttığı ortada.

Bu reflekslerin başında, -iktidardan öğrenilmiş ve kopyalanmış- “laf söyletmeme” ya da “söz söyleme mecburiyeti” var. Eleştirilecek, tepki verilecek bunca şey varken, muhalefetin eksiklerinden bahsedilmesinin can sıkıcı bulunması normal. Açık bir eşitsizlik devam ederken bütün siyasilerin aynı sınava tabi tutulması haksızlık. Böylesi konuları sistemli ve maksatlı olarak gündemde tutan yorum, “araştırma” ve kulis haberleri yapıldığı da doğru. Ancak taraf olmanın “sorumluluğuyla”, sapla samanı karıştırmak ve her tartışma girişimini bozgunculuk saymak verimli değil. Kendi zihinlerini her dakika kemirip duran tedirginliklerin açıktan ifade edilmesini, kolayca “ihanet” diye etiketlemek saçma. Oysa özgüven, eleştiri barajı yerine eleştiriye dayanıklılıkla gelişiyor. Fakat asıl tehlikeli gelişme, “taraftar” olmaktan veya “öfkeli olmaktan” doğan düşmanlaştırma, tekfir, linç pratiklerinin “hak” olarak görülmeye başlanması.

“Süreç” nasıl tartışılmaz hale geldi?

Süreç konusunda “diğer” kesimleri ikna işine zaman ve enerji ayrılmadı. “Barıştan yana taraf olmak” zorunluluğunu hatırlatmak yeterli sayıldı. Kullanılan sınırlı argümanlardan “toplumsallaşma ve siyasallaşma” ise açıklık ve şeffaflıktan kopartıldı. Şimdi de herkesin çıplak gözle gördüğü, Abdullah Öcalan dahil sürecin bütün yürütücülerinin şikayetçi olduğu tıkanma, neredeyse hiçbir karşı argüman veya kanıta gerek duyulmaksızın “inkar” ediliyor, bu konuları tartışmamanın “taraf” olmanın gereği olduğu söyleniyor.

Erdoğan’ın konuyu araçsallaştırma girişimleri, hak edilmemiş “Süleyman” rolü talep etmesi, takvim ve mimariyi buna uygun hale getirme gayretleri dikkate alınmasa bile, apaçık görünen bir hakikatin yok sayılması bekleniyor. Hadi iyimser olma hevesinin bazı zorlamaları makul hale getirdiğini kabul edelim. Ancak her küçük politik hamlede, “mühür sahibinin” “masa sağlamlığını” sorgulamasını nereye koyacağız?

Öcalan, İmralı temaslarından sızan tutanaklarda, “norm devlet” tarafından gündeme getirilmiş olmasının sürecin en ikna edici tarafı olduğunun altını çiziyor ve dolaylı olarak “karşı faaliyetlere” işaret ediyor. “Darbe mekaniği” söylemi de bunu tamamlıyor. Dış konjonktür dinamiklerine İran, Suriye gibi başlıklarda vurgulu biçimde giriyor ve bu bağlamda sürecin tıkanması senaryosuna dair dramatik öngörüler yapıyor. Meselenin siyasi tarafındaki memnuniyetsizlik konusunda Kürt siyaseti açısından da sert eleştiriler dile getiriyor. Öcalan yorumlarında, engel olanlar veya olmak isteyenlerin, süreci başka türlü kullanmaya kalkanların varlığına hep değiniyor ama özneleri somutlamıyor. Fakat kısmi tecrit koşullarındaki ve sözleri ancak “sızdırılabilen Öcalan, “toplumsallaşma ve siyasallaşma” ihtiyacından hep bahsedilen sürecin hala en konuşkanı.

“Taraf olmak” ve tribünlerin memnuniyeti

AKP iktidarının yarattığı kutuplaştırma ve medya düzeniyle aynı yaşlarda olan bir düşünme ve kanaat formatı var. Ekranı altı hatta sekiz kareye bölerek yapılan ve saatlerce süren stüdyo programları bunun ana taşıyıcısı. İktidarıyla muhalefetiyle, yandaşı alternatifiyle bütün -görsel- medya organları, kanaat bankalarına dönüştüler. Başlangıçta “biraz onlardan, biraz bunlardan” havasında sahte bir çok seslilik ya da “denge” gözetildi ama sonra o da bırakıldı. Ucuz, risksiz ve müşteri memnuniyeti yüksek bu “izleme” alışkanlığı, düşünme, tartışma, ilişki kurma ve tepki verme reflekslerini şekillendirdi. Bunun sadece arz tarafından kaynaklanan bir sorun olduğunu iddia etmek zor. Çünkü neredeyse hazır gıda gibi paketlenen kanaatlerin sergilendiği market işleyişi, “taraf olmayı” ve “taraf sınırlarını” kolaylaştırıyor. Sosyal medya ise bu kanaatlerin yakası açılmadık biçimde ifade edildiği, ölçüsüzlüğün pazar yeri.

Son zamanlarda siyasetçilerin seksist paylaşımlarını -“anlaşılan dil bu” gerekçesiyle- haklı bulma ya da açık nefret diline mesafe koyan liderleri “pasiflikle” suçlama gibi örneklere şahit olduk. (Herkesin tahmin edebildiği somut örnekleri, -tekrar dolaşıma sokmamak için- hatırlatmak gerekli değil sanırım) Taraf olmanın, karşı taraf -hatta kendi tarafında olmaması istenenler- hakkında her türlü ölçüsüzlüğü meşrulaştırdığı düşünülüyor herhalde. Taraf olmanın, “karşıdakilere” benzemekten kaçınma hassasiyeti giderek zayıflıyor. Taraf sınırları böyle çizilmeye başlandıkça; ahlaki ya da siyasi olarak “olunması gereken” hatta durulması elzem olan tarafta durmak zorlaşıyor. Hemen “sinyalleme” eleştirilerine hazırlananlar açısından konunun sadece ahlaki olmadığını da söylemek gerek. Konu, bu tarafta olma nedeniyle açıkça çelişen böyle bir zihniyetin etkili olduğu bir gelecek istenip istenmeyeceği.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Kemal Can / Diğer yazıları

Kemal Can yazdı | İğne ve çuvaldız: Okul cinayetleri ve medya halleri

Kemal Can yazdı | Siyasette duygu durumu 2: Ara seçim ne işe yarar?

Kemal Can yazdı: Siyasette duygu durumu

Kemal Can yazdı: Muhalefetin geniş imkânları

Kemal Can yazdı: İran’dan Türkiye’ye yansıyanlar

Kemal Can yazdı: Şimdi de İran’a saldırdılar

Medyascope'u Google Haberler üzerinden takip edin

Medyascope'un mobil uygulamasını indirin

Haftanın diğer yazıları

Cevat Düşün yazdı: Diktatörlük tarihi ve diktatör rejimleri üzerine 

Ruşen Çakır yazdı: Demirtaş Öcalan’ın rakibi mi?

Faik Öcal yazdı | Bir alacakaranlık düşünürü: Emil Cioran

İsmail Fatih Ceylan yazdı: Mustafa Kemal ile Lawrence’ın savaşı

Aslı Tunç yazdı: Diziler şiddete sürükler mi?

Gülener Kırnalı yazdı | Milyarder medya devinin darbesiyle başlayan tartışma: Fransa’da aşırı sağın kültür savaşı

Müge İplikçi yazdı: David Szalay’ın “Beden”i üzerine

Yener Orkunoğlu yazdı | Kutsalın iki yüzü: Çin’de içkin ahlak, Batı’da aşkın tanrı

Armağan Öztürk yazdı | Ne İmamoğlu ne Kılıçdaroğlu: CHP’de üçüncü yol ihtiyacı

Haftanın en popüler içerikleri

Gökhan Bacık yazdı: Modern zamanda bir Cahiliyye

Abdullah Öcalan: “Davul boynumda ve her gelen vuruyor”

Artık Avrupalı sayılmıyor muyuz? | Ruşen Çakır yorumladı

Cevat Düşün yazdı: Babailer isyanı

13 yaşında torbacı, 15 yaşında tetikçi: Çeteler yoksul mahalleleri nasıl ele geçirdi?

Gürkan Çakıroğlu yazdı: Devamız üçüncü yol, derdimiz DEM Parti

Ruşen Çakır yorumladı: CHP “Darbe mekaniği”ne karşı ne yapabilir?

İBB davası: Mehmet Pehlivan savunma yaptı

Rivayet Muhtelif (15) – Aydın Selcen anlattı: Liberal demokrasi krizi ve yeni jeopolitik dönem

Taner Akçam yazdı: Hrant Dink ve Urfalı Hacı Halil’in anısına

Medyascope'un günlük e-bülteni

Editörlerimizin derlediği öngörüler, analizler, Türkiye’yi ve dünyayı şekillendiren haberler, Medyascope’un e-bülteni Andaç‘la her gün mail kutunuzda.

Medyascope'u destekle

© 2015-2026 Scope Medya A.Ş.

© 2015-2026 Scope Medya A.Ş.

Kişisel Verilerin Korunması Aydınlatma Metni

İşbu Aydınlatma Metni, Veri Sorumlusu sıfatıyla Maslak Mahallesi, Dereboyu 2. Cadde, No: 15A/70, Ata Center İş Merkezi Kat:G2, Sarıyer/İstanbul adresinde mukim Şirketimiz Scope Medya Ticaret Pazarlama A.Ş.’nin (“Medyascope”) tarafından sağlanan ürün ve hizmetlerin tanıtımı amacıyla internet sitemizde yer alan E-Bülten Aboneliği kısmından elde edilen kişisel verilerin işlenmesine ilişkin olup, Şirketimiz tarafından başta 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“KVKK”) olmak üzere ilgili mevzuat kapsamında aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi amacıyla hazırlanmıştır. Şirketimizin kişisel verilerin korunmasına ilişkin politikaları https://medyascope.tv adresinde yer almaktadır.

İşleme; KVKK’nın 3. maddesinde kişisel verilerin kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması işlemleri olarak tanımlanmıştır.

İşlenen Kişisel Verileriniz

İşlenen kişisel verileriniz, E-Bülten Aboneliği aracılığıyla bizimle paylaşmayı tercih ettiğiniz adınız, soyadınız, e-posta adresinizdir.

Kişisel Verilerin Toplanma Yöntemi ve Hukuki Sebebi

Kişisel verileriniz, şirketimiz tarafından sağlanan ürün ve hizmetler kapsamında promosyon, kampanya ve tanıtım faaliyetlerinin yürütülmesi sırasında internet sitemizde yer alan E-Bülten Aboneliği bölümünde e-posta adreslerini bildiren kişilere Şirketimizin ticari olarak faaliyet gösterdiği alanlarda reklam, tanıtım ve bilgilendirme yapmasına ilişkin sözleşmenin kurulması ve ifası, veri sorumlusunun meşru menfaati ve açık rızanız kapsamında işlenmektedir.

Kişisel Verilerin İşlenme Amaçları

Kişisel verileriniz Şirketimiz tarafından, aşağıdaki belirtilen işleme amaçlarıyla uygun süre zarfında, KVKK’nın 5. ve 6. maddelerinde belirtilen kişisel veri işleme şartları ve amaçları kapsamında işlenecektir:

İletişim faaliyetlerinin yürütülmesi

Reklam / kampanya / promosyon Süreçlerinin Yürütülmesi

Saklama ve arşiv faaliyetlerinin yürütülmesi

Pazarlama analiz çalışmalarının yürütülmesi

Ürün / hizmetlerin pazarlama süreçlerinin yürütülmesi,

Organizasyon ve etkinlik yönetimi

Şirketimizin faaliyet alanlarında reklam, tanıtım ve bilgilendirme hizmeti sağlamak,

Şirketimiz tarafından gönderilen bu e-postalar üzerine gelen talep ve şikayetlerin cevaplanması,

Hukuki bir ihtilafın vuku bulması halinde hukuki işlem yapmak,

Sair tüm yasal yükümlülükler.

Kişisel Verilerin Hangi Amaçlarla Kimlere Aktarılabileceği

Şirketimiz, kişisel verileri “bilme gereği” ve “kullanma gereği” ilkelerine uygun olarak, gerekli veri minimizasyonunu sağlayarak ve gerekli teknik ve idari güvenlik tedbirlerini alarak işlemeye özen göstermektedir ve sadece zorunlu durumlarda üçüncü kişilere aktarmaktadır. Kişisel verileriniz; KVKK’nın 8. ve 9. maddelerinde belirtilen kişisel veri işleme şartları ve amaçları çerçevesinde Şirketimiz ilgili birimlerince işlenmekte ve aşağıda yer verilen amaçlarla üçüncü kişilerle paylaşılmaktadır.

İlgili mevzuatı gereği talep halinde idari makamlara, adli makamlara veya ilgili kolluk kuvvetlerine, yetkili idari ve denetleme kurullarına ve/veya diğer yetkili denetleyici kurum ve kuruluşlara aktarılabilecek ve/veya hukuki bir ihtilaf vuku bulması halinde Şirketimizin hukuki menfaatlerinin korunması amacıyla bu mercilerle ve Şirketimiz avukatları ile paylaşılmaktadır.

Ürün ve hizmetlerimizin tanıtımı amacıyla E- Bülten Aboneliği veri işleme altyapısını tedarik ettiğimiz iş ortağımız, bu bildirimlerin yapılması amacıyla hizmet aldığımız ajanslar ve pazarlama analiz şirketleri ile paylaşılmaktadır.

Kişisel verileriniz e-posta altyapısı ve ilgili hizmetlerinden yararlandığımız hizmet sağlayıcılarımızın yurt dışında bulunan veri depolama sistemleri nedeniyle KVKK’nın 9. maddesindeki şartlardan biri olan açık rıza şartı sağlandığı takdirde yurt dışına aktarılabilmektedir.

Kişisel Verilerin Saklama Süresi

Kişisel verilerinizi, sunduğumuz hizmetlerin mahiyetinden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmesi amacıyla, hizmetlerin sağlandığı süre boyunca ve ardından hukuki yükümlülüklerini yerine getirmek ve meşru menfaatini temin etmek amaçlarıyla ilgili mevzuata uygun olarak, makul süreler boyunca saklayacaktır.

Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi ve Anonim Hale Getirilmesi

Kişisel verileriniz KVKK’nın 7. maddesi uyarınca işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması halinde kişisel veriler re’sen veya kişisel veri sahibinin talebi üzerine tarafımızca silinir, yok edilir veya anonim hale getirilir.

Kişisel Verilerinizin Güvenliği

Bize sağladığınız kişisel verilerin gizliliğini ve güvenliğini korumaya önem veriyoruz. Bu doğrultuda, kişisel verilerinizi yetkisiz erişim, zarar, kayıp veya ifşaya karşı korumak için gerekli teknik ve idari güvenlik önlemleri almaktayız.

Kişisel Veri Sahibi İlgili Kişinin Hakları

Kişisel veri sahibi “İlgili Kişi”, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 11. maddesinde aşağıda yer verilen haklarını ve taleplerini www.eliteworldhotels.com.tr adresinde yer alan Başvuru Formunu usule uygun olarak doldurmak suretiyle bildirebilecektir.

6698 sayılı KVKK’nın 11. Maddesi kapsamında herkes veri sorumlusu sıfatı ile Şirketimize aşağıdaki hususlarda başvurma hakkına sahiptir:

• Kişisel verilerinizin işlenip işlenmediğini öğrenme,

• İşlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme,

• Kişisel verilerinizin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme,• Yurt içinde veya yurt dışında aktarıldığı üçüncü kişileri bilme,

• Kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması halinde bunların düzeltilmesini isteme,

• KVKK’da öngörülen şartlar çerçevesinde kişisel verilerinizin silinmesini veya yok edilmesini isteme,• Yukarıda belirtilen düzeltme, silinme ve yok edilme şeklindeki haklarınız uyarınca yapılan işlemlerin, kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme,

• İşlenen kişisel verilerinizin münhasıran otomatik sistemler ile analiz edilmesi sureti ile aleyhinize bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme,

• Kişisel verilerinizin ilgili mevzuata aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğramanız halinde zararınızın giderilmesini talep etme haklarına sahipsiniz.

Hak ve Talepleriniz İçin İletişim

Kişisel verilerinizle ilgili sorularınızı ve taleplerinizi, Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları hakkında Tebliğ’de belirtilen şartlara uygun düzenlenmiş dilekçeyle aşağıdaki yöntemlerle iletebilirsiniz.

“Şahsen Yazılı Başvuru” yoluna başvuracak İlgili Kişilerin kimliğini tevsik edici belgeleri ibraz etmesi zorunludur. Bu bağlamda Maslak Mahallesi, Dereboyu 2. Cadde, No: 15A/70, Ata Center İş Merkezi Kat: G2, Sarıyer/İstanbul adresine yapacağınız şahsen yazılı başvurularda başvuru formuyla birlikte kimlik fotokopisinin yalnızca ön yüzünün (kan grubu ve din hanesi gözükmeyecek şekilde) ibraz edilmesini rica ederiz.

Başvuru formunun tebligat zarfına veya e-postanın konu kısmına “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu İlgili Kişi Talebi” yazılmasını rica ederiz.

Kişisel veri sahipleri olarak, haklarınıza ilişkin taleplerinizi, Medyascope ‘a iletmeniz durumunda Medyascope talebinizi en geç 30 (otuz) gün içinde ücretsiz olarak sonuçlandıracaktır. Ancak, başvurunuza verilecek yanıtın mevzuat uyarınca bir maliyet gerektirmesi halinde Medyascope tarafından Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından belirlenen tarifedeki ücret talep edilebilecektir.

Ticari Elektronik İleti Gönderimi Hakkında Bilgilendirme

6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca ticari elektronik ileti; telefon, çağrı merkezleri, faks, otomatik arama makineleri, akıllı ses kaydedici sistemler, elektronik posta, kısa mesaj hizmeti gibi vasıtalar kullanılarak elektronik ortamda gerçekleştirilen ve ticari amaçlarla gönderilen veri, ses ve görüntü içerikli iletileri ifade eder.

Ticari elektronik iletiler, alıcılara ancak önceden onayları alınmak kaydıyla gönderilebilir. Ticari Elektronik İleti Yönetim Sistemi (“İYS”) üzerinde onayı bulunmayan alıcılara ticari elektronik ileti gönderilemez. Bu onay, yazılı olarak veya her türlü elektronik iletişim araçlarıyla ya da İYS üzerinden alınabilir. İYS üzerinden alınan onaylarda ise olumlu irade beyanı ve elektronik iletişim adresi yer alır. Alıcılar diledikleri zaman, hiçbir gerekçe belirtmeksizin ticari elektronik iletileri almayı reddedebilir. Alıcının ret bildiriminde bulunması, bildirimin yapıldığı iletişim kanalına ilişkin onayı geçersiz kılar. Alıcı reddetme hakkını İYS üzerinden de kullanabilir.

Alıcının kendisiyle iletişime geçilmesi amacıyla iletişim bilgilerini vermesi halinde, temin edilen mal veya hizmetlere ilişkin değişiklik, kullanım ve bakıma yönelik ticari elektronik iletiler için ayrıca onay alınmaz.

Tacir veya esnaf olan alıcıların elektronik iletişim adreslerine gönderilen ticari elektronik iletiler için önceden onay alınması zorunlu değildir. Ancak tacir ve esnafların ilgili mevzuatta yer alan reddetme hakkını kullanması halinde onayları alınmadan ticari elektronik ileti gönderilemez. Bu kapsamında ileti gönderilmesinden önce tacir veya esnaf olan alıcıların elektronik iletişim adresleri hizmet sağlayıcı tarafından İYS’ye kaydedilir ve İYS üzerinden alıcıların ret hakkını kullanıp kullanmadığı kontrol edilir.

6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca, Scope Medya Ticaret Pazarlama A.Ş.’nin (“Medyascope”) tarafından vermekte olduğumuz hizmetler kapsamında, Medyascope üzerinden temin edilen bilgileriniz doğrultusunda, onay vermeniz halinde E-posta iletişim aracı kullanarak tarafınıza her türlü bilgilendirme, tanıtım, reklam, ürün teklifleri, promosyonlar, kampanyalar, memnuniyet değerlendirme çalışmaları ve duyuruların iletilmesi amacıyla tarafınızla iletişime geçilebilecektir.

6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca ticari elektronik ileti gönderimine dair onay verseniz dahi dilediğiniz zaman, hiçbir gerekçe belirtmeksizin ticari elektronik iletileri almayı reddedebilirsiniz. Ret bildirimini kolay ve ücretsiz bir şekilde olmak üzere e-posta iletişim kanalı ile verebileceğinizi hatırlatmak isteriz. Reddetme hakkınızı İYS üzerinden de kullanabilirsiniz.


© Medyascope