Kemal Can yazdı: İran savaşı uzadıkça
Ortadoğu'da savaş: İsrail, Lübnan, Hamas, Hizbullah ve İran
Son güncelleme: 16 Mart 2026 -
Kemal Can yazdı: İran savaşı uzadıkça
16 Mart 2026 Pazartesi
ABD ve İsrail’in İran’a saldırısının üçüncü haftasına girildi. Birkaç gün içinde biteceği hatta bittiği iddia edilen çatışmanın alanı daha da genişledi ve karşılıklı salvolar halen devam ediyor. Bu savaşın niye başladığı, neden böyle devam ettiği ve elbette nereye doğru gideceği konusunda canlı ama aynı zamanda sorunlu tartışma da sürüyor. Saldırının hemen başında meseleyi kaba bir güç karşılaştırması şeklinde ele alan veya fazla yüzeysel gerekçelere yaslanan açıklamalar daha baskındı. Sayısal verilere bakınca “İran’ın dayanması” için çok kısa bir ömür biçiliyordu. “Netenyahu kandırdı”, “Epstein konuşulmasın diye” ya da “Kasım ara seçimi yatırımı” gibi nedenler inandırıcı geliyordu. Kolay ve basit, daha “anlaşılır” ya da “somut” sayılıyordu.
İşler öyle gitmedi. Trump bile artık birkaç günden bahsetmiyor, haftalardan söz etmeye başladı. Bazı Amerikalı yetkililer “aylar” diyor. Ayrıca mola verilse bile gerilimin sonlanmayacağı daha çok dile getiriliyor. İngiltere’yi “bu kadar geciktikten sonra uçak geminize ihtiyacımız yok” diye azarlayan Trump, Hürmüz için bütün müttefiklerini yardıma çağırıyor ve “gelmezlerse NATO için iyi olmaz” tehdidine başvuruyor. Oysa daha geçen hafta “biz orayı açtık, hiçbir şey yapamazlar” diyordu. Günlerce İran’ın yeni liderinin sağlık durumu konuşulurken, şimdi Netanyahu’nun yaşayıp yaşamadığı tartışılıyor. Onlarcası öldürülen İranlı yöneticilerin sağ kalanları sokaklarda gezerken beklenen protestocular evde. Daha önce başka matematikten bahseden sopalı “uzmanlar”, askeri cevap kapasitesi ve savunma kalkanları konusunda yanlış hesaplar yapıldığını anlatıyor.
İran savaşı uzadıkça kim kaybeder?
Ortaya çıkan tablonun askeri gerekçeleri, hesap hataları veya sürprizleri elbette çok önemli başlıklar. Ancak hem kapasite hem uygulama alanındaki askeri bilgilerin son derece güvenilmez ve yorumlayanların fazlasıyla yetersiz olduklarını da unutmamak gerekir. Bu yüzden, askeri sonuçlar, verdirilen kayıplar ve bunların ne kadar sürdürülebileceğini tahmin etmek zor. Fakat çıplak gözle görünen hakikat, öngörülenden veya sunulandan çok daha uzun süren ve süreceği anlaşılan bu savaş, güç asimetrisine dayalı analizlerin hakimiyetini zayıflatıyor. Ablukalarda ve yüksek ateş gücüne yaslanan saldırılarda; sürecin uzamasının, sadece zayıf olanın dayanma gücüyle tartılmasının isabetli olmadığı -başka tarihi örneklerde olduğu gibi- bir kez daha görülüyor.
Savaş gibi bir meselede uygun bir benzetme olmayabilir ama bu durum, sürpriz sonuçlu müsabakalarda her şeyin favori takımın yaptıkları ya da yapamadıkları üzerine konuşulmasına benziyor. Saatler süren yorumlardaki süre asimetrisi çok barizdir. Zayıf olan sanki gayet etkisiz bir elemandır ve bu sonuç sadece güçlü olanın yaptığı hatalar yüzünden ortaya çıkmıştır (ya da çıkacaktır). Oysa -sonuç daha ortaya çıkmadan- yapılan en önemli yanlış, bu peşin varsayıma fazla güvenmektir. Her seviyede ve her çatışma zemininde; en zayıf görünen rakip bile sonuca etki edebilecek, hele karmaşık meselelerde diğer aktörlerin tutumlarını da değiştirebilecek müdahale imkanları bulabilir veya yaratabilir. İran’ın askeri kapasitesinin üzerinde etki yaratması, böyle bir stratejik müdahalenin ürünü.
“Krala yaslanma düşersin”
İran’ın kendi üzerine gelecek düşman güçleri çoğaltmak anlamına geleceği için, çevre ülkelere dokunmayacağı, yine kendisine de büyük ekonomik zarar verecek olan Hürmüz kozunu hemen kullanmayacağı söylenmişti. Hatta Hakan Fidan, İran’ın Körfez ülkelerini vurmasının büyük hata olduğunu iddia etmişti. Azerbaycan veya Türkiye’ye atılan füzeler konusunda da hala -iki tarafta başka argümanlar kullanılarak- “İran’ın bundan ne çıkarı olabilir?” tartışmaları yapılıyor. Ancak geçen haftalarda da birkaç kez yazıp söylediğim üzere, İran’ın çok erken bir evrede misillemelerini Körfez ülkelerine yoğunlaştırması, ekonomik hedeflere yönelmesi ve Hürmüz’ü hemen kapatması, askeri güç asimetrisini değiştiren bir müdahale oldu. Kazancı paylaşma vaadiyle başlatılan savaşlarda, zararın da bölüşüleceğini göstermek bağlamı değiştiriveriyor.
Her alanda olduğu gibi küresel düzende geçerli olan güç mekaniği, kuvvetli olanın yakınındaki konfor (fırsat, imkan) alanlarına dayanıyor. Güce yaslanan, iktidarın peşine takılan, onunla birlikte hareket eden, kazanılması muhtemel mücadelede “kazanmış sayılma” hakkına güveniyor, koruma kalkanlarının altına yerleşiyor, meşruiyet tedariki anlaşmalarını tazeliyor. Ancak gücün gölgesindeki “saadet zincirinin” sınırları ve riskleri var. Bunun en veciz ifadelerinden biri, Selahattin Demirtaş’ın popülerleştirdiği “Krala yaslanmayın düşersiniz” sözü. İran’ın Körfez ülkeleri başta olmak üzere ABD ve İsrail dışındaki hedeflere yönelmesi, konfor alanını risk sahasına çeviren bir bağlam değişikliği. Üstelik bu alana müdahale; hayli uzaktaki aktörleri de riskin parçası haline getiriyor ve bedel paylaşımını, çatışma alanındaki yayılmanın bile üstüne çıkarıyor.
Sadece dünya enerji piyasasını değil, gübreden plastiğe kadar bir sürü hammaddenin arzını etkileyen ekonomik sorunlar beklenenden çok erken konuşulmaya başlandı. Petrolün olduğu kadar küresel sermaye arzının da kaynağı Körfez şehirleri, pek çok uluslararası şirkete kiraladıkları iş merkezlerinin birer birer vurulmasıyla gayrimenkul çöplüğüne dönüşüyor. İsrail’in demir kubbesi ve ABD’nin siber üstünlüğü hatta silah stokları bile tartışılıyor. Daha önceki savaşlara dahil olmak için vesile arayanlar, şimdilerde “sonuna kadar provokasyonlara direnme” gayretinde. Trump’ın çağrısına ve tehditlerine rağmen, Hürmüz için destek göndermeyeceğini açıklayan ülkelerin sayısı artıyor. Başta Amerika olmak üzere ülkelerin iç politikasında sarsıcı tartışmalar zuhur ediyor. Kralın gölgesi tehlikeli hale geliyor.
Bu gelişmelerden ABD’nin pek çok alanda zaten yaşamakta olduğu hegemonya kaybının askeri alanda da baş gösterdiği sonucunu çıkarmak -en azından bu konuda aceleci olmak- isabetli olmaz. Zira ABD’nin içinde bulunduğu durum, sadece yanlış hesaplara, öngörüsüzlüğe, panikle alınmış kararlara, şantajla esir alınmış veya kontrolü kaybetmiş bir çılgının anormalliklerine bağlanamaz. Ayrıca zaten ABD’nin dünyadaki hegemonyası “kazandığı” askeri başarılarla döşenmiş bir yoldan ilerlemiyor. ABD’nin dünya patronluğu macerası Vietnam’dan Afganistan’a, Irak’tan Küba’ya, Suriye’den İran’a kadar defalarca yaşanmış “yenilgilerin” tarihi. Bugün İran sahnesinde yaşanan ama daha önce birçok ülkede farklı safhaları yaşanan bir savaş sürekliliğini de hatırlamak gerekir. (Javier Bardem’in bu yılki Oscar töreninde 23 yıl önce taktığı rozeti yine taşıması bu yüzden)
Karıncaların hikayesi
İran’ın, karşısındaki orantısız güce verdiği şaşırtıcı cevap ve beklenenden yüksek direnç açısından da çok yüksek sonuçlar çıkarmamak gerek. Özellikle Rusya ve Çin’in de bu hevese katılacağını varsaymak fazla fantastik. Savaş ve emperyalizm karşıtlığı ya da ABD ve İsrail’e duyulan büyük öfke, elbette İran lehine büyük beklenti yaratıyor. Büyük ve yıkıcı bir saldırı altında, varlık mücadelesi veren İran’dan dünyayı kurtarması bekleniyor veya umuluyor. Trump’ın bir çağrısıyla sokaklara dökülecek protestocular, İsrail’in küçük bir teşvikle savaşacak Kürtler ne kadar zayıf öngörüyse, İran’ın iddia ettiği gibi ABD’yi ve İsrail’i Ortadoğu’dan söküp atacağını düşünmek de fazla hayalci. Böyle abartılı beklentiler söz konusu olduğunda hep aklıma gelen ve galiba 25 sene önce yine bir yazımda kullandığım, “karıncalar ve filin hikayesi” aklıma geliyor.
“İrice bir fil, her sabah su içmeye gittiği yolun üzerindeki karınca yuvasını dağıtıp geçiyormuş. Her gün bu büyük felaketle karşı karşıya kalan karıncalar, her güneş doğuşu ile birlikte yüzlerce telefat vermekten kurtulamıyorlarmış. Bakmışlar olacak gibi değil, toplanmışlar ve bir çare düşünmeye başlamışlar. Yaşlı karıncanın önerisiyle karınca ordusu toplanmış ve fili öldürmek için gece yola koyulmuş. Savaş planına göre; ordu fil uyurken boynuna tırmanacak, sonra da bütün karıncalar el ele tutarak filin boynunu çevirecek ve boğazını sıkarak onu öldüreceklermiş. Plan son aşamasına kadar uygulanmış, ama boynuna binlerce karınca üşüşen fil gıdıklanıp silkelenince işler berbat olmuş, bütün ordu yerlere serilmiş. Sersemlemiş komutanlar ayağa kalkıp file baktıklarında genç bir karıncanın hala filin boynunda tutunmaya çalıştığını görmüşler ve karıncalar hep birlikte bağırmaya başlamışlar: Boğ onu boğ onu…”
Zayıfın kuvvetli tarafı
İran’a saldırı ve sonrasında yaşananlar; peşin hükümlere ve ezberlere yaslanmanın, anlık tabloları resmin tamamı saymanın, süreklilikleri es geçmenin sıkıntılarını gösterdi. Böylesi örnekler, her türden eşitsiz güç mücadeleleri için ilham verici. Yukarıda özetlemeye çalıştığım noktalar, başka mücadele zeminlerine de kolayca uyarlanabilir. Mesela zaman parametresinin daima güçlü olanın avantajına olması bir kural değil. (Azdan az çoktan çok) Sürecin nasıl bir zeminde ilerleyeceğine yapılan doğru müdahaleler, zayıf olanla güçlü olanın dayanma kapasitesi üstünlüğünü değiştirebilir. Elbette diğer aktörlerin sürece eklemlenme biçimini belirlemek de çok önemli. Güçlü olanın yanında konumlanmanın her zaman daha konforlu (güvenli) bir alan yarattığı ön kabulünün yıkılması ya da hiç olmazsa tartışmalı hale getirilmesi dengeyi değiştirebilir. Kazanç kadar bedel paylaşımı olduğunu da sık sık hatırlamak ve hatırlatmak gerekir.
İran meselesi gündemdeki yerini ve ağırlığını bir süre daha devam ettirecek. Muhtemelen Trump’a dönük -geçici bir süre için bile olsa- yoğunluğu düşürme veya mola baskısı artıyor olmalı. Venezuela girişi ve Gazze’de yarattığı hava nedeniyle, “hızlı sonuç” beklentisini yükseltmiş olmasının da faturasını ödüyor. Ancak Trump’ın “savaşları bitiriyorum” vaadinin arkasında, zaten bildiğimiz anlamda bir barış dönemi ima edilmiyordu. Birinci körfez savaşıyla işlemeye başlayan, 11 Eylül ve Irak müdahalesiyle rotası çizilen ve asıl olarak küresel ekonomik modelin ihtiyaçlarına verilecek cevap mücadelesiyle biçimlenen karmaşık bir sürecin zorlu eşiklerinden birindeyiz. Sanchez’in söylediği gibi “dünyayı ateşe verenleri destekleyip çıkan dumandan şikayet ediliyor” veya yangından kazanılan parayı (gücü) görmeyip, “nereden geliyor bu duman” diye tartışılıyor.
ABD İran Savaşı 2026 Ortadoğu
Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.
Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.
Medyascope'u Google Haberler üzerinden takip edin
Medyascope'un mobil uygulamasını indirin
Hafta Başı (74): Sırada Türkiye mi var? İBB davasının anlamı
Onlarca yıllık düşmanlık: ABD ve İran neden savaş halinde?
Bir gün “savaş bitti” deniyor, diğer gün “en yoğun saldırı”: ABD, İran savaşında kararsız
Kemal Can / Diğer içerikleri
Kemal Can ile 5 Soru 10 Cevap (235): İBB davası kimin davası?
Kemal Can yazdı: İran’dan Türkiye’ye yansıyanlar
Kemal Can ile 5 Soru 10 Cevap (234): ABD ve İsrail’in İran saldırısı: Savaş, ekonomi ve bölgesel dengeler
Kemal Can yazdı: Şimdi de İran’a saldırdılar
Kemal Can ile 5 Soru 10 Cevap (233): CHP size ne etti? Neden hep hedefte?
Kemal Can yazdı: CHP’nin ablukaya cevabı
Haftanın en popüler içerikleri
Tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı hayatını kaybetti
Ruşen Çakır yazdı | Diyelim ki Kürt devleti kuruldu…
Araç içi ekran yasağında kapsam genişledi: Ceza 42 bin liraya kadar çıkıyor
İBB davasının 2. günü: İmamoğlu 2019’u hatırlattı, Aykut Erdoğdu savunma yaptı
Öcalan’dan, Davutoğlu’nun ”süreç için siyasi koordinatör atansın” çağrısına tam destek
Ruşen Çakır yorumluyor: Ali Şeriati’ye saldırılar ve İslamcı düşüncenin çöküşü
Transatlantik: İran savaşının gidişatı | Halkbank davası tatlıya bağlanıyor
Ruşen Çakır yorumladı: Ankara savaşa dahil olmamak için elinden geleni yapıyor
Yusuf Tunçbilek yazdı: Öcü gibi korkuyorlar Ali Şeriati yoldaşımdan
Aslı Tunç yazdı: Yönetilemeyen şöhret ve Timothée Chalamet vakası
Medyascope'un günlük e-bülteni
Editörlerimizin derlediği öngörüler, analizler, Türkiye’yi ve dünyayı şekillendiren haberler, Medyascope’un e-bülteni Andaç‘la her gün mail kutunuzda.
Medyascope'u destekle
© 2015-2026 Scope Medya A.Ş.
© 2015-2026 Scope Medya A.Ş.
Kişisel Verilerin Korunması Aydınlatma Metni
İşbu Aydınlatma Metni, Veri Sorumlusu sıfatıyla Maslak Mahallesi, Dereboyu 2. Cadde, No: 15A/70, Ata Center İş Merkezi Kat:G2, Sarıyer/İstanbul adresinde mukim Şirketimiz Scope Medya Ticaret Pazarlama A.Ş.’nin (“Medyascope”) tarafından sağlanan ürün ve hizmetlerin tanıtımı amacıyla internet sitemizde yer alan E-Bülten Aboneliği kısmından elde edilen kişisel verilerin işlenmesine ilişkin olup, Şirketimiz tarafından başta 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“KVKK”) olmak üzere ilgili mevzuat kapsamında aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi amacıyla hazırlanmıştır. Şirketimizin kişisel verilerin korunmasına ilişkin politikaları https://medyascope.tv adresinde yer almaktadır.
İşleme; KVKK’nın 3. maddesinde kişisel verilerin kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması işlemleri olarak tanımlanmıştır.
İşlenen Kişisel Verileriniz
İşlenen kişisel verileriniz, E-Bülten Aboneliği aracılığıyla bizimle paylaşmayı tercih ettiğiniz adınız, soyadınız, e-posta adresinizdir.
Kişisel Verilerin Toplanma Yöntemi ve Hukuki Sebebi
Kişisel verileriniz, şirketimiz tarafından sağlanan ürün ve hizmetler kapsamında promosyon, kampanya ve tanıtım faaliyetlerinin yürütülmesi sırasında internet sitemizde yer alan E-Bülten Aboneliği bölümünde e-posta adreslerini bildiren kişilere Şirketimizin ticari olarak faaliyet gösterdiği alanlarda reklam, tanıtım ve bilgilendirme yapmasına ilişkin sözleşmenin kurulması ve ifası, veri sorumlusunun meşru menfaati ve açık rızanız kapsamında işlenmektedir.
Kişisel Verilerin İşlenme Amaçları
Kişisel verileriniz Şirketimiz tarafından, aşağıdaki belirtilen işleme amaçlarıyla uygun süre zarfında, KVKK’nın 5. ve 6. maddelerinde belirtilen kişisel veri işleme şartları ve amaçları kapsamında işlenecektir:
İletişim faaliyetlerinin yürütülmesi
Reklam / kampanya / promosyon Süreçlerinin Yürütülmesi
Saklama ve arşiv faaliyetlerinin yürütülmesi
Pazarlama analiz çalışmalarının yürütülmesi
Ürün / hizmetlerin pazarlama süreçlerinin yürütülmesi,
Organizasyon ve etkinlik yönetimi
Şirketimizin faaliyet alanlarında reklam, tanıtım ve bilgilendirme hizmeti sağlamak,
Şirketimiz tarafından gönderilen bu e-postalar üzerine gelen talep ve şikayetlerin cevaplanması,
Hukuki bir ihtilafın vuku bulması halinde hukuki işlem yapmak,
Sair tüm yasal yükümlülükler.
Kişisel Verilerin Hangi Amaçlarla Kimlere Aktarılabileceği
Şirketimiz, kişisel verileri “bilme gereği” ve “kullanma gereği” ilkelerine uygun olarak, gerekli veri minimizasyonunu sağlayarak ve gerekli teknik ve idari güvenlik tedbirlerini alarak işlemeye özen göstermektedir ve sadece zorunlu durumlarda üçüncü kişilere aktarmaktadır. Kişisel verileriniz; KVKK’nın 8. ve 9. maddelerinde belirtilen kişisel veri işleme şartları ve amaçları çerçevesinde Şirketimiz ilgili birimlerince işlenmekte ve aşağıda yer verilen amaçlarla üçüncü kişilerle paylaşılmaktadır.
İlgili mevzuatı gereği talep halinde idari makamlara, adli makamlara veya ilgili kolluk kuvvetlerine, yetkili idari ve denetleme kurullarına ve/veya diğer yetkili denetleyici kurum ve kuruluşlara aktarılabilecek ve/veya hukuki bir ihtilaf vuku bulması halinde Şirketimizin hukuki menfaatlerinin korunması amacıyla bu mercilerle ve Şirketimiz avukatları ile paylaşılmaktadır.
Ürün ve hizmetlerimizin tanıtımı amacıyla E- Bülten Aboneliği veri işleme altyapısını tedarik ettiğimiz iş ortağımız, bu bildirimlerin yapılması amacıyla hizmet aldığımız ajanslar ve pazarlama analiz şirketleri ile paylaşılmaktadır.
Kişisel verileriniz e-posta altyapısı ve ilgili hizmetlerinden yararlandığımız hizmet sağlayıcılarımızın yurt dışında bulunan veri depolama sistemleri nedeniyle KVKK’nın 9. maddesindeki şartlardan biri olan açık rıza şartı sağlandığı takdirde yurt dışına aktarılabilmektedir.
Kişisel Verilerin Saklama Süresi
Kişisel verilerinizi, sunduğumuz hizmetlerin mahiyetinden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmesi amacıyla, hizmetlerin sağlandığı süre boyunca ve ardından hukuki yükümlülüklerini yerine getirmek ve meşru menfaatini temin etmek amaçlarıyla ilgili mevzuata uygun olarak, makul süreler boyunca saklayacaktır.
Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi ve Anonim Hale Getirilmesi
Kişisel verileriniz KVKK’nın 7. maddesi uyarınca işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması halinde kişisel veriler re’sen veya kişisel veri sahibinin talebi üzerine tarafımızca silinir, yok edilir veya anonim hale getirilir.
Kişisel Verilerinizin Güvenliği
Bize sağladığınız kişisel verilerin gizliliğini ve güvenliğini korumaya önem veriyoruz. Bu doğrultuda, kişisel verilerinizi yetkisiz erişim, zarar, kayıp veya ifşaya karşı korumak için gerekli teknik ve idari güvenlik önlemleri almaktayız.
Kişisel Veri Sahibi İlgili Kişinin Hakları
Kişisel veri sahibi “İlgili Kişi”, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 11. maddesinde aşağıda yer verilen haklarını ve taleplerini www.eliteworldhotels.com.tr adresinde yer alan Başvuru Formunu usule uygun olarak doldurmak suretiyle bildirebilecektir.
6698 sayılı KVKK’nın 11. Maddesi kapsamında herkes veri sorumlusu sıfatı ile Şirketimize aşağıdaki hususlarda başvurma hakkına sahiptir:
• Kişisel verilerinizin işlenip işlenmediğini öğrenme,
• İşlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme,
• Kişisel verilerinizin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme,• Yurt içinde veya yurt dışında aktarıldığı üçüncü kişileri bilme,
• Kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması halinde bunların düzeltilmesini isteme,
• KVKK’da öngörülen şartlar çerçevesinde kişisel verilerinizin silinmesini veya yok edilmesini isteme,• Yukarıda belirtilen düzeltme, silinme ve yok edilme şeklindeki haklarınız uyarınca yapılan işlemlerin, kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme,
• İşlenen kişisel verilerinizin münhasıran otomatik sistemler ile analiz edilmesi sureti ile aleyhinize bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme,
• Kişisel verilerinizin ilgili mevzuata aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğramanız halinde zararınızın giderilmesini talep etme haklarına sahipsiniz.
Hak ve Talepleriniz İçin İletişim
Kişisel verilerinizle ilgili sorularınızı ve taleplerinizi, Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları hakkında Tebliğ’de belirtilen şartlara uygun düzenlenmiş dilekçeyle aşağıdaki yöntemlerle iletebilirsiniz.
“Şahsen Yazılı Başvuru” yoluna başvuracak İlgili Kişilerin kimliğini tevsik edici belgeleri ibraz etmesi zorunludur. Bu bağlamda Maslak Mahallesi, Dereboyu 2. Cadde, No: 15A/70, Ata Center İş Merkezi Kat: G2, Sarıyer/İstanbul adresine yapacağınız şahsen yazılı başvurularda başvuru formuyla birlikte kimlik fotokopisinin yalnızca ön yüzünün (kan grubu ve din hanesi gözükmeyecek şekilde) ibraz edilmesini rica ederiz.
Başvuru formunun tebligat zarfına veya e-postanın konu kısmına “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu İlgili Kişi Talebi” yazılmasını rica ederiz.
Kişisel veri sahipleri olarak, haklarınıza ilişkin taleplerinizi, Medyascope ‘a iletmeniz durumunda Medyascope talebinizi en geç 30 (otuz) gün içinde ücretsiz olarak sonuçlandıracaktır. Ancak, başvurunuza verilecek yanıtın mevzuat uyarınca bir maliyet gerektirmesi halinde Medyascope tarafından Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından belirlenen tarifedeki ücret talep edilebilecektir.
Ticari Elektronik İleti Gönderimi Hakkında Bilgilendirme
6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca ticari elektronik ileti; telefon, çağrı merkezleri, faks, otomatik arama makineleri, akıllı ses kaydedici sistemler, elektronik posta, kısa mesaj hizmeti gibi vasıtalar kullanılarak elektronik ortamda gerçekleştirilen ve ticari amaçlarla gönderilen veri, ses ve görüntü içerikli iletileri ifade eder.
Ticari elektronik iletiler, alıcılara ancak önceden onayları alınmak kaydıyla gönderilebilir. Ticari Elektronik İleti Yönetim Sistemi (“İYS”) üzerinde onayı bulunmayan alıcılara ticari elektronik ileti gönderilemez. Bu onay, yazılı olarak veya her türlü elektronik iletişim araçlarıyla ya da İYS üzerinden alınabilir. İYS üzerinden alınan onaylarda ise olumlu irade beyanı ve elektronik iletişim adresi yer alır. Alıcılar diledikleri zaman, hiçbir gerekçe belirtmeksizin ticari elektronik iletileri almayı reddedebilir. Alıcının ret bildiriminde bulunması, bildirimin yapıldığı iletişim kanalına ilişkin onayı geçersiz kılar. Alıcı reddetme hakkını İYS üzerinden de kullanabilir.
Alıcının kendisiyle iletişime geçilmesi amacıyla iletişim bilgilerini vermesi halinde, temin edilen mal veya hizmetlere ilişkin değişiklik, kullanım ve bakıma yönelik ticari elektronik iletiler için ayrıca onay alınmaz.
Tacir veya esnaf olan alıcıların elektronik iletişim adreslerine gönderilen ticari elektronik iletiler için önceden onay alınması zorunlu değildir. Ancak tacir ve esnafların ilgili mevzuatta yer alan reddetme hakkını kullanması halinde onayları alınmadan ticari elektronik ileti gönderilemez. Bu kapsamında ileti gönderilmesinden önce tacir veya esnaf olan alıcıların elektronik iletişim adresleri hizmet sağlayıcı tarafından İYS’ye kaydedilir ve İYS üzerinden alıcıların ret hakkını kullanıp kullanmadığı kontrol edilir.
6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca, Scope Medya Ticaret Pazarlama A.Ş.’nin (“Medyascope”) tarafından vermekte olduğumuz hizmetler kapsamında, Medyascope üzerinden temin edilen bilgileriniz doğrultusunda, onay vermeniz halinde E-posta iletişim aracı kullanarak tarafınıza her türlü bilgilendirme, tanıtım, reklam, ürün teklifleri, promosyonlar, kampanyalar, memnuniyet değerlendirme çalışmaları ve duyuruların iletilmesi amacıyla tarafınızla iletişime geçilebilecektir.
6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca ticari elektronik ileti gönderimine dair onay verseniz dahi dilediğiniz zaman, hiçbir gerekçe belirtmeksizin ticari elektronik iletileri almayı reddedebilirsiniz. Ret bildirimini kolay ve ücretsiz bir şekilde olmak üzere e-posta iletişim kanalı ile verebileceğinizi hatırlatmak isteriz. Reddetme hakkınızı İYS üzerinden de kullanabilirsiniz.
