menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kurtlar Sofrasında Kadınlar (59) | Deniz Özturhan: “Kahkaha atmak bir zorunluluk”

17 0
20.07.2026

Kurtlar Sofrasında Kadınlar

Son güncelleme: 20 Temmuz 2026 -

Kurtlar Sofrasında Kadınlar (59) | Deniz Özturhan: “Kahkaha atmak bir zorunluluk”

20 Temmuz 2026 Pazartesi

Tercih edilen kaynak olarak ekle

İSTANBUL (Medyascope) – Kurtlar Sofrasında Kadınlar’da Göksel Göksu’nun konuğu, Türkiye’nin ilk kadın stand-up komedyeni Deniz Özturhan oldu. Özturhan, yazarlıktan sahneye uzanan üretim yolculuğunu, kadın mizahının Türkiye’deki yerini ve gündelik hayatı mizaha nasıl taşıdığını anlattı. Özturhan, son dönemde komedyenlere yönelik soruşturmaların gölgesinde sansür ve otosansür tartışmalarını da değerlendirdi.

Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.

Deniz Özturhan, Türkiye’nin ilk kadın stand-up komedyeni olarak mizahın önemini ve kadınların komedi dünyasındaki yerini anlattı.

Kahkaha atmak, sadece eğlence değil, zorunluluk; insanların gündelik hayattaki zorluklara karşı bir tepki ve refleksidir.

Özturhan, sansür ve otosansür tartışmalarını değerlendirerek, Türkiye’de mizah yapmanın zorlayıcı koşullarını açıkladı.

Kendisi de dijital zorbalığa maruz kaldığını belirterek, kadınların hukuki haklarını kullanmalarını önerdi.

Kahkaha eşliğinde başlayan programda masaya yatırılan ilk başlık da ‘kahkaha’ oldu. Özturhan’a göre kahkaha atmak yalnızca eğlence değil, aynı zamanda bir ihtiyaç, hatta zorunluluk:

“Kahkahanın, gülmenin, güldürmenin zorluktan veya ciddi olmasından ziyade bir zorunluluk olduğunu düşünüyorum. Gerçekten aklı olan, biraz hayatını sorgulayan, gerçekliğin perdesini aralamaya çalışan insanlar bir noktadan sonra bu gerçekliğin bazı taraflarına dayanamadıkları için gülmek durumunda kalırlar. Bu, düşünen insanın en doğal reflekslerinden biri. Travmaları ya da içinden çıkmakta zorlandığı meseleleri olan insanlar da bunları şakaya dönüştürüp başkalarını da güldürme ihtiyacı hissediyor.”

Kahkahanın toplumu bir arada tutan yönüne dikkat çeken Özturhan için, komedyenliğin kendisi zor değil ama içinde yaşanılan koşullar epey zorlayıcı:

“Kahkaha atmak her zaman iyileştirici, toplumu birleştirici ve insanları yaşadığı alanda biraz daha rahat, biraz daha mutlu etmeye yönelik bir tarafı var. Aslında komedi yapmak zor değil. Normal şartların geri kalanı zor. Yaşam şartları zor.”

Son dönemde komedyenlere yönelik soruşturmaların etkisine ilişkin soruyu yanıtlayan Özturhan, Deniz Göktaş ve Tuğba Ulu örneklerinin sanatçılar üzerindeki etkisini, otosansüre yol açıp açmayacağını değerlendirdi:

“Otosansür bence Türkiye’de her zaman vardı. Ölçüleri değişmiştir ama vardı. Ben de 23 senedir metin yazarıyım. Yazılabilecek yerlerin de, yazılamayacak yerlerin de sınırını az çok biliyorduk. Ama o alanlar daralmaya başladı. Ben Deniz Göktaş’ın da Tuğba’nın da şakalarını izledim. İnançlı bir insan olmama rağmen beni asla rahatsız etmedi, hakaret anlamında hiçbir şey görmedim. Bence ölçülü yazılmış metinlerdi.”

Toplumdaki yaklaşımın değiştiğini belirten Özturhan, asıl sorunun farklı düşünen insanların cezalandırılmasını istemenin normalleşmesi olduğunu vurguladı.

Deniz Özturhan: “‘Benim gibi düşünmeyenlerin tutuklanmasını isteme hakkı” gibi bir trend gelişti”

“Şu anda pek çok insanın, ‘Benim düşündüğüm gibi düşünmeyen insanların tutuklanmasını isteme hakkına sahibim’ gibi bir fikir trendi geliştirdiğini görüyoruz. O doğru bir fikir değil. Çünkü herkes birbirinin tutuklanmasını istemeye başlarsa, sonunda hepimiz birbirimizi beğenmeye beğenmeye tutuklatırız.”

Özturhan: “‘Bu da mı suç olabilir?’ diye düşünmekten yoruluyorsunuz”

Sanatın tüm baskılara rağmen yolunu bulacağını söyleyen Özturhan, yine de korkunun tamamen ortadan kalkmadığını da açıkça dile getirdi.

“Yaratıcılık zaten bütün sansürlerin etrafında neler yapabildiğinizle de alakalı. Sanat, insanın engelleyebileceği bir şey değil. Şaka yapma ihtiyacı da öyle. Deniz’in söylediği gibi, ‘Bu da mı suç olabilir?’ diye düşünmekten yoruluyorsunuz. Benim korkumu ise henüz aşmadı, rahat olun.”

Söyleşide kadın komedyen olmanın deneyimlerinden de söz eden Özturhan, 2011 yılında Türkiye’de açık mikrofon stand-up gösterilerini başlatan ekipte yer aldığını anlatarak, “Bu vesileyle Türkiye’nin ilk kadın stand-up komedyeni olmuş oldum. Çünkü o dönem gerçekten böyle bir alan yoktu” dedi.

Özturhan: “Çok erkek güldürdüm, toplum artık ‘Kadınlara gülmüyoruz’ aşamasını geçti”

Kadınların komik olmadığı yönündeki önyargının önemli ölçüde geride kaldığını düşünen Özturhan, bugün gelinen noktayı ise şöyle değerlendirdi:

“İlk başladığımda ‘Kızlar komik olmaz ki’ cümlesi çok rahat söylenebiliyordu. Ama geçen 15-16 yılda artık kimsenin bunu eskisi kadar rahat söyleyebileceğini sanmıyorum. Erkeklerin kadınlara gülmediği iddiasına da katılmıyorum. Çok erkek güldürdüm. Bence toplum artık ‘Kadınlara gülmüyoruz’ aşamasını geçti.”

Deniz Özturhan: “Bulunduğumuz dünya düzeninde bir kadının feminist olmaması bana mantıklı gelmiyor”

Feminizmin de doğal olarak üretiminin bir parçası olduğunu söyleyen Özturhan, bugün bir kadının feminist olmamasını anlamlı bulmadığını söyledi, “Şu anda bulunduğumuz dünya düzeninde herhangi bir kadının feminist olmaması bana mantıklı gelmiyor. Feminizmden kadın denen canlının da bir insan olduğu yönündeki düşünce sisteminden bahsediyoruz. İçeriğimden feminizmi çıkarmam mümkün değil” dedi.

Özturhan, kadınları harekete geçirmek gibi bir misyonunun olmadığını, aksine yeni kuşağın bu konuda çok daha ileride olduğunu söyledi.

“Eskiden belki öyle bir yerdeydim ama bugün kadınlar benim harekete geçirebileceğimin çok ötesinde hareket ettiler. Çok daha iyi örgütlendiler. Yeni nesil sınır koymayı, ‘hayır’ demeyi çok daha iyi biliyor. Ben artık onlardan öğrenmeyi bekliyorum.”

“Kadınsanız ve dijital zorbalığa uğradıysanız vakit kaybetmeden hukuki önlem alın”

Kendisinin de dijital zorbalığa maruz kaldığını paylaşan Deniz Özturhan, kadınlara hukuki haklarını gecikmeden kullanmaları çağrısında bulundu.

“Eğer bir kadınsanız ve dijital zorbalığa uğradığınızı düşünüyorsanız hiç vakit kaybetmeden hukuki önleminizi alın. ‘Engelledim geçti’ diye düşünmeyin. Bazen engellemek yetmiyor.”

Söyleşinin sonunda geleceğe dair planlarını anlatan Özturhan, yapay zekânın özellikle görsel üretim alanında yeni imkânlar sunduğunu ancak metin yazarlığında henüz insanın yerini almadığını düşündüğünü söyledi.

“AI şu anda çok ilgimi çekiyor ama benim kadar iyi yazamaz, en azından şimdilik. Beni........

© Medyascope