menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Açık Oturum (517) | Çözüm süreci buzdolabına mı kalktı?

26 0
09.04.2026

Son güncelleme: 9 Nisan 2026 -

Açık Oturum (517) | Çözüm süreci buzdolabına mı kalktı?

9 Nisan 2026 Perşembe

İSTANBUL (Medyascope) – Açık Oturum’un “Çözüm süreci buzdolabına mı kalktı?” başlıklı bu bölümünde “Terörsüz Türkiye” adıyla 2024’te başlayan çözüm sürecinin geldiği aşama masaya yatırıldı. Silahların sembolik olarak bırakılması, sonrasında TBMM’de komisyon kurulmasıyla yeni bir evreye geçilen süreçte her ne kadar “karar eşiğine” gelinmiş olsa da fiilen ilerleme yok. Göksel Göksu’nun sorularını yanıtlayan siyaset bilimciler Onur Alp Yılmaz, Sezin Öney ve Kürt Çalışmaları Merkezi’nden Cihan Ülsen sürecinin geldiği aşamada yaşanan tıkanıklığı değerlendirdi. Katılımcılar, sona ermese de sürecin fiilen ilerlemediği ve karşılıklı bekleyiş aşamasında sıkıştığı görüşünde birleşti.

2024’te başlayan ‘Terörsüz Türkiye’ çözüm süreci sembolik olarak ilerlemesine rağmen fiilen tıkanmış durumda.

Siyasi analistler, yasal düzenlemelerin eksikliğine ve sürecin hukuksal bir zemine oturtulmasının önemine dikkat çekiyor.

Kürt seçmen ve DEM Parti, mevcut muhalefet dinamiklerinden dışlandığı için etkisiz hale geldi.

Geçmişteki beklentilere rağmen, iki yıl boyunca sürecin somut adımlarla ilerlememesi eleştiriliyor.

Başkanlık sisteminin getirdiği sorumluluk eksikliği ve kamuoyunun görmezden gelinmesi sorgulanıyor.

“Söylem olarak 90’ların çok önünde ama hukuk olarak hala 90’lardayız”

“DEM Parti ve Kürt seçmen denklemin dışına çıkarıldı”

“Başkanlık sistemindeyiz, Erdoğan hariç herkesin sorumluluk almasını istiyorsanız burada bir gariplik var ”

“Söylem olarak 90’ların çok önünde ama hukuk olarak hala 90’lardayız”

Sürecin geldiği noktadaki tıkanıklığı “Bir anlamda buzdolabında olduğunu, bir anlamda buzdolabında olmadığını söyleyebiliyoruz” sözleriyle özetleyen Cihan Ülsen, söylediklerine “Bence süreci en çok özetleyen, söylem olarak 90’ların çok  önünde ama hukuk olarak hala 90’lardayız” diyerek açıklık getirdi . Süreç başladığında sürece desteğin arttığını ama sürece olan güvenin buna  paralel olarak artmadığını, aksine belli bir noktada durduğunu hatırlatan Ülsen gelinen noktada  sürece dair ciddi bir güven problemi olduğunu söyledi. Ülsen, Devlet Bahçeli’nin “yasal düzenlemeleri işaret ederek yaptığı “Oyalanmaya ve oyalamaya gerek yoktur” çıkışını  süreçteki tıkanıklığın en yüksek  perdeden dile getirilmesi olarak kabul edilmesi gerektiğini vurguladı. 

“Kürt meselesi çözülürse Türkiye demokratikleşir de değil, demokratikleşirse Kürt meselesi çözülür de değil” diyen Ülsen, iki denklemi de dışlamadan  hareket edilmesi gerektiğini savundu. Meselenin hukuksal bir zemine oturtulmasının önemine dikkat çeken Ünsel, “Hala defakto çözümler üzerinden süreci devam ettirmek üzerine bir politika güdülüyor. Bu politikadan vazgeçilmesi gerektiğini  düşünüyorum” dedi. Bakın adımlar atılmadan, meclis devreye  girmeden, Türkiye’deki sivil aktörler devreye girmeden, bunların görüşleri alınmadan sürecin ilerleyeceğine ben de katılmıyorum. Ama şurada ayrışıyoruz.  Sürecin de sadece AKP karşıtlığı ya da AKP’nin yapmış olduğu  antidemokratik uygulamalara kurban verilmemesi gerektiğini savunan Ünsel, aksi halde sürecin akamete uğrayacağını ve  15-20 yıl daha kaybedileceğini ifade etti; iktidarın adımı atması gerektiğini söyledi:

“Süreç ilerliyor,  sürecin arkasındayız demek artık tek başına süreci götüren, ilerleten bir konuma ait değil. O iş oradan çıktı. Artık ‘süreç devam ediyor, sürecin arkasındayız’a karşılık gelecek somut, hukuki, siyasal adımların bir an önce ortaya konulması gerekli. Bunun içerisinde tabii ki Türkiye’deki demokratikleşme adımlarının atılması, cezaevindeki siyasetçilerin bir an önce  çıkartılması, ve siyasi partiler üzerindeki bu baskının azaltılması gerektiğini elbette  söylüyoruz, bunu ıskalamıyoruz.” 

“DEM Parti ve Kürt seçmen denklemin dışına çıkarıldı”

Dünya genelinde hak ve  özgürlüklerin geriye gittiği bir dönemden geçildiğine dikkat çeken Sezin Öney de çözüm süreci çıkışının başlangıçta “Bu sefer artık bir şeyler  olacak” algısına yol açmasına rağmen, arkasının getirilmeyeceğinin baştan belli olduğunu söyledi:

“Mesela Nevroz hiç olmadığı kadar, Öcalan’ın ön plana çıkabildiği, isteyenin  istediği şekilde ifadelerde bulunabildiği biçimde kutlanıyor. Fakat ertesinde hemen  tutuklamalar, gözaltılar geliyor. Aslında  gerçek bir hak ve özgürlükler ortamı yok. Kamuoyunun ne düşündüğü artık çok da önemli değil. Toplumun büyük bir çoğunluğu  adaletten şikayetçi, ekonomiden çok çok şikayetçi, herkesin canı yanıyor ama kamuoyu bu anlamda ne yaparsa yapsın bir şeyi değiştirebilecek güçte değil. Aynı şey Kürt kamuoyu  için de geçerli.  Ankara’da, siyasette bir takım şeyler söylenebilir ama bunun fiiliyata dökülmesi bana kalırsa  imkansız ve zaten biz de onunla yüzleşiyoruz şimdi.”

DEM Parti ve Kürt seçmen denklemin dışına çıkarıldığını söyleyen Öney, “Onlar ne tam muhalefetin parçası oluyorlar ne de olmuyorlar. En ideal durum. İktidar DEM Parti’nin kendi yanında da yer almasını istemiyor. Böyle bir derdi yok. Belli bir Kürt  seçmeni zaten AK Parti’ye oy veriyor mu? Tamam! Bir de MHP orada zaten büyük illüzyon yarattı. Şimdiye kadarki her şeyi sihirli değnekle yok etti ve Bahçeli bir ‘bilge lider, büyük akil insan’ olarak ortaya çıktı. Batıda CHP ve Özgür Özel ama genel olarak Türkiye genelinde MHP ve Devlet Bahçeli…  Şimdi bu da tuhaf bir durum. Yani gerçekten DEM’i çok eleştiriyor Kürt seçmen. En beğenmediği parti sıralamasında en altlarda AK Parti ile beraber. Böyle tuhaf bir denklem yarattınız siz ama bu sürdürülebilir bir şey değil. Şimdi bu son bir buçuk iki yılda ne yapıldı, sözleri çekelim geride ne var?”

“Başkanlık sistemindeyiz, Erdoğan hariç herkesin sorumluluk almasını istiyorsanız burada bir gariplik var ”

Onur Alp Yılmaz da sürecin “Terörsüz Türkiye” adı verilerek güvenlikçi bir söyleme teslim edildiğine, demokratikleşme ve özgürlükler ekseninin geri planda kaldığına vurgu yaptı. 2024’te başlayan çözüm süreci kapsamında iki yıldır somut adım atılmamasını eleştiren Onur Alp Yılmaz da siyasi iradeye dikkat çekerek “Sanki buna biz engel oluyormuşuz gibi garip bir tablo var. Atılacaksa atılsın bu adımlar. Ne engel oluyor buna? İki yıldır biz neden bunları konuşuyoruz? Ortada her şeyin muktedir olduğunu iddia eden bir iktidar ve lideri var. Ama mührün kimde olduğunu  herkes bilmesine rağmen Süleyman kim bilmiyormuş gibi davranıyor. Bir tuhaflık yok  mu ortada?” sözleriyle adım atılmamasına neyin engel olduğunu sorguladı:  

“Sanki her konuda........

© Medyascope