menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İsmet Kemal Karadayı : “Düşün Sanat Dostlarım” – Davut Köksoy Yazdı

13 0
13.03.2026

İsmet Kemal Karadayı, ilkokul öğretmenim Behzat Ay’ın çok yakın  arkadaşıydı. Öğretmenim beni Karadayı ile tanıştırdığında, Karadayı Kızılcahamam Cumhuriyet Savcısıydı. Öğretmenim ilk yazdığım bir şiir nedeniyle beni tanıştırmıştı Karadayı ile. Bunu Behzat öğretmenimi anlattığım bir yazıda belirtmiştim.

Cumhuriyet döneminde Türk edebiyatı yalnızca roman ve şiirde değil, düşünce ve anı yazınında da derin izler bırakmıştır. Bu dönemin aydınları sanatı bir süs ya da estetik uğraş olarak değil, topluma karşı bir sorumluluk biçimi olarak görür. İsmet Kemal Karadayı da bu anlayışın temsilcilerinden biridir. Onun “Düşün Sanat Dostlarım” (Yön Yayınları 1997) adlı kitabı, hem kişisel bir hatırat hem de Türkiye’nin kültürel serüvenine tanıklık eden bir belgedir. Karadayı, yıllar içinde dostluk kurduğu yazarları, sanatçıları ve düşünürleri içten bir dille anlatırken, aynı zamanda kendi kuşağının ruhunu da satırlara taşır.

Kitap, klasik bir anı kitabından çok, bir “anı-portre” niteliği taşır. Karadayı, dostlarını yalnızca kişisel anılar üzerinden değil, düşünsel üretimleri ve sanata kattıkları değerler aracılığıyla anlatır. Cemal Süreya, Hasan Hüseyin, Asım Bezirci, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Yılmaz Güney, Nâzım, Cumalı, Zeliha Berksoy, Vecihi Timuroğlu, Behzat Ay ve Sabahattin Eyüboğlu gibi isimler bu portrelerde hem dost hem de dönemin kültür dünyasının simaları olarak karşımıza çıkar. Yazarın kaleminde bu isimler yalnızca kişiler değil, bir dönemin vicdanı ve sesi hâline gelir.

Eserde “dostluk” kavramı merkezde yer alır. Ancak Karadayı’nın dostluk anlayışı yalnızca duygusal değil, aynı zamanda düşünsel bir ortaklığa dayanır. Onun için dostluk, dayanışmanın ve ortak üretimin kaynağıdır; sanatın filizlendiği bir topraktır.

Karadayı, Cumhuriyet’in aydınlanmacı değerlerini benimsemiş bir yazardır. Kitabında zaman zaman toplumsal gerilemeye, düşünsel tutuculuğa karşı duyduğu rahatsızlığı dile getirir. Bu yönüyle “Düşün Sanat Dostlarım”, bireysel hatıraların ötesine geçer; bir dönemin düşünsel iklimine karşı geliştirilen bilinçli bir tavra dönüşür.

Yazarın dili sade ama etkilidir. Okurla doğrudan temas kurar, anlatımda yapaylığa yer vermez. Cümlelerinde sıcak bir içtenlik vardır; bu da kitabın adındaki “dostlarım” sözcüğünde anlamını bulur. Karadayı, dostlarını anlatırken aslında kendi yaşam felsefesini de okura sezdirir: Sanatın birleştirici, insanı dönüştürücü gücüne inanır.

İsmet Kemal Karadayı’nın “Düşün Sanat Dostlarım” adlı eseri, dostluk, düşünce ve sanat üçlüsünü bir araya getiren özgün bir anı-portre çalışmasıdır. Eser, Türk kültür tarihine hem bir tanıklık hem de unutulmuş kişileri bir hatırlama işlevi görür. Karadayı, bireysel ilişkiler üzerinden ülkemizin aydınlanma serüvenine ışık tutar. Bu nedenle kitap, yalnızca geçmişin değil bugünün de kültürel bilincini besleyen bir eserdir.

Sonuçta “Düşün Sanat Dostlarım”, yalnızca bir anı kitabı değil; aynı zamanda bir kültürel hafıza metnidir. Karadayı, dostluklarının içinden Türkiye’nin sanat ve düşünce tarihine ışık tutar. Onun anlatısı, unutulmaya yüz tutmuş değerleri yeniden hatırlatır. Samimi üslubu ve insan merkezli bakışıyla kitap, hem geçmişe saygı duruşu hem de bugüne bırakılmış bir kültürel mirastır.


© Medya Siyaset