George Sand’ın Doğaya Dönüşü : Şeytanlı Göl
1840’ların çalkantılı Paris’i, politik tartışmalar ve entelektüel çevrelerin yorucu atmosferi George Sand’ı epeyce bunaltmıştı. Sanayi devriminin insan ilişkilerini mekanikleştirdiği, şehir hayatının insani değerleri giderek yuttuğu o yıllarda Sand (Gerçek adı, Amantine Lucile Aurore Dupin), çareyi doğup büyüdüğü Berrichon kırsalına kaçmakta buldu. İşte 1846’da yazdığı Şeytanlı Göl (La Mare au Diable), yazarın bu zihinsel yorgunluktan sıyrılıp Berry’nin sakin ama gizemli doğasına sığındığı “köy romanları” döneminin ilk ve belki de en içten ürünüdür.
Hasan Âli Yücel’in Milli Eğitim Bakanlığı yaptığı dönemde dilimize kazandırılan bu kitap, Cumhuriyetin 75.yılı nedeniyle Cumhuriyet Kitaplarının Dünya klasikleri serisinden 1998 yılında yeniden yayınlanmıştır. Çeviren Kemal Demiray’dır.
Yüzeyde masalsı bir kır hikâyesi gibi durur bu roman. Oysa biraz yakından bakınca, dönemin katı sınıf ayrımlarına ve tamamen paraya dayalı evlilik düzenine verilmiş çok zarif bir tepki görürüz. Sand, Fransız köylüsünün doğayla kurduğu yalın bağı anlatırken, aslında arkada duran o yozlaşmış düzeni sessizce........
