Unutmayı öğrenen toplumlar
Bazı toplumlar geçmişlerini konuşarak taşır, bazıları ise susarak. Sessizlik ilk bakışta huzur gibi görünebilir; oysa çoğu zaman bastırılmış hafızanın en görünür biçimidir
Çünkü toplumlar da insanlar gibi unutmazlar. Yalnızca hatırlamanın biçimini değiştirirler. Bazı acılar yüksek sesle anlatılır, bazıları ise aile sofralarında yarım bırakılan cümlelerin içine saklanır. Türkiye’nin modern hikâyesi biraz da böyle bir sessizliğin içinden geçiyor. Belki bu yüzden bu ülkede bazı konular konuşulurken insanların sesi aniden düşüyor, bazı kelimeler dikkatle seçiliyor, bazı hikâyeler ise tam anlatılacakken yön değiştiriyor. Hafıza bazen anlatılan şeylerde değil, özellikle kaçınılan yerlerde saklanıyor.
Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren yeni bir toplum inşa edilmeye çalışıldı. Bu süreç yalnızca siyasi bir dönüşüm değildi; aynı zamanda büyük bir hafıza düzenlemesiydi. Osmanlı’nın çok kimlikli yapısından daha homojen bir ulusal yapı üretmek isteyen yeni devlet, ortak bir aidiyet yaratmayı hedefledi. Bu hedef kendi tarihsel bağlamı içinde anlaşılabilir olabilir; savaşlardan çıkmış, parçalanmış bir imparatorluğun ardından yeni bir merkez kurma arzusu güçlüydü. Fakat her yeni merkez aynı zamanda bazı çevreler üretir. Türkiye’nin modernleşme sürecinde de böyle oldu. Bazı insanlar yeni dönemin kurucu öznesi haline gelirken, bazıları sessizce geri çekildi; bazen kendi istekleriyle değil, dönemin ruhunu sezerek.
Türkiye’de unutmak çoğu zaman doğal bir süreç değil, toplumsal bir savunma biçimi gibi işledi. Çünkü bu coğrafya uzun süre darbeler, göçler, ekonomik krizler, kimlik gerilimleri ve siyasal kırılmalar yaşadı. Toplum sürekli değişen büyük olayların içinde hayatta kalabilmek için bazen hafızasını geri plana itti. Böylece unutmak yalnızca bireysel değil, kolektif bir davranış biçimine dönüştü. İnsanlar bazı şeyleri konuşmamayı öğrendi. Daha doğrusu, konuşmanın bazen fayda değil yük getirdiğini düşündü. Türkiye’nin birçok ailesinde eski kuşakların bazı olayları anlatırken bir yerde durmasının nedeni yalnızca acı değildir; çoğu zaman yıllarca taşınmış bir temkin hissidir.
Ancak unutulan şeyler tamamen kaybolmaz. Daha çok........
