Sineyimillet: Bugün değilse ne zaman?
“Bugün bir belediyeye daha operasyon yapıldı.” Artık bu cümleyi olağan bir gelişme gibi kuruyor olmamız, aslında siyasi iklimimizdeki en büyük tehlikeye işaret ediyor.
Seçilmiş bir belediye başkanının sabaha karşı gözaltına alınması, yerine memur bir kayyumun veya şaibeli bir şeçimle birisinin atanması ve milyonlarca seçmenin iradesinin tek bir idari kararla yok sayılması, maalesef bir haber rutinine dönüştü. Bir gün bir ilçe, ertesi gün bir büyükşehir, ardından Eyüpsultan… Takvim değişiyor ancak iktidarın stratejik senaryosu hiç değişmiyor.
İktidarın bu süreci çok net bir siyasi hedefle ve belirli bir oyun planıyla yürüttüğü çok açık. Adım adım, sabırla ve muhalefetin reflekslerini tartarak ilerliyorlar. Bugün gelinen noktada, muhalefet belediyelerine yönelik operasyonların birbirinden bağımsız soruşturmalar olmaktan çıkıp, sistematik bir siyasi tasfiye stratejisine dönüştüğünü görmemek için siyaseten kör olmak gerekiyor. Peki iktidar bu öz güveni nereden buluyor? Yanıtı çok basit: İktidar, muhalefetin ne kadar sert söylemler üretirse üretsin, ne kadar miting yaparsa yapsın, günün sonunda sistemin içinde kalacağını, ertesi gün Meclis sıralarına gelip oturacağını çok iyi biliyor. Kısacası, kendisine çizilen sınırların dışına çıkmayacağından emin. “Majestelerinin muhalefeti” tanımlamasının sıkça kullanmamın nedeni tam olarak bu siyasal konfordan kaynaklanıyor.
Vitrinine dönüşen meclis
Bu noktada Meclis’in mevcut işlevini sorgulamak zorundayız. Teorik olarak TBMM, milli iradenin tecelli ettiği, yürütmeyi denetleyen bir organdır. Ancak pratik gerçeklik bize bambaşka bir tablo sunuyor. Verilen soru önergeleri........
