Montrö, Boğazönü Adaları ve tarihin unutulan sayfaları
Dış politikada kurumsal hafızanın ve tarihi gerçeklerin yerini, günlük hamasetin ve konjonktürel söylemlerin aldığı bir dönemden geçiyoruz.
Tarihi olayları, o günün diplomatik koşullarından ve uluslararası dengelerinden kopararak okumak, ne yazık ki bizi stratejik körlüğe sürüklüyor.
Son günlerdeki Montrö tartışmalarından daha birkaç hafta önce Boğazönü Adalarından Semadirek ve Limni’nin askersizleştirilmiş olup olmadığını tartışıyorduk. Özellikle, Montrö öncesi Türkiye-Yunanistan temaslarını adeta yok sayan resmi söylemle, Montrö Boğazlar Sözleşmesi müzakerelerindeki Yunanistan’ın pozisyonunu ve katkısını görmezden geliyorduk.
Montrö’nün geleceğinin de tartışmaya açılabileceği bu süreçte, her şeyden önce Yunanistan’ın bu defa müzakere sürecinde nerede duracağını da iyi hesaplamamız gerekiyor.
Şöyle ki:, tarihli belgelere ve o dönemin diplomatik yazışmalarına baktığımızda, Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerin bugünkü gibi salt bir “husumet” üzerinden değil, ortak bölgesel çıkarlar ve rasyonel bir denge politikası üzerinden yürütüldüğünü görürüz. 1936’da Montrö Boğazlar Sözleşmesi........
