menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Ateş çemberi”nin gölgesinde yeni jeopolitik realite ve Türkiye

50 0
06.04.2026

Son dönemde ABD ile İran arasında yaşanan çatışmaları değerlendirirken, sıklıkla düşülen bir yanılgı var: “Savaşı kim kazanıyor, kim kaybediyor?” meselesine odaklanmak.

Ancak uluslararası ilişkiler ve özellikle kapitalist sistemin işleyişi bağlamında, bu tür krizlerde sonuçtan ziyade “süreç odaklı” bir perspektife sahip olmak çok daha büyük önem taşır. Tıpkı geçmişte Afganistan, Irak, Libya ve Suriye örneklerinde gördüğümüz gibi… Mesele savaşın ne zaman biteceği değil, savaş sonrası bölgede ve dünyada ortaya çıkacak “yeni gerçekliğin” ne olacağıdır.

Öncelikle sahadaki realiteye bakalım…

İran, belki de herkesi -en başta da ABD ve İsrail’i- şaşırtarak hava savunma ve füze kapasitesi konusunda beklenenden çok daha dirençli bir profil çizdi. Muhtemelen Rusya ve Çin destekli bu altyapı, ABD’nin ağır hava saldırılarına rağmen ayakta kaldı. Trump’ın “İran’ı taş devrine döndüreceğiz” yolundaki, nükleer seçenekleri bile akla getiren pervasız söylemlerine rağmen, Tahran’ın stratejik direnişi küresel jeopolitikte yeni bir okuma yapmamızı zorunlu kılıyor.

Öte yandan, Amerika’nın kendi rejimine ve Trump’ın yönetim tarzına da dikkatle bakmak gerekiyor. Kabinedeki peş peşe görevden almalar, askeri........

© Medya Günlüğü