menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

CHP, baskı, butlan ve sosyalistler

3 0
25.06.2026

Son yerel seçimlerden birinci parti olarak çıkan CHP, iktidarın her geçen gün artan baskısı altında.

20’den fazla CHP’li belediye başkanı hapiste. Sayı her geçen gün artıyor.

Yüzlerce belediye yöneticisi ve çalışanı birden fazla davada yargılanıyor. Gözaltına alınan belediye çalışanlarına işkence, tehdit ve itirafçı olma baskısı yapılıyor.

Yetkisiz bir mahkemenin kararıyla CHP’nin seçilmiş yönetimi adeta devrilirken yerine Kemal Kılıçdaroğlu kayyım olarak atandı.

İstanbul İl Örgütü’nün ardından CHP Genel Merkezi’nin kapısı kırıldı ve gaz bombaları eşliğinde polis baskını yapıldı.

Felç edilen CHP bölündü. Artık iki CHP var.

Bunlar toplumsal öfkeyi artırıyor. Protesto eylemlerine sadece CHP üyeleri katılmıyor. Aralarında Sosyalist İşçi yazarları ve okurlarının da bulunduğu geniş sol çevreler de aylardır sokakta.

Bütün bunları nasıl değerlendirmek gerekir? CHP’de olan bitenler karşısında sosyalistler nasıl bir tutum almalıdır? Bağımsız bir sosyalist hareketin inşası neden önemlidir?

Her şeyden önce 19 Mart 2025’ten bu yana iktidarın CHP’ye açtığı savaş, demokrasinin ve temel hakların gaspıdır.

Atanmışlar, seçilmiş siyasetçileri yargı eliyle devre dışı bırakıyor.

Milyonlarca seçmenin tercihi ve iradesi hiçe sayılıyor.

Anayasa ve yasalar açıkça ihlal ediliyor.

Biz bu kayyım siyasetini ve antidemokratik müdahaleleri HDP/DEM’e yapılan baskılardan tanıyoruz.

Şimdi baskı Kürt şehirlerinden batıya kaydı.

Sosyalistler, atanmışların seçilmişler üzerindeki tahakkümüne karşıdır. Yargının siyasallaşmasına da tutuklama furyasına da karşıyız.

Bu yüzden iktidarın CHP’ye açtığı savaşta safımız buna karşı koyanlarla aynıdır.

Peki bütün bunlar neden oluyor?

Patronların partisi AKP her geçen gün eriyor. Onunla birlikte Cumhur İttifakı da güç kaybediyor.

Başkanlık ve milletvekilliği seçimleri yaklaşıyor.

İktidarın amacı, her ne olursa olsun, seçimlerden kazanarak çıkmak, Tayyip Erdoğan’ın bir dönem daha başkan olması ve başkanlık rejiminin korunup tahkim edilmesidir.

Sadece AKP değil, müesses nizamın tüm aktörleri ve egemen sınıfın ihya edilen tüm kesimleri de “bir dönem daha” için seferberlik halindedir.

Ve bütün bunlar derin bir ekonomik kriz, dünyada ve bölgede altüst oluşlar, Kürt halkının eşitlik talepleriyle birlikte karmaşık bir süreçte gerçekleşiyor.

Kurulu düzenin en büyük korkusu, yoksul ve öfkeli kitlelerin mücadeleye atılmasıdır. Bu yüzden baskı, CHP gibi bir düzen partisinden en geniş kesimlere yayılarak gözdağı ve korkutma siyasetine dönüşmüş durumda.

Sosyalistler otoriter yönetime, baskılara ve patronların çıkarları için çalışan mevcut yönetime karşıdır. Biz işçilerin ve ezilenlerin çıkarlarını, taleplerini savunuyoruz. Bu düzen seçimlerle değişmez. Sandığa değil mücadeleye bakıyoruz.

Fakat bu durum, parlamenter alandaki saflaşmayı göz ardı etmeye ve burjuva demokrasisinin kalan kırıntılarını savunmamaya yol açamaz. İşçilerin kendi iktidarlarını kendi mücadeleleriyle sağlaması için baskılar ve dayatmalar püskürtülmelidir. Devrimci mücadeleler için olabilecek en elverişli koşulları kazanmak adına demokrasi mücadelesini büyütmeliyiz.AKP-MHP iktidarı, bir dönem daha asla!

İktidarın yetkisiz bir mahkemenin kararıyla CHP’ye el koymasını başlı başına  ele almak gerekir.

Siyasi Partiler Kanunu’na göre bir siyasi partinin kongrelerinde ve seçimlerinde tek yetkili Yüksek Seçim Kurulu’dur (YSK). Yerel bir mahkemenin bir parti kongresini iptal etme yetkisi yoktur.

Fakat başkanlık rejiminde yerel mahkemeler, YSK gibi üst organların yanı sıra Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarını da tanımamaktadır. Mutlak butlan kararındaki yetki gaspına YSK’nın itiraz etmemesi ayrıca bir skandaldır.

Ancak yine de başkanlık rejiminde yargı organlarının iktidar etrafında merkezileşmesi aleni bir vakadır.

Butlan kararının ağır sonuçları var. Bir eşik daha aşıldı. Bu sayede rejim, bir takım muhbirler bulup istediği partinin kongresini iptal........

© marksist.org