menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yeni felaket çağında antikapitalist alternatifin inşası

3 0
22.05.2026

İran ve Filistin halkının maruz kaldığı işgal ve yerleşimci sömürgeciliğe karşı mücadele tüm dünya ezilenleri açısından kritik kritik bir öneme sahip.

Tüm kıyaslanamaz askeri üstünlüğüne rağmen, İsrail Gazze’de, ABD ve İsrail ise İran’da politik olarak mağlup oldular. Özellikle ABD’nin İran’la masaya oturmak zorunda kalması küresel askeri ve politik dengelerde büyük bir eksen kaymasına işaret ediyor. 

Bu eksen kayması, Alex Callinicos’un son yazısında vurguladığı gibi  “Aradan geçen yıllarda, ekonomik gücün küresel dağılımında devasa bir kayma yaşandı. 1972’de Amerika Birleşik Devletleri küresel imalat katma değerinin yüzde 25 ila 30’unu oluştururken, Çin yüzde dördünü oluşturuyordu. 2024’te ise ABD’nin payı yüzde on, Çin’inki ise yüzde 30’du.” ABD egemen sınıfı aldığı arka arkaya darbeleri savuşturmaya çalışıyor.

İklim krizi ise tam çaplı bir yıkım süreci olarak bu krizin derinleşmesinde hiçbir sorumluluğu olmayanların üzerine üzerine geliyor. Kapitalizmden söz etmeyen iklim krizinden de söz etmemeli. Yaşadığımız bu kriz doğrudan kapitalist sınıfın rekabet güdüsünün canlı yaşamın başına açtığı bir bela. Bu bela, aynı zamanda belanın farkında olan dev bir hareketle yüzleşiyor. Üstelik, iklim aktivistleri kesin bir savaş karşıtı faaliyeti aynı anda örgütlüyor. “İşgal altında iklim adaleti olmaz” vurgusu, iklim aktivistlerinin emperyalizm ve iklim krizi arasında kurduğu güçlü bağın bir başka göstergesi. Gazze’yle dayanışmak için kolları sıvayan ilk Sumud Filosu aktivistleri arasında iklim aktivistlerinin de olması tesadüf değil. “Şirketleri değil gezegeni kurtar” diyenler “Yıkılsın Siyonist İsrail devleti” demeyi de başarıyor. Bunun bir sonucu olarak dünyanın en ünlü ikinci futbolcusu İspanya’da şampiyonluk kutlamalarında tüm yol boyunca Filistin bayrağı taşıdığı için İsrail devleti tarafından nefreti körüklemekle suçlanıyor. Bu savaşa ve iklim krizine karşı büyüyen hareketin doğrudan bir ifadesi olarak İsrail’in politik yenilgisini bir kez daha gösteriyor. Yaklaşık 21 bin çocuğu öldüren bir soykırım rejimi öldürülen çocukları andığı için bir futbolcuyu nefret yaymakla suçladığında bu rejim çöküş dönemine girmiş ve kamuoyunu işgal politikalarına ikna edecek hiçbir argümanı kalmamış demektir.

Yeni felaket çağının semptomları

Öte yandan küresel düzeyde içinden geçtiğimiz kriz aşırı sağın yükselişi, sağın daha sağ ihtimallere kapıyı aralamasına neden olduğu kadar, Brezilya, Macaristan gibi örneklerde otoriter iktidarların devrilmesine tanık olduğumuz gelişmelerle de tanımlanıyor. Sadece bu iki örnek de değil. Türkiye’de 31 Mart seçimlerine yaptığı etkiden tüm dünyada siyasal alanın eksenini belirleyen Gazze için dev küresel intifada mücadelesine, ilkine birkaç milyon kişi katıldıktan sonra ikincisine en az 8 milyon kişinin katıldığı ABD’de savaşa, göçmen düşmanlığına ve doğrudan Trump’a karşı mücadeleye, oradan Mamdani hareketinin zaferine, Minneapolis’te göçmen düşmanı faşizan saldırganlığa karşı gelişen kocaman bir hareket var. Bu hareket zaman zaman öğrencilerin okul işgalleri, zaman zaman barikatları aşan öğrenci eylemleri, zaman zaman liman işçilerinin İsrail karşıtı grevleri, zaman zaman özellikle Barselona ve İngiltere’de olduğu gibi yüzbinlerce insanın katıldığı savaş karşıtı gösterilerle sürüyor. İşçi sınıfı son 20 yıldır Arap Baharı’ndan meydan işgallerine ve milyonluk grev hareketlerine kadar çok sert siyasal gelişmelere müdahale ediyor ve şekilleniyor. Bu hareketler üzerimize kabus gibi çöken karamsarlığa karşı gerçek bir panzehir sunuyor. İnsanları gezegenin sonunu düşünürken kapitalist sistemin asla sonunun gelmeyeceğini düşündürmeyi başarması ve çeşitli alanlardan “düşünürler” aracılığıyla her on yılda bir işçi sınıfının gücünün aşındığı ve yaşadığımız çağın hiçbir döneme benzemediği yönündeki fikirleri yaygınlaştırmasıyla hayatta kalma süresini uzatmaya çalışıyor. Ama 1999’da Seattle’da başlayan antikapitalist savaş karşıtı hareket şimdi bir kez daha yeni aktivistler kuşağının omuzlarında sert bir savaş-iklim krizi ve kapitalizm eleştirisi halini alıyor.

Kriz içindeki kapitalizm, yapabildiği her yerde LGBTİ , kadın ve göçmen düşmanlığını körüklüyor. Irkçılık, yine krize bir yanıt olarak aşırı fikirlerin sıradanlaştırılırak örgütlenmesi anlamına gelen aşırı sağın üzerinde en çok sörf yaptığı dalgalardan birisi. Ne göçmen düşmanlığı ve ırkçılığa karşı çıkmadan ne de LGBTİ ’ların özgürlüğünü savunmadan, bu kritik iki konuda tavizler verilerek aşırı sağa karşı, faşist hareketlere karşı mücadele edilebilir.

Çoklu krizlere yanıtı biz vermek zorundayız

Çoklu krizlerle tanımlanan bu dönemin yeni felaket çağı olduğu konusunda tam bir fikir birliği içinde olmak çok önemli. 2007-2009 küresel finansal kriz, emperyalist hegemonya alanında yaşanan gerilimler ve hegemonik gücün, ABD’nin gerilemesi, alt emperyalist ülkelerin pervasızca bir askeri yarış içine girmesi, yaklaşan Çin-ABD kavgası, iklim krizinin her düzeyde yarattığı yıkımın ekonomik-yaşamsal-politik sarsıntıları ve kapitalizmin azalan kar oranlarına bağlı uzun süreli yapısal ekonomik krize küresel ölçekte bir çözüm bulmaktan fersah fersah uzakta olması, kakafonik politik gerilimler ve krizlerin eşlik ettiği çoklu krizler dönemini oluşturuyor. Yeni felaket çağı bu krizler döneminin toplam isimlendirmesi ve aşırı sağ bu kriz alanlarının her birine yönelik tepkiyi örgütlemeye ve krizin faturasını ezilenlere ve işçi sınıfına yükleyerek çıkmaya çalışıyor. Bu nedenle, yeni felaket çağının nasıl sonuçlanacağı aşırı sağ ile anti kapitalistler, ezilenler ve işçi sınıfı arasındaki mücadele tarafından tayin edilecek.

Felaket çağında Türkiye’de mücadele

Türkiye’de yaşanan ekonomik, bölgesel ve politik tüm gerilimler ve mücadeleler de yeni felaket çağının karmaşası içinde cereyan ediyor. Türkiye çoklu krizlere politik açıdan şu bağlamlarda savruluyor: 

Otoiter şok dalgaları

1. Öncelikle CHP’yi hedeflemiş görünen ama bu konuda her başarısıyla hukuksuzluğu, adaletsizliği ve........

© marksist.org