menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İklim krizinin çözümü sistemi değiştirmekte

7 0
15.10.2026

Kapitalizmin çoklu krizleri en büyük etkisini iklim ve ekoloji krizinde gösteriyor. Geçtiğimiz yaz Avrupa kıtasını vuran aşırı sıcak dalgaları sonucu 35 bin kişi hayatını kaybetti. Aşırı sıcaklar ve kuraklığın sonucu olarak Eylül ayı sonu itibarıyla Avrupa’da 680.000 hektarlık orman alanı da yanmıştı.

Nepal’de iklim değişimi dağ buzullarının yumuşamasına ve yumuşayan buzulların sel olup köylerin ve kasabaların üzerine çamur yığını olarak devrilmesine neden oldu. Burada da 2 binden fazla kişi saatler içinde hayatını kaybetti. 5 bin kadar kişi de bir aydır kayıp. Onların da çamur yığını altında kalarak öldükleri tahmin ediliyor. 

Üstelik daha en kötüsü yaşanmadı. Pasifik okyanusunda bu yaz oluşmaya başlayan El Nino hava olayının, tarihin gördüğü en kuvvetli El Nino olması bekleniyor. Kasım ayından itibaren etkisini gösterecek Süper El Nino nedeniyle kuvvetli kasırgalar, aşırı yağışlar ve dünyanın kuzeyinde yazın büyük bir kuraklık bekleniyor.  

Bu ay Copernicus İklim Değişikliği Servisi’nin yayınladığı Okyanus Durumu raporu, küresel ısınma sonucu deniz seviyelerinin 1999’dan bu yana yılda yaklaşık 3,8 mm yükseldiğini, 2012 ile 2025 yılları arasında ise bu yükselmesinin yılda 4,2 mm’ye çıktığı belirtildi. Raporda, küresel okyanusların son 40 yılda  daha asidik hale geldiği de belirtiliyordu.

Milimetreler önemsiz gibi geliyor olabilir oysa Pasifik’te deniz seviyesinden sadece 2 ila 5 metre arasında bir yükseklikte olan Tuvalu gibi küçük ada devletleri var ve bu devletler tarihten tamamen silinme riskiyle karşı karşıya. 

Ayrıca dünya nüfusunun ’u denize doğrudan yürüyüş mesafesinde (5 km veya daha az) hayatını sürdürmekte. Ticaretin büyük kısmı da limanlardan yapılıyor. Deniz seviyelerinin birkaç metre yükselmesi demek tüm bu limanlar ve kentlerin yok olması ve yüz milyonlarca kişinin göç etmek zorunda kalması anlamına geliyor. 

En son BM’nin yayınladığı yeni bir rapor da en iyimser senaryoda bile küresel ısınmanın 1,8 °C’yi aşmakta olduğunu ortaya koydu. Yani 2015 yılında imzalanan Paris İklim Anlaşması’na rağmen gezegeni 1,5 derecelik ısınmanın altında tutmak artık mümkün değil demiş oldu BM.

Sorumlu kapitalist sistem

İklim krizinin sorumlusu “birikim için birikim üretim içim üretim” sistemi olan kapitalizm. Kâr elde etmek zorunda olan şirketler ve sürekli olarak büyümek zorunda olan bir sistem kapitalist sistem. 

Fosil yakıt üretimi ve kullanımı da bu sistemin tam merkezinde yer alıyor. Bu nedenle ‘fosil kapitalizm’ diyenler haksız sayılmazlar. Fosil yakıt şirketleri devletlerden en fazla destek alan şirket grubu durumunda. Ayrıca savaş sanayi kompleksi de denilen sektörler arası blokta fosil endüstrisi ile savaş endüstrisi arasında ve de bu iki dev endüstriyi besleyen finans sektörü arasında kurulan blok, savaşları da iklim krizini de durdurmayı imkânsız kılıyor. 

Haziran ayında yayınlanan bir rapor dünyanın en büyük 65 bankasının sadece 2025 yılı içinde fosil yakıt projelerine ve şirketlerine toplam 905 milyar dolarlık finans desteği sağladığını ortaya koyarak bu bloğun ne kadar dev bir parasal güce sahip olduğunu göstermişti. 

Öte yandan........

© marksist.org