menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Meseleleri mesele etmek: İşçi hakları lütuf değildir

14 0
03.05.2026

“Bu dönemde hukuk mu kaldı, adalet mi var?”

Bu cümleyi hemen her gün duyuyoruz. Kendi iç sesimizde bile yankılanıyor. Ancak bu yaklaşım, peşin kaybetmişlerin halet-i ruhiyesinin bir yansıması; kazanılmış hakları korumaya dair mücadeleyi akamete değilse dahi, atalete uğratan bir söylem. “Hukuk yok” diyerek kenara çekilmek, aslında karşı tarafın hukuksuzluktaki pervasızlığına çanak tutmaktan başka bir işe yaramıyor.

Süleyman Demirel bir egemen sınıf savunucusu olarak “meseleyi mesele etmezseniz mesele kalmaz” buyurmuştu. Bizim yapmamız gereken şey, “meseleleri mesele etmekten” vazgeçmemek. Çünkü bugün “kullandırılmayan” veya “çok görülen” tüm haklar, bir zamanlar hayatları pahasına mücadele edenlerin, bu haksızlıkları “mesele edenlerin” bize bıraktığı miraslardır.

Devletin ricacı olduğu düzen

28 Nisan 2026 tarihinde Ahmet Hakan’ın köşesinde İçişleri Bakanı Mustafa Çiftç’nin danışmanı ile yaptığı görüşmeye yansıyanlar, aslında modern bir devletin “hukuk” ile kurduğu ilişkinin nasıl aşındığını gösteren ibretlik bir vaka. Bakan Çiftçi, maden işçilerinin eylemine polisin müdahalesini ve işçilerin alacaklarını konuşmak için işletmeci holdingin patronunu arıyor.

Sonuç? Bakanın “ricasını” kıran yok. Patron “tamam” diyor ve süreç işliyor.

Peki, bu tablo neden bir yönetim “başarısı” olarak sunuluyor? Çünkü devlet, hukuku........

© marksist.org