menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Marquis de Sade perspektifinden Epstein vakası

3 31
11.02.2026

Bu manzara pek çoğumuza Pasolini’nin ‘Salo ya da Sodom’un 120 Günü’ filmini çağrıştırdı ama filmin senaryosu Marquis de Sade’ın kitabına dayanıyordu yani asıl bakmamız gereken yer orası.

Marquis de Sade, 18. yüzyılda yaşamış bir aristokrat ve yazardı. Yazılarının büyük bir kısmı, varlıklı soylulardan oluşan ve temelde ahlakın gereksiz olduğunu, otoritenin, geçersiz olduğunu ve insanların (soylular) tutkularının, özellikle de şehvetlerinin, sonuna kadar peşinden koşmaları gerektiğini savunan bir felsefeyle yaşayan Özgürlükçüler (Libertinler) grubu fikri etrafında yoğunlaşmıştı.

Sadizm sözcüğü O’nun adından geliyor. Fransız Devrimi’nden kısa süre önce, 1785 yılında Bastille’de hapsedildiği sırada, De Sade, ‘Sodom’un 120 Günü’nü yazmaya başladı. Bu roman, dört ahlaksız erkeğin birkaç genç erkek ve kızı satın alıp veya kaçırıp Bavyera kırsalındaki tenha bir kaleye götürmesini ve orada bu gençlere psikolojik istismar, tecavüz, fiziksel işkence yapmalarını ve sonunda öldürmelerini konu alıyor.

Pierre Paolo Pasolini bu romanı filme uyarlarken, De Sade’ın, bu sapkınlıkları bir ‘özgürlük’ ütopyası olarak görmesinin aksine, faşizmin özünde yer alan, iktidarın........

© marksist.org