menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Nostalji ve Diriliş Bayramı

13 0
08.04.2026

Nostalji ve Diriliş Bayramı

Paskalya / Diriliş Bayramı, Hristiyan dünyasında iki ayrı takvime göre kutlanır: biri Gregoryen, diğeri Jülyen takvimi. Farklı doktrinlere mensup Süryani kiliseleri de bu geleneği sürdürür. Aynı dirilişe inanırız; fakat bazen aynı hakikate farklı günlerde ulaşırız.

Şu veya bu takvime göre kutlanıyor olması önemli değildir; günlerin farklılığı özü etkilemez. Asıl mesele, insanın kendi içinde ne zaman dirildiğidir. Diriliş Bayramı’nın hakiki anlamı, onun ruha hitap eden özünü kavrayabilmek ve bu özü, insanın kendi içindeki ikinci doğuşu ihmal etmeden yaşayabilmesidir.

Diriliş; mezarın karanlığını yaran ışığın, insanın içinde bir uyanışa dönüşmesidir. Bu, yeni bir bilinç, yeni bir hayat ve dönüşmüş bir yaşam yolculuğudur. İnsan burada yalnızca değişmez; aynı zamanda içindeki sevgiyi, merhameti ve empatiyi çoğaltarak başkalarının yolunu da aydınlatmaya başlar. Böylece diriliş, yalnızca kişinin kendisinde kalan bir yenilenme değil, çevresine de umut ve ışık taşıyan ruhsal bir dönüşüm hâline gelir.

5 Nisan 2026 Pazar günü Hakkâri’nin Das Vadisi’nde yaptığım konuşmada bu konuya özellikle değindim. Paskalya Bayramı’nın Hristiyanlıkta iki ayrı takvime göre kutlandığını, farklı doktrinlere mensup Süryani kiliselerinin de bu teamüle uyduğunu söyledim. Bunu, gruptaki bazı arkadaşlarımızın bayramını kutlamak ve aynı inancın farklı günlerde de olsa aynı sevgi ve aynı coşkuyla yaşandığını hatırlatmak için dile getirdim. Çünkü aynı bayram farklı tarihlerde kutlansa da, özünde aynı çağrıyı taşır.

İnsan bazen aynı gerçeği bilir; ama onu ancak yıllar sonra hisseder. Bazen bir bayramın anlamı çocuklukta duyulan bir ilahide saklı kalır. Bazen de yıllar sonra, terk edilmiş bir kilisenin taşları arasında yeniden canlanır. İşte o an, yalnızca bir hatıra geri dönmez; insanın içinde uzun zamandır susmuş olan bir parça da yeniden konuşmaya başlar.

Hakkâri yöresine yaptığımız gezide bunu derinden hissettik. Avrupa’da yaşayan Asuri Gençlik Federasyonu üyeleriyle birlikte, öz evlatlarından yoksun kalmış köyleri, yarısı yıkılmış kiliseleri ve bir zamanlar hayat dolu olan vadileri ziyaret ettik. Aynı anda hem sevinci hem de hüznü yaşadık. Çünkü gördüğümüz yerler yalnızca taşlardan ve duvarlardan ibaret değildi; onlar bir halkın hafızası, duası ve........

© Mardin Life