menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dün Söylediklerimle hayal ettiklerim, Bugün Okuduğum Rapor: Meclis’in Tarihî Sorumluluğu ve Terörsüz Türkiye Ufku

10 0
23.02.2026

Dün Söylediklerimle hayal ettiklerim, Bugün Okuduğum Rapor: Meclis’in Tarihî Sorumluluğu ve Terörsüz Türkiye Ufku

30 Temmuz 2009 tarihinde basına yansıyan açıklamalarımda ve akabinde 31 Temmuz 2009’da katıldığım televizyon programında, Türkiye’nin en yakıcı meselesi olan Kürt sorununun çözümünde önyargılardan arınmış, gerçekçi ve kapsayıcı bir yaklaşımın zorunluluğunu ifade etmiştim.çözümsüzlüğün ağır gölgesinin ülkemizin üzerine çöktüğü; güvenlikçi dilin hâkim, temas kanallarının ise son derece sınırlı olduğu bir atmosferdeki konusmalar ilk olarak 30.07.2009 tarihinde Hürriyet’in internet sayfasında yayımlanmış, 31.07.2009 tarihinde ise DHA kaynaklı haberle tekrar kamuoyuna servis edilmiştir. Ayrıca aynı tarihlerde bolgemizde ve komsu ulkelerde yakından takip edilen Roj TV’ye telefon bağlantısıyla katıldığım da basında yer almıştı.O gün söylediğim sözlerin özü şuydu: Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin karşı karşıya olduğu terör ve Kürt meselesi başta olmak üzere tüm kronik sorunların çözüm adresi Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Eğer bir sorunun çözümüne katkı sunacak bir görüş, bir analiz, bir değerlendirme varsa; bu, önyargısız biçimde değerlendirilmelidir. Bu yaklaşım, herhangi bir meşruiyet devri değil; bilakis çözümü milletin iradesinin tecelli ettiği çatı altında arama iradesidir.

O gün, sn cumhurbaskanimiz Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde kamuoyunda yoğun şekilde tartışılan “açılım” süreci bağlamında; Beşir Atalay’ın yürüttüğü temaslara destek verilmesi gerektiğini belirtmiş, çözüm iradesine katkı sunabilecek tüm aktörlerin değerlendirilmesi icap ettiğini vurgulamıştım.Aynı günlerdeki açıklamalarimda, Abdullah Öcalan’ın ortaya koyduğu görüşlerin, eğer gerçekten şiddetin sona ermesine ve toplumsal barışa katkı sağlayacaksa, kategorik bir retle değil, akıl ve kamu vicdanı süzgeciyle ele alınması gerektiğini ifade etmiştim. Bu yaklaşım, ne bir teslimiyet ne de bir meşrulaştırma çabasıydı; bilakis akan kanın durması, anaların gözyaşının dinmesi ve Türkiye’nin demokratik olgunluğunu derinleştirmesi için risk almayı göze alan bir sorumluluk anlayışıydı.Bugün geriye dönüp baktığımda, o günkü atmosferin ne kadar sert, dışlayıcı ve kutuplaştırıcı olduğu daha berrak görünuyor. “Konuşmak” ile “teslim olmak” arasındaki farkın bulanıklaştırıldığı; “çözüm aramak” ile “taviz vermek” kavramlarının eşitlendiği bir dönemdi. Oysa ben, bir vekil olarak, susmanın değil konuşmanın; ertelemenin değil yüzleşmenin; hamasetin değil aklın ve hikmetin yol gösterici olması gerektiğine inanıyordum.

Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde milli birlik ve kardeşlik temelinde yürütülen komisyon çalışmalarının yayımlanan sonuç raporunu büyük bir umut ve sevinçle okudum. Türkiye Büyük Millet Meclisi, milletimizin ortak iradesinin tecelligâhıdır. Bu çatı altında oluşturulan ve tüm partilerin temsil edildiği komisyonun, terörün sona erdirilmesi ve toplumsal huzurun tesis edilmesi amacıyla farklı düşünce kuruluşlarını, sivil toplum örgütlerini ve ilgili kesimleri dinleyerek kapsamlı bir rapor ortaya koyması, ülkemiz adına tarihî bir kazanımdır.Bu rapor, yalnızca teknik bir metin değil; aynı zamanda Türkiye’nin birlikte yaşama iradesinin yazılı ifadesidir. Siyasi farklılıkların üzerinde bir zeminde, ortak aklın mümkün olduğunu göstermesi bakımından hayati önemdedir. Çünkü terör meselesi, bir partinin değil; bir bölgenin değil; bir etnik kimliğin değil, bütün milletin meselesidir.30 agustos 2009 tarihindeki konusmamda, Bu sorunların çözüm adresi sokak değil, silah değil, dış merkezler değil; Meclis’tir demiştim.

01 Ağustos 2009 Cumartesi 00:04     

Demir, “Sorunun çözümüne katkı sunacak aktörlerin dikkate alınması lazım” dedi.

Milletvekili Mehmet Halit Demir de Roj TV’de gün ortasında yayınlanan ‘Roj Aktüel’ adlı programa canlı telefon bağlantısıyla katıldı.

Demir, hükümetin ‘Kürt açılımı’nın umut verdiğini belirterek, “Bu açılımın bölgemiz, Kürt halkı ve ülkenin geleceği için olumlu olacağını umuyoruz. Böyle bir beklenti içindeyiz. Şimdiye kadar ciddi çözüm projeleri olmadı. Ama bugün bütün gerçekleri dikkate alan bir tartışma var. Bu da Türkiye’nin dünyada ülkeleri içinde daha güçlü pozisyon alma bakımından önemli, diğer taraftan bu ülkede yaşayan hakların daha güçlü kardeşlik bağları için önemli açılımlar olacaktır” dedi.

‘DTP’NİN DİKKATE ALINMASI GEREKİYOR'

Demir, sorunun çözümüne ilişkin DTP ile görüşülüp görüşülmemesine ilişkin bir soru üzerine, DTP milletvekilleri ile bölgede ve Meclis’te görüştüklerini ifade ederek şöyle konuştu:“Bu ülkede yaşayan halkların daha uygar bir dünyada yaşaması için birbirimizle diyalog içinde olmamız lazım. Arkadaşlarımızın da bu ülkeyi daha ileri götürmeye yönelik düşünceleri var. Dolayısıyla onların da ortaya koyacağı görüşler önemlidir. Öyle sanıyorum ki, onlar da ortaya koyduğumuz görüşleri değerlendiriyorlardır. Bu ülkenin geleceği her şeyden daha önemli. Hiçbir halkın diğer halkı baskı altına almayan, bir anlayış önemlidir. Bu ülkenin menfaatleri ve geleceği açısından, sorunlar her ne ise ortaya çıkarmak ve bu konuda ortaklaşmak önemli.”

Demir, “DTP işin içinde olacak mı?” sorusuna da, “DTP zaten bu işin içinde, Meclis çatısı altında katkı sunmaya çalışıyor. Bu halkın temsilcisi anlamında görüşleri elbette önemli. Elbette dikkate alınması gerekiyor” diye cevapladı.

Demir, ‘Sayın Başbakanla görüşmeniz oldu mu?’ sorusuna da, “Tabii her partide olduğu gibi parti içinde çalışma mekanizması var. Muhakakki bizde böyle çalışmalar oluyor. Bilgi alış verişi yapılıyor, Bu bilgiler alınıyor, değerlendiriliyor. Bu konuda doğrusu bir takım adımlar atılmaya çalışılıyor. Elbette bu anlamda düşündüğünüz zaman geniş bir camiya ve bilgi alış verişi oluyor” dedi.

AKTÖRLER DİKKATE ALINMALI

Demir, ‘muhataplık’ tartışmalarına ilişkin bir soruya karşılık olarak, “Dolayısıyla elbette onların da ortaya koyacağı görüşler önemlidir. Bizler de bunları takip ediyoruz. Bunlardan faydalanması gerekiyorsa faydalanırız. Bu nokta önemli. Bu ülkede yaşayan halkların geleceği herseyden önemlidir. Halkların varlığı kardeşliği önemlidir. Bir halkın diğer bir halkı baskı almadan çözüm olmalıdır. DTP bu işin içindedir. Altı çizilmesi gerek ülkenin menfati için ne gerekiyorsa onu yapmak lazım. Sorunun çözümüne katkı sunacak aktörlerin dikkate alınması lazım. Sorunun çözümü için bu önemli. İnsanın yaşamı ve herşeyin önünde" dedi. 

AKP'li milletvekili "gerekirse Öcalan" dedi30.07.2009 - 19:48Güncellenme Tarihi11.12.2018 - 14:21• • • AKP Mardin Milletvekili Mehmet Halit Demir, 15 Ağustos'ta bir yol haritası açıklayacağını duyuran Abdullah Öcalan'ın muhatap alınıp alınmayacağına konusunda ilginç bir açıklama yaptı. Demir, "çözüme katkısı olacaksa tüm önyargılardan sıyrılıp herkesin görüşü dikkate alanmalı" dedi.

AKP Mardin Milletvekili Mehmet Halit Demir, İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın Kürt Sorunu ile ilgili getirdiği çözüme herkesimin destek vermesi gerektiğini, çözüm için gerekirse Öcalan ile görüşülmesi gerektiğini söyledi.

Seçim bölgesi olan Mardin'de sivil toplum örgütlerini ziyaret eden Demir, Mardin Gazeteci ve Yazarlar Cemiyeti'ni de ziyaret etti.

Mardin Gazeteci ve Yazarlar Cemiyeti Başkanı Nezir Güneş ve yönetim kurulu üyeleriyle sohbet eden Demir, da gazetecilerin Kürt Sorunu ile ilgili sorularını da yanıtladı.

AKP'li Demir, partilerinin bölgede yıllardan bu yana dillendirilen ancak çözüm konusunda hiçbir tek adımın atılmadığı Kürt Sorunu hakkında İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın açıkladığı söylemlere herkesimin destek vermesini istedi.

Kürt sorunun çözümü önünde bürokrasinin en büyük engeli oluşturduğunu öne süren Milletvekili Mehmet Halit Demir, "Bürokratlar ülkenin meseleleri ile ilgili bu ülkenin gelişim ve değişimi konusunda hiçbir şey yapmamıştır. Bürokrasi, çözümsüzlüğü 'çözüm' olarak kabul ediliyor. Amaç; bir toplumu sindirmek değerlerini yok etmekse olaya bu pencereden yaklaşmak doğru olur. Ama toplumsal mutabakat ve halkların kardeşliği açısından yaklaştığınızda çözümsüzlüğü çözüm olarak algılayan anlayışı bir an önce aşıp çözümü bulmanız gerekir" dedi.

DTP'nin Kürt sorununun çözümüne olumlu katkı sağlaması gerektiğini anlatan Demir, "Bu soruna DTP'lilerin de halkların kardeşliği ve çatışmaların sonlandırılması bakışı ile yaklaşmaları olumlu bir gelişmedir" diye konuştu.

AKP'li Demir, bir soru üzerine isim vermeden Abdullah Öcalan'ı kastederek, "Gerçekçi olmamız lazım. Olaylara önyargı ile yaklaşmamız çözüm sağlamayacaktır. Eğer bu insanın (Abdullah Öcalan) görüşlerini önemli ve çözümlemeleri kayda değer alınıyorsa, kalkınma ve gelişme için çözüm olacağına inanılıyorsa değerlendirilmesinde yarar vardır. Neresi yanlış, neresi doğru bunu kamuoyu ve halkla paylaşırız. Burada sınır koymamak lazım" ifadesini kullandı.•

Milletin seçtiği temsilcilerin bulunduğu yegâne meşru zemin, Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Çözüm burada aranmalı, burada konuşulmalı, burada olgunlaştırılmalıdır.açıklamalarimda kullandığım cümle, bugün de geçerliliğini koruduguna inaniyorum: “Gerçekçi olmamız lazım. Olaylara önyargı ile yaklaşmamız çözüm sağlamayacaktır.”Gerçekçilik, acı hakikatlerle yüzleşme cesaretidir. Sorunun sosyolojik, tarihsel ve psikolojik boyutlarını inkâr ederek değil; onları anlayarak ve dönüştürerek ilerleyebiliriz. Çatışma çözümü literatürü de bize göstermektedir ki, uzun süreli iç çatışmalar yalnız güvenlik tedbirleriyle değil; siyasal, kültürel ve toplumsal reformlarla kalıcı biçimde çözülebilir.Ancak burada altını çizmek gerekir: Devletin meşruiyeti, milletin birliği ve ülkenin bütünlüğü tartışma konusu değildir. Çözüm aramak, bu temel ilkelerden vazgeçmek anlamına gelmez. Bilakis, bu ilkeleri daha sağlam bir zemine oturtma iradesidir.

inanacimizda sulh esastır. “Sulh daha hayırlıdır” (Nisa, 128) buyurulur. Aynı şekilde Hucurât Suresi’nde müminler arasında bir ihtilaf olduğunda aralarının düzeltilmesi emredilir. Bu ilahi ilke, toplumsal barışın ve kardeşliğin yalnız siyasal değil, ahlaki bir yükümlülük olduğunu gösterir.Bu coğrafyada asırlardır birlikte yaşayan halkların arasına nifak tohumları ekmek, ne dinî ne de insani bir tavırdır. Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla bu millet bir bütündür. Kardeşliği güçlendirecek her adım, Allah katında da millet vicdanında da kıymetlidir. Ancak kardeşlik, romantik bir söylem değil; adaletle, eşitlikle ve karşılıklı saygıyla beslenen bir hukuktur.

Son dönemde kamu vicdanında büyüyen huzur talebi, siyasal aktörlerin sorumluluğunu daha da artırmıştır. İnsanlarımız artık çatışma dilinden yorulmuş; evlatlarını toprağa vermekten usanmış; ekonomik ve sosyal enerjisini kalkınmaya yöneltmek istemektedir. Silahın gölgesinde demokrasi gelişmez, yatırım büyümez, özgüven derinleşmez.Örgütün silah bırakmasına yönelik gelişmeler, toplumda temkinli bir iyimserlik oluşturmuştur. Bu noktada Meclis’in temsil gücünü daha görünür kılan, kapsayıcı bir istişare süreci büyük bir elzemdi. Çünkü silahın susması bir başlangıçtı; asıl mesele, kalıcı barışın kurumsallaşmasıdır.

açıklamalarimda, bürokrasinin çözümsüzlüğü bir tür “çözüm” gibi gördüğünü ifade etmiştim. Elbette bu genelleme tüm bürokratları kapsamaz; ancak statükonun kendini koruma refleksi, zaman zaman siyasal iradenin önünde bir fren mekanizması oluşturmuştur. Oysa değişim, kontrollü ama cesur adımlar gerektirir.Siyaset kurumu, milletin taleplerini dönüştürme ve sorunları çözme makamıdır. Eğer siyaset risk almazsa, sorunlar ya ötelenir ya da daha karmaşık hâle gelir. O gün söylediklerim de bu sorumluluk bilincinin bir yansımasıydı.

Ve açıklamalarimda şu temel vurguları dile getirmiştim:

Çözüme katkı sunacak herkesin görüşü önyargısız biçimde değerlendirilmelidir.

Halkların kardeşliği ve toplumsal mutabakat esastır.

Çözümsüzlüğü çözüm gibi gören anlayış aşılmalıdır.

İnsan yaşamı herseyden daha önemlidir.

Ve şu hususların altını çizmiştim:Açılım süreci umut vericidir.

-Meclis çatısı altında diyalog önemlidir.

-Abdullah öcalan dahil Sorunun çözümüne katkı sunacak aktörler dikkate alınmalıdır.

-Ülkenin menfaati her şeyin üzerindedir.

Bu ifadeler, bugün de arkasında durduğum ilkesel bir duruşu yansıtmaktadır.

Türkiye’nin terörsüzleşmesi, yalnız güvenlik birimlerinin değil; siyaset kurumunun, sivil toplumun, akademinin ve kanaat önderlerinin ortak sorumluluğudur. TBMM’de hazırlanan milli birlik ve kardeşlik raporu, bundan sonraki süreçler için güçlü bir yol haritası niteliğindedir. Bu rapor, partiler üstü bir kazanım olarak görülmeli; günübirlik tartışmaların malzemesi yapılmamalıdır.Unutulmamalıdır ki, bu Meclis İstiklal Harbi’ni yönetmiş; imkânsız denilen şartlarda bir devlet kurmuştur. Aynı Meclis, bugün de terörü bitirecek, kardeşliği tahkim edecek iradeye sahiptir. Yeter ki bizler, kısa vadeli siyasi hesapları bir kenara bırakıp milletin uzun vadeli huzurunu önceleyelim.Dün risk alarak söylediğim sözlerin, bugün Meclis zemininde daha geniş bir mutabakatla karşılık bulması, şahsım adına değil; ülkem adına bir sevinç vesilesidir. Çünkü mesele kişiler değil; Türkiye’nin istikbâlidir.Ve ben hâlâ aynı inançtayım:Bu sorunların çözüm adresi bellidir.O adres, milletin evi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir.

Mehmet Halit Demir23. Dönem Mardin Milletvekili


© Mardin Life