Kurtsatar’ın Selanik Tespitleri
Kahramanmaraş Balkan Türkleri Temsilcisi Selçuk Kurtsatar, 1912 - 1923 yılları arasında, Batı Trakya’da ve özellikle de Selanik’te, yoğun bir göç hareketi gerçekleştiğine ve bu göç hareketinin herhangi bir yer değiştirme veya nüfus hareketliliği kesinlikle olmadığına ilişkin tespitte bulunur.
Buna istinaden, “1912 – 1923 yılları arasındaki bu göç hareketi, bir ulusun yıkıntıları arasından ve küllerinden yeniden doğarken evlatlarının ödediği en ağır bedellerden biridir” ifadesinde bulunur.
Kozmopolit Şehir Selanik
20. yüzyılın başında, Selanik’in Osmanlı İmparatorluğu'nun Balkanlar'daki en parlak incisi olduğunu ifade eden ve Selanik'in ticaretin, çok kültürlülüğün, farklı inançların ve yenilikçi fikirlerin bir arada harmanlandığı bir şehir olduğuna ilişkin tespitte bulunan Selçuk Kurtsatar, Selanik’in ayrıca, Avrupa'ya açılan bir kapı olduğuna değinir.
Siz okurlarımın malumunuz üzere, 1910’lu yıllarda, Selanik ayriyeten, işçi örgütlenmesinin en gelişmiş şehriydi. (Esat Beşer. Maraş Gündem Gazetesi. 2 Mayıs 2026)
Birinci Balkan Savaşı ise, ne yazık ki; Selanik'teki bu rüyayı karanlık bir kâbusa dönüştürür.
Selçuk Kurtsatar, 1912 yılının Kasım ayında, tek bir kurşun bile atılmaksızın Selanik’in Yunan Kuvvetleri'ne teslim edilmesinin Selanik şehrinde ve çevre köylerde yaşayan yüz binlerce Türk ve Müslüman için kıyametin başlangıcı olduğundan yakınır.
Selçuk Kurtsatar, Balkan Çeteleri'nin saldırılarının, yağmalamalarının ve köyleri yakmalarının ve katliamlarının bölgedeki Müslüman ve Türk halkının topraklarını terk etmeye zorladığı; bunun üzerine, bölge halkının Anadolu’ya göç etmek zorunda kaldığı açıklamasında bulunur:
“Benim atalarım asla kaçmamışlardır. Ben o insanların kaçacak insanlar olmadıklarını düşünmekteyim. Osmanlı Devleti’nin gücü Batı Trakya’da tükendiği için, o insanlar göç etmek durumunda kalmışlardır. Kaçacak olsalardı, beş yüz bin insan katledilinceye dek beklemezlerdi. Çoktan kaçarlardı.”
En Trajik Kitlesel Göç
Selçuk Kurtsatar, Türk devletinin gücünün Batı Trakya’da artık tükenmesi üzerine gerçekleşen bu zorunlu göçün dünya tarihinin kaydetmiş olduğu en büyük ve en trajik kitlesel göçlerden birini tetiklediği tespitinde bulunur:
“İnsanlar yüzyıllardan beri yaşadıkları topraklarını, atalarının mezarlarını ve hatıralarını geride bıraktılar. Yanlarına ancak taşıyabilecekleri kadar eşya, belki bir yorgan, belki bir somun........
