ÜZÜMÜN BAŞKENTİNDE ŞENLİK
Dünyada yaklaşık 15 bin çeşidi bulunan, yaş haliyle de kuru haliyle de sofralarımızın vazgeçilmezlerinden olan, bir vitamin deposu meyvedir üzüm. Ama üzümün soframıza gelmesi hiç de kolay değildir. Üretimi meşakkatli, zahmetli ve bir o kadar da masraflıdır. Bağcının yıl boyunca verdiği emek, güneşin altında geçen uzun saatler, budaması, ilaçlaması, sulaması, bakımı ve nihayet hasadı… Bir salkım üzümün arkasında büyük bir alın teri vardır. Manisa’mız ise toprağı, iklimi ve yüzyıllardır süregelen bağcılık kültürüyle adeta üzümün başkentidir. Manisa’da bağcılıkla ilişkisi olmayan insan neredeyse yoktur. Bağı olan çoğunluktadır. Bağı olmayanın ise mutlaka eşi, dostu, akrabası ya da komşusu bağcılıkla uğraşır. Çünkü Manisa’da bağcılık sadece bir tarımsal faaliyet değildir. Bağcılık bir kültürdür. Üzüm ise bu kültürün en önemli değerlerinden biridir. Özellikle Sultaniye üzümü denildiğinde akla ilk gelen yerlerden biri Manisa’dır. Manisa ovalarının verimli toprakları ve iklim şartları, üzüm yetiştiriciliği için adeta biçilmiş kaftandır. Ve üzümün Manisa hayatındaki yeri sadece üretimden ibaret değildir. Üzümün hasat zamanı Manisa’da ayrı bir heyecan yaşanırdı. Ağustos ayının ortalarından sonra bağlarda başlayan hasatla birlikte şehirde de farklı bir hareketlilik başlardı. Üzümler toplanır, kurutulur, yaş üzüm kuru üzüme dönüşür, ardından çuvallanırdı. Bu yoğun emeğin yanında şenlikler yapılır, kutlamalar düzenlenirdi. İnsanlar hem yılın........
