menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

HALKIN BAYRAMI SAVAŞA, SERMAYENİN SAVAŞI BAYRAMA MI EVRİLİYOR?

6 0
18.03.2026

Bayram denildiğinde insanlığın ortak hafızasında küskünlerin barışması, çocukların sevinci, sofraların paylaşılması, uzakların yakın olması, kırgınlıkların onarılması…, gelir. Ama artık dünyanın birçok yerinde savaş pazarları oluşturularak  “silah baronları bayram ediyorlar” 

Bir yandan;  eski model silahları satıp envanterlerine yeni teknolojiyi  silah denemeleri  yaparak, askerlerine deneyim kazandırarak savaş üzerinden oluşturdukları sermayenin bayramını yapanlar… 

Bir yanda üzerlerine bombalar yağarken bayram namazına gidenler, bir yanda füzelerle vurulmuş şehirlerin enkazından çıkan insan bedenleri… İki bayram -    Savaş sanayi ve ganimetleri toplayanların sermaye artışını izlerken   “ bayram edenler.”  -    Bayram sabahı heyecanıyla uyuyup, bayram sabahı evine düşen bombalarla ölüm uykusuna dalanlar.  r.  Bugün insanlık çok ağır bir çelişkinin içinden geçiyor: Bayramlar savaşa mı evrildi, yoksa savaşlar mı bayramlara dönüştürüldü?

BU NASIL İNSANLIK?  Bir tarafta şarapnel parçalarıyla param parça olmuş bedenleri izleyerek savaş ganimeti toplayanlar, diğer tarafta bu aymazlığı seyredenler. 

• Silah üreticileri için her yeni çatışma yeni sipariş demek. • Askeri-sanayi komplekslerinin büyümesi demek.. • Yeni füze sistemleri, yeni mühimmatlar, yeni savunma paketleri demek. • Yeni pazar demek. • Bir ülkenin yıkımı sürerken, savaş baronlarının  ve savaş mühendisliği yapanların şirketlerinin bilançosunda büyüme demek.

Silah baronları  “bayram yapıyor.”

Savaş uzadıkça yalnızca cephaneler değil, başka sektörler de büyüyor. • ilaç endüstrisi savaş bölgelerinde yeni pazarlar buluyor. • Yaralılar, travmalar, salgınlar, göç dalgaları… • İlaç sanayi bayram yapıyor. • Finans merkezleri de savaşın dilini çok iyi biliyor. • Amerikan borsa endeksi yükselirken, başka coğrafyalarda açlıktan,  yoksulluktan ölümler yaşanıyor • Televizyonlarda tam ekran   borsa  dalgalanmaları grafikleri verilirken, savaş haberleri ekran bantından akıyor. İSLAM ALEMİNDE NASIL BAYRAM YAPILACAK?  Filistin, Irak, İran, Suriye, Lübnan…, halkları çocuklarına  bayramlık değil kefen arıyor. Ortadoğu’da bayram demek: Ölümden sağ çıkabilmek, bir lokma ekmek bulabilmek, enkaz altında kalmamak, çocuğunu kaybetmemek demek,   hayatta kalabilmek, yaşam mücadelesi demek...   evleri başlarına çökmesi demek, iİnsanların işsiz kalması demek, aç ve yetim kalan çocukların kaçırılıp organlarının alınıp, kanlarının içilmedi demek, tecavüz demek…

Daha ağır olanı:: Yıllardır kimi zaman mezhep, ulus, milliyet  adına, kimi zaman  küresel güçlerin kurduğu denklem adına İslam coğrafyasında Müslüman halklar   birbirleriyle çatışıyor, savaşıyorlar  veya bir ülke diğerine karşı küresel güçlerin figüranı oluyorlar. Ama sonuç değişmiyor: Kaybeden ülke  halkları oluyor. Kazanan ise sermaye oluyor. Bayram savaşa, savaş da küresel sermayenin  bayramına dönüşüyor.

Müslüman ülkelerin sorumluluğu: Yıllardır İslam coğrafyasında ortak bir barış dili üretilemedi. • Kimi ülkeler kendi iç krizleriyle meşgul. • Kimi bölgesel rekabet içinde. • Kimi küresel dengeler nedeniyle sessiz. Sonuçta halklar aynı acıyı yaşarken siyasal merkezler ortak bir vicdan hattı yerine sermayelerini petrol- gaz hatı  kuruyorlar. Savaş sürerken temenni ile barış sağlanmaz. 1-    Siyasi irade gerekir. 2-    Ahlaki cesaret gerekir. 3-    Toplumların da medya üzerinden kendilerine sunulan savaş diline teslim olmaması gerekir. 4-    Her patlamanın arkasında bir insan hayatı olduğunu unutmamak gerekir. 5-    Her haritanın altında gerçek bir ev olduğunu görmek gerekir. 6-    Her askeri analizden önce bir annenin gözyaşını hatırlamak gerekir. Bir halkın acısını başka bir halkın siyasetine teslim edilmemeli.  • Bir çocuğun yaşamı bütün diplomatik hesaplardan üstünde tutulmalı. • Çocuklar korkuyla uyanmamalı. • Anneler enkaz başında beklememeli. • Halklar açlık - ölüm arasında bırakılmamalı

Ortadoğu bugün en çok  ihtiyaç duyulan: -    Barış… -    Vicdan… -    Hoşgörü… -    Sınıfsal, siyasal örgütlülük ve emperyalizmin ülkelerden sökülüp atılmasıdır. -     Savaşı kazanca dönüştüren küresel sermayeye -  faşist saldırı, savaş ve işgallere   karşı halkların birlikte mücadelesidir… 

Bayram sabahı siz torunuza, çocuklarınıza, yeğenlerinize elinizi öptürüp, anlından öperek bayram harçlığı vereceksiniz. Savaşı yaşayan anneler, babalar…,  feryat ederek tırnaklarıyla savaşın bıraktığı enkazı kazıp çocuğunu çıkarmaya  çalışıyor olacak!  SAVAŞI ÇIKARANLAR BARIŞI SAĞLAMAZLAR!  Savaş baronları pazar paylaşımı üzerinden anlaşmaya varır, adına barış derler.  Barış bir ülkede bir başka ülkenin askeri üstlerinin sökülüp atılmasıyla,  bir ülkede diğer ülkelerin yer altı ve yer üstünü talan etmesinin son bulmasıyla,  küresel sermayenin işçi ve emekçileri kölelik koşullarında çalıştırıp emek sömürüsüne son verilmesiyle,  ülke halklarının kendi kaderini tayin edecek hak ve özgürlüklerin kazanılmasıyla oluşur. Milli sanayi, tarım ve hayvancılığın geliştirip, yabancı sermayenin sökülüp atılarak,  tüketici toplum olmak yerine üreten toplumla olur. Farklı ulus, milliyet ve inançlardan halkların hak ve özgürlükleriyle  birlikte yaşamasıyla olur.  Dünyayı kapitalist sömürüye,  Ortadoğu’da bayramları kana bulayan barbarlığa teslim etmeyelim.  Hak ve özgürlükleri için, ülkesinin ekonomik ve siyasi bağımsızlığı için mücadele etmeyenler, vicdan ve ahlak tan bahsedemezler.  Ne yapmalı?  -    Ya, insanı, doğayı, ülkeyi yok eden sermayenin savaşında yer alma,  destek olma, işbirliği onursuzluğunu taşımak -    Ya da, sermaye savaşına karşı: Ülke, doğa, insani değeri yaşatan, ahlakılı, vicdanlı olup, hak ve özgürlükleriyle onurlu yaşamak! Hadi hayırlısı…


© Manisa Meydan Gazetesi