Ev kadınlığından istifa
Ev kadınlığından istifa
Yaz aylarında İstanbul sosyetesi Bodrum’a akın ediyor ya... Ayıptır söylemesi, ben de Bodrum’dayım. Ama bol yıldızlı lüks otellerde değil, kendi evimde. Güya tatile geldim. Deniz, güneş, plajlar... Gezecek, kalan vaktimde de bol bol kitap okuyacak, dinlenecek, keyif yapacaktım.
İlk hafta yerleşme telaşı, temizlik, eksiklerin tamamlanması, tamir, mutfak alışverişi ile geçiyor. Tam “Oldu” diyorsunuz. Bir bakıyorsunuz, yine başa dönmüşsünüz. Ev yine pislenmiş, dağ gibi çamaşır... Yeni eksikler çıkmış, yine alışveriş... Yemek deseniz, mutfak tam mesai çalışıyor.
Açık hava ve deniz iştah açıyor. Benim oğlan da iştahlı, maşallah. Daha sofradan kalkmadan “Atıştıracak ne var?” diye mutfağa uğruyor. Eksik olmasınlar, arkadaşları da geliyor.
Bir bardak su içen, bardağı lavabonun yanına bırakıyor. On beş dakika sonra bir bardak daha... Daha günün sonu gelmeden bütün bardaklar lavaboda.
Ev topla, yemek yap, bulaşık, çamaşır... Derken gün bitiyor. Biri çıkıp “Bugün ne yaptın?” diye sorsa,........
