menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Basın ve özgürlük

23 0
26.07.2026

İnsanlık tarihi boyunca iktidarlar yalnızca toprakları yönetmek istemedi, bilgiyi de yönetmek istedi.

İnsanların neyi bileceğine, neyi konuşacağına ve neyi sorgulayacağına karar vermek, çoğu zaman ordulardan bile daha etkili bir güç sağlar.

İşte sansürün tarihi de tam böyle başladı.

İlk yazılı belgelerden beri yöneticiler hoşlarına gitmeyen bilgileri yasakladı, kitapları toplattı, yazarları sürgüne gönderdi.

Matbaanın Avrupa’da yayılmasıyla birlikte bilgi ilk kez geniş kitlelere ulaşmaya başlayınca sansür de sistemli bir devlet politikası hâline geldi.

Kilise, krallıklar ve imparatorluklar yüzlerce yıl boyunca hangi kitapların okunacağına, hangi düşüncelerin dile getirilebileceğine karar verdi.

Tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur.

Sokrates düşüncelerinden dolayı ölüme mahkûm edildi, Galileo bilimsel görüşleri nedeniyle Engizisyon tarafından yargılandı. Yüzyıllar boyunca kilisenin hazırladığı yasak kitaplar listesine yüzlerce eser girdi. 1933’te Nazi Almanyası’nda binlerce kitap meydanlarda yakıldı, Sovyetler Birliği’nde muhalif yazarlar susturuldu.

Osmanlı’da da durum farklı değildi.........

© Korkusuz