menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

TÜİK'in yeni enflasyon rakamları ve emekli maaşının erimesi

19 1
08.01.2026

TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu), 5 Ocak’ta 2025 yılı Aralık ayı enflasyonunu aylık yüzde 0,89, yıllık ise yüzde 30,89 olarak açıkladı. Aynı dönem için ENAG’ın (Enflasyon Araştırma Grubu) Aralık ayı enflasyon rakamı yüzde 2,11, yıllık enflasyonu ise yüzde 56,4 oldu. İki kurum arasında var olan bu rakam farkı, yalnızca bir hesaplama farkı değildir; bu durum TÜİK’in artık kamu güvenini büyük ölçüde kaybettiğini ve siyasi iktidarın etkilerinden bağımsız veri üretme kapasitesinin sorgulanır hâle geldiğini ortaya koyuyor.

TÜİK, geçmiş yıllarda yaptığı gibi bu yıl da kamu çalışanları ve emeklilerin maaş oranlarının belirleneceği ayların (Ocak, Temmuz) bir veya iki ay öncesinin enflasyon rakamlarını, var olan gerçek enflasyonun aksine çok düşük göstermeye devam etti.

TÜİK’in özellikle Haziran ve Aralık ayı verileri, hissedilen enflasyonu ve halkın gerçek harcama kalıplarını yansıtmaktan uzak. Halkın en çok etkilendiği gıda, doğalgaz, kira, ulaşım ve elektrik gibi harcama kalemleri vatandaşın bütçesinde büyük bir yer tutarken, TÜİK’in açıkladığı sepette bu kalemlerin ağırlıkları düşük kalıyor. TÜİK’in her yılbaşında belirlediği, halkın tüketim alışkanlıklarını yansıtan 400–500 ürün ve hizmet çeşidinden oluşan mal ve hizmet sepetinde yer alan ürünlerin güncelliği, çeşitliliği ve gerçek tüketim alışkanlıklarını ne kadar yansıttığı da net değil. Açıklanan verilere güven azaldıkça, ekonomik gerçeklik algısı da yıkılıyor, açlık ve yoksulluk görünmez hâle getiriliyor.

Çalışanların ve emeklilerin maaş artışlarının son yıllarda özellikle enflasyon oranlarına endekslenmesiyle TÜİK, verilerinde makyaj yapma eğilimini artırdı. Düşük enflasyon verileri, artık maaş zamlarını kontrol altında tutmak ve olumlu ekonomik algıyı yönetmek için stratejik bir araç olarak kullanılıyor.

Emekçiler ve emekliler için bir refah paylaşım göstergesi olmayan enflasyon, hükümet bütçesi açısından kontrol edilmesi gereken giderdir. Sahadaki hayat pahalılığı ile TÜİK’in resmî rakamları arasındaki fark büyüdükçe, asıl yük emekçilerin ve emeklilerin sırtına yükleniyor. Gerçek enflasyonun gizlenmesiyle yüksek kiraların ve diğer malların fiyatları düşmüyor. Emekçinin alım gücü düşüyor, yoksulluk kalıcı hâle geliyor.

TÜİK tarafından açıklanan enflasyon verilerine göre milyonlarca memur ve memur emeklisinin maaş zam oranı (enflasyon farkı) yüzde 18,60, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin alacağı zam oranı ise yüzde 12,19 oldu. Ayrıca 2026 yılının ilk yarısında memur taban aylıklarına 1000 lira ilave artış yapılacak. Memur emeklileri ise 1000 liralık artıştan hizmet süreleriyle orantılı olarak yararlanacak. SSK ve Bağ-Kur emeklileri maaş artışını doğrudan enflasyon farkına göre, memur ve memur emeklileri ise toplu sözleşmeden kaynaklı yüzde 11’lik artışa enflasyon farkının (yüzde 7,6) eklenmesiyle zamlı maaştan yararlanabiliyor. Gerçek anlamda ödenecek enflasyon farkı, bir zam değil, önceki dönemde oluşan alım gücü kaybının kısmi telafisi anlamına geliyor.

Emeklilerin ücret artışına ilişkin çelişkili uygulama da hâlâ devam ediyor. SSK’lı ve Bağ-Kur’lu emekli şu soruyu soruyor: “Memur ve memur emeklilerine yapılan zamda toplu sözleşme artışı eklenirken, biz neden TÜİK’in enflasyon rakamlarına mahkûm ediliyoruz? Hâlbuki aynı fırından ekmek alıyor, aynı pazardan da alışveriş yapıyoruz.”

Emekli maaş sisteminde faturaları ödeyen kesimler arasında adım adım oluşturulan kurumsallaşmış bir gelir adaletsizliğine bir çözüm bulunması şarttır.

TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarına göre en düşük memur........

© Kısa Dalga