menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sözden eyleme geçilmeli, Kıbrıs’ta artık iki devletli anlaşmanın yolunun açılması için gereği yapılmalıdır

9 0
24.09.2026

Öncelikle vurgulamalıyım ki Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın BM Genel Kurulu toplantısındaki konuşması her bakımdan mükemmel idi. Sayın Erdoğan, son dört yılda olduğu gibi bu kez de Birleşmiş Milletler kürsüsünden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması çağrısını yineledi. Bu, kuşkusuz sevindirici, önemli ve yararlı bir tavırdır. Ancak artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir: Bu çağrının arkasında hangi somut adımlar olacaktır? Çünkü yalnızca BM kürsüsünden yapılan güçlü açıklamalarla Kıbrıs politikasında yeni bir dönem başlatmak mümkün değildir. Sözün arkasının gelmesi gerekir. Federasyon formülü artık Türkiye’nin politikası değilse…

Türkiye uzun süredir federasyonu Kıbrıs sorununun çözüm modeli olarak görmediğini açıkça ortaya koyuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan da bunu çeşitli uluslararası platformlarda ifade ediyor. O hâlde Türkiye’nin Kıbrıs politikasında önemli bir çelişkinin ortadan kaldırılması gerekir. Bir taraftan iki devletli çözüm, egemen eşitlik ve KKTC’nin tanınması savunulurken, diğer taraftan Birleşmiş Milletler’in Kıbrıs’a ilişkin mevcut çerçevesinin değiştirilmesi için yeterli siyasi ve diplomatik girişimde bulunulmaması anlaşılması güç bir durumdur. BM Güvenlik Konseyi’nin 186, 541 ve 550 sayılı kararları ile Genel Sekreter’in Kıbrıs’taki iyi niyet misyonu, bugüne kadar yürütülen müzakere düzeninin, Türkiye’nin “artık olmaz” dediği federal çözümün temel unsurları arasında yer almıştır. Türkiye artık federasyonu çözüm modeli olarak kabul etmiyorsa, bu çerçevenin de sorgulanması gerektiğini dünyaya açık biçimde anlatmalıdır. Ankara’nın resmî politikası şu netlikte ortaya konulabilir: Federasyon formülü alınacak yeni BM kararlarıyla ortadan kaldırılmadıkça ve KKTC ile Kıbrıs Rum Yönetimi egemen ve eşit iki devlet olarak kabul edilmedikçe, Türkiye herhangi bir yeni müzakere sürecine katılmayacak, destek vermeyecektir. Bu yalnızca hükümet açıklaması olarak kalmamalı; devlet politikasının bütün kurumları tarafından aynı kararlılıkla ortaya konulmalıdır.

BM’ye “tanıma” çağrısı yapıp rutine devam edilemez

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne ve garantör ülke İngiltere’nin Başbakanı’na, “KKTC’nin Kıbrıs Rum Yönetimi ile eşit statüsünü ve egemenliğini kabul edin.” deniliyor. Bu doğrudur. Ancak aynı zamanda BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs kişisel temsilcisinin, yıllardır sürdürülen federasyon eksenli diplomatik mekanizmanın yeni halkalarını oluşturmasına da itiraz edilmesi gerekir. Aksi hâlde ortaya garip bir tablo........

© Kıbrıs Gazetesi