menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Cumhurbaşkanı Erhürman’ın New York öncesi çelişkileri…

11 0
20.09.2026

Cumhurbaşkanımız Sayın Tufan Erhürman’ı eleştirmek durumunda kalmak istemiyorum.

Ancak Kıbrıs konusunu 43 yıldır yakından izleyen, okuyan, araştıran biri olarak, gördüğüm bazı çelişkileri kamuoyuyla paylaşmayı halkımıza karşı bir görev sayıyorum.

Amacım Sayın Cumhurbaşkanımızın çözüm arayışını sabote etmek değildir.

“Çözümsüzlük çözümdür” anlayışını savunmak da değildir.

Ben Kıbrıs konusunun, hülyalara ve gerçekleşmesi mümkün olmayan vaatlere kapılmadan, mevcut gerçekler, bölgemizde ve dünyada yaşanan gelişmeler dikkate alınarak ve Kıbrıs Türk halkının bugüne kadar elde ettiği kazanımlar korunarak, kader birliğimiz olan Anavatanımız Türkiye’nin hak ve menfaatlerine halel gelmeksizin, adada var olan iki devletin iş birliği temelinde sonuçlandırılmasını istiyorum.

63 yıldır Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi eliyle sürdürülen ve Kıbrıs Türk halkının uluslararası alanda ciddi sorunlarla karşı karşıya bırakılmasına neden olan haksızlık ve hukuksuzlukların artık bir son bulması gerektiğine inanıyorum.

İşte tam da bu nedenle, Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Sayın Mehmet Dânâ’nın son açıklamalarında ve yürütülen süreçte bazı ciddi çelişkiler gördüğümü ifade etmek zorundayım.

Metodoloji kabul edilmeden öz konuşulabilir mi?

Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu dört maddelik metodolojinin temel amacı neydi?

Crans-Montana ve öncesinde yaşananlardan ders çıkararak, yeni bir müzakere sürecine girilmeden önce Kıbrıs Türk tarafının bazı temel koşullarının kabul edilmesini sağlamak…

Sayın Cumhurbaşkanı daha önce açıkça, “Görüşmek başka, müzakere başka” demedi mi?

Metodoloji kabul edilmeden görüşmeler yapılabileceğini, ancak müzakereye başlanamayacağını söylemedi mi?

Peki, o zaman son liderler görüşmesinden sonra yapılan açıklamalarda neden Güven Yaratıcı Önlemler, metodoloji ve öze ilişkin konuların ele alındığı belirtiliyor?

Burada sorulması gereken çok basit bir soru var:

Müzakere başlamadıysa, müzakerenin özünü oluşturan konular neden konuşuluyor?

Neden BM’ye yakınlaşmalar için belge hazırlaması konusunda ses çıkarılmıyor, “Dur, önce metodolojide anlaşalım” denmiyor?

Hani siyasi eşitliğimiz ve bunun olmazsa olmazı dönüşümlü başkanlık, tartışma konusu olmaksızın kabul edilmeliydi?

Şimdi siz öze ilişkin konulara geçince Rum da “toprak, garantiler, mülkiyet” konularındaki tavrınızı ortaya koymanızı talep etmeyecek mi?

Elbette iki lider görüşebilir.

Elbette iletişim kanalları açık tutulabilir.

Elbette karşılıklı düşünceler paylaşılabilir. Ancak bunun ilk etapta sadece Güven Yaratıcı Önlemler ve metodoloji konusunda olması gerekirdi. Sayın Cumhurbaşkanı böyle demişti.

“Müzakere başlamadı” deniliyor ama müzakerenin özünü oluşturan konular görüşülüyor.

Bu durum, ortaya konulan metodolojinin siyasi ağırlığını ve........

© Kıbrıs Gazetesi