Güzellik aynaya bakıp güzel görünmekten, çok daha derin bir konu….
Her insan gibi benim de yaşama geldikten sonra tanıdığım ilk koku, anne kokusudur.
İnsan çocukluğunun bazı görüntülerini unutur. Bazı sesler belleğin derinliklerinde kaybolur. Ama kokular kolay kolay kaybolmaz. Bir koku gelir, sizi alır onlarca yıl geriye götürür. Benim için anneciğimin kokusu da öyledir.
Hayatta bugünkü anlamıyla konforun olmadığı yıllardı. Hayat basitti. İmkânlar sınırlıydı. Ama sevgi, yoklukların çok önündeydi.
Yazımı hüzünle ıslatmak istemem. Ancak anneciğim 47 yaşında evlat acısı yaşadı.
Evlat acısının tarifi var mı? Bence yok.
O günden sonra 1916 Köfünye doğumlu adı Afet, anneciğimin eskisi gibi coşkuyla güldüğünü hatırlamıyorum. 1974, 1 Haziran’ında ölene kadar saçlarını boyadığını da hatırlamam. İpek gibi, beyaz, gümüş parlaklığında saçları vardı.
Ne kadar ilginçtir… Elbette saçlarını kestirirdi ama nereye gidip kestirdiğini belleğimde bulamıyorum. Lefkoşa’nın hemen dibindeki Küçük Kaymaklı’da yaşıyorduk. Erkek berberlerinin varlığını hatırlıyorum ama kadınların bugünkü anlamda düzenli gittiği kuaförler belleğimde........
