Devlet, iki yakasını bir araya getirmeye çalışırken…
2026 yılının ilk altı ayını geride bıraktık. Takvim yaprakları yedinci aya döndü. Şimdi gözler bir kez daha hayat pahalılığı oranına çevrildi. Henüz resmi açıklama yapılmamış olsa da, hesaplamalar ve ekonomik göstergeler altı aylık hayat pahalılığı oranının büyük olasılıkla yüzde 18 dolaylarında olacağını gösteriyor.
Oran açıklandığı anda da alışılmış tartışmalar başlayacak. Kimin maaşı ne kadar artacak? Düşük maaş alan ne kadar alacak? Yüksek maaş alan ne kadar alacak? Aradaki fark ne olacak?
Bu konuda daha önce çok kez yazdım, bugün yine aynı noktadayım.
Hayat pahalılığı ödeneği bir maaş artışı değildir.
Hayat pahalılığı ödeneği, dar ve sabit gelirli insanların satın alma gücünde meydana gelen kaybın bir bölümünün telafi edilmesidir. Başka bir ifadeyle, cebinizden alınan paranın bir kısmının geri verilmesidir.
Halk arasında kullanılan bir benzetmeyle söylersek, kaybolan eşeğin bulunmasıdır. Kimse eşeğini bulduğu için zengin olmaz. Sadece kaybettiğini geri almış olur.
Asıl mesele hayat pahalılığı ödeneği değildir. Asıl mesele hayat pahalılığının kendisidir.
Pahalılığı kontrol altına alamadığınız sürece, hayat pahalılığı ödeneği kalıcı bir refah artışı yaratmaz. Bir taraftan maaşlara ekleme yaparsınız, öteki taraftan market raflarındaki fiyatlar daha hızlı yükselirse vatandaş yine aynı noktaya gelir.
........
